Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Düşünce

Yardımcı Üreme Tıbbı

Yayın Tarihi: 06.02.2026

1. Sorun

“Bana çocuk ver, yoksa öleceğim!” (Yaratılış 30:1) ifadesi günümüz okuru için ilk bakışta yabancı görünebilir. Ancak bu sözler, Türkiye’de hâlâ birçok çiftin, özellikle kadınların deneyimlediği derin arzuyu ve baskıyı yansıtmaktadır.1 Kısırlık, eşler arasında büyük gerilimlere yol açabilir; Rahel’in yaşadığı gibi kıskançlık, öfke, üzüntü ve yalnızlık duygularını ortaya çıkartabilir. Bu tür duygusal yükler eşlerde strese, utanca ve depresyona yol açabilmektedir. Çocuk sahibi olma isteği insan olmanın doğal bir parçasıdır ve hiçbir şekilde kınanacak bir durum değildir.

Tıptaki bu ilerlemeler, cevaplanması gereken yeni etik soruları da beraberinde getirmiştir.

Bugün, Rahel’in aksine, tıbbî girişimlerle bu isteği yapay yollarla gerçekleştirme imkânına sahibiz. 1978 yılında doğan ilk “tüp bebek” Louise Brown’dan bu yana dünya genelinde yaklaşık 10 milyon çocuk bu yöntemlerle dünyaya gelmiştir.2 Tıptaki bu ilerlemeler, cevaplanması gereken yeni etik soruları da beraberinde getirmiştir. Çocuk sahibi olma arzusunu gerçekleştirmek adına tıbbi destekli üreme etik açıdan savunulabilir mi? Çok yönlü bir meseleyi tek açıdan ele almanın güçlüğünün yanında, bu soruya etik açıdan uygun bir yanıt bulmaya çalışmak gerekmektedir.

1960’larda cinselliğin üremeden ayrı görülmeye başlanması, çiftlerin çocuk sahibi olma kararının değişmesine zemin hazırlamıştır. Çocuk sahibi olma arzusu bu ayrışmayla ortadan kalkmamış, sadece bu isteğin gerçekleşme zamanı ertelenmiştir. Günümüzün “tamamlanmış” veya “başarılı” bir yaşam anlayışına hâlâ çocuk sahibi olmak dâhildir; ancak cinsel devrimin beraberinde bu istek ciddi ölçüde geciktirilmiştir. İnsanlar kariyere ve cinsel ilişkilere daha açık hale gelmiş, ancak bunun “olumsuz” sonuçlarına –örneğin kariyer öncesi çocuk sahibi olmaya– katlanmaya daha az razı olmuştur.3 Bu ertelenmiş çocuk isteği, kısırlığı kontrollü ve aşılabilir kılan tıbbi destekli üremeye talebi artırmaktadır.

Bu nedenle hem doğum kontrol yöntemleri hem de yardımcı üreme teknikleri, “tatmin edici bir yaşam” için başvurulması gereken erdemli araçlar olarak görülmeye başlanmıştır. Burada faydacı etik anlayışı açıkça görülür: Kadınlar doğum kontrolü ve üreme teknolojileri sayesinde daha uzun süre çalışabilir, kariyer hedeflerini gerçekleştirebilir. Daha sonra çocuk sahibi olmak istediklerinde, doğal olarak mümkün olmayacak kadar ileri yaşlarda dahi bu arzularını yerine getirme imkânına sahip olurlar. Böylece otonom mutluluk arayışı iki yönden desteklenmektedir: İstenmeyen sonuçlardan arındırılmış cinsellik ve ancak hazır hissedildiğinde çocuk sahibi olma imkânı.4

Bu durum devlete de sosyoekonomik açıdan paradoks yaratır: Devlet bir yandan kadın erkek eşitliğini teşvik ederken, diğer yandan vergi ve emeklilik sistemini sürdürecek yenidoğan sayısına ihtiyaç duymaktadır.5 Devlet, paradoksun etkisini hafifletmek adına kimi zaman üremeye yardımcı teknolojinin maliyetlerinin bir kısmını üstlenir. Ancak bu noktada daha da karmaşık hâle gelir; zira çalışan çiftlerin çoğunlukla devlet kurumlarından ziyade “tüp bebek merkezleri”ni tercih ettiği anlaşılmaktadır.6 Peki, çiftlerin çocuk sahibi olma arzusunu gerçekleştirmelerini sağlayan hangi tıbbî yöntemler vardır?

Faydacı bir etik anlayışıyla hem doğum kontrol yöntemleri hem de yardımcı üreme teknikleri, tatmin edici bir yaşam için başvurulması gereken erdemli araçlar olarak görülür.

2. Tıbbi Yöntemler

Çocuk sahibi olma arzusunun yerine getirilmesinde, kullanılan yöntem ile izlenen yol arasında bir ayrım yapılmalıdır. Yöntemler; spermin rahme enjekte edilmesinden (in vivo) döllenmemiş yumurtaların dondurulmasına (vitrifikasyon) kadar çeşitli uygulamaları içerir. Yaygın kullanılan yöntemlerden biri, yumurta hücrelerinin laboratuvar ortamındaki bir petri kabında sperm ile döllenmesidir (in vitro). Aşağıda, genel bir tıbbi bakış açısı elde etmek amacıyla çeşitli döllenme yöntemleri ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.7

In vivo fertilizasyon: Rahim içinde gerçekleştirilen yapay döllenmedir. Bu yöntemde sperm hücreleri kadının üreme organlarına aktarılır; rahim bu aktarımın standart hedef bölgesidir.

In vitro fertilizasyon (IVF): Hormonal uyarı ile yumurtalıklar, yumurta hücresi artışına ve olgunlaşmaya teşvik edilir. Yine hormonlarla tetiklenen yumurtlamanın ardından yumurta hücreleri anne adayının vücudundan çıkarılır. Sperm hücreleri ise mastürbasyon yoluyla ya da mikrocerrahi yöntemlerle elde edilir. Toplanan yumurta hücreleri döllenerek birkaç gün boyunca kültür ortamında geliştirilir. Embriyo transferi genellikle döllenmeden 2 veya 5 gün sonra yapılır. Çoğul gebelik riskini azaltmak amacıyla çoğunlukla bir embriyonun transfer edilmesi önerilir.

İntrazoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI): Sperm hücrelerinin hareketliliğinin bozuk olduğu veya sperm sayısının düşük olduğu durumlarda uygulanır. Bu yöntemde tek bir sperm hücresi mikromanipülatör yardımıyla doğrudan yumurta hücresinin içine enjekte edilir. Mikroskop altında belirli morfolojik ölçütlere göre sperm seçimi yapılabilmesi etik açıdan tartışmalara yol açmaktadır; ancak bu konu bu makale kapsamında ele alınmayacaktır.

In vitro fertilizasyon hem anne adayı hem de bebek açısından riskler taşır.

IVF hem anne adayı hem de bebek açısından riskler taşır. Ayrıca tıbbi müdahalelerin yalnızca yaklaşık %30 oranında gebelikle sonuçlandığı ve bunların da yalnızca yarısının canlı doğumla neticelendiği unutulmamalıdır.8 IVF’nin bebek açısından başlıca riskleri arasında artan ölçüde kalp kusuru riski, erken doğum ve hafif yüksek kan basıncı sayılabilir.9 Anne adayı açısından, ovaryal hiperstimülasyon sendromu (OHSS), çoğul gebelik, dış gebelik (embriyonun rahim dışında yerleşmesi), enfeksiyon ve duygusal stres gibi riskler görülebilir.10

Embriyoların araştırma amaçlı kullanımında ülkeler arasında farklı yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Araştırma amacıyla embriyo oluşturulması çoğu ülkede yasaktır; genellikle IVF süreci sonucunda oluşan ihtiyaç fazlası embriyolar araştırmalarda kullanılmaktadır. Bu da her zaman yasal değildir.

Hem in vivo hem de in vitro uygulamalarda homolog (sperm ve yumurta hücrelerinin eşlerden gelmesi) ve heterolog (sperm ve/veya yumurta bağışı) döllenme arasında ayrım yapılabilir. Homolog döllenmede bizzat çift gamet sağlayıcısıdır. Homolog döllenmenin işe yaramadığı veya mümkün olmadığı durumlarda (örneğin eşcinsel çiftlerde), çocuk sahibi olma arzusunu karşılamak için başka yöntemlere başvurulabilir (sperm bağışı, yumurta bağışı, taşıyıcı annelik). Bağış söz konusu olduğunda döllenme heterolog olarak adlandırılır; çünkü çocuk genetik açıdan en az bir “yabancı” genom yarısı taşır.

Embriyo transferinden önce, ülkeye göre değişmekle birlikte, embriyonun belirli genetik bozukluklar açısından incelenmesi mümkündür. Preimplantasyon genetik tanı (PGT) kapsamında döllenmeden 4–5 gün sonra embriyodan bazı hücreler alınarak kalıtsal yapı laboratuvarda incelenir. Amaç, ağır bir genetik hastalık durumunda embriyo transferini gerçekleştirmemek, böylece örneğin düşük veya gebelik sonlandırmasını engellemektir. Kullanılan diğer bir yöntem de kutup cisimciği tanısıdır; bu işlem transferden önce gerçekleştirilir. Kutup cisimcikleri, mayoz bölünme sırasında yumurta hücreleriyle birlikte oluşan küçük hücrelerdir. Bu yöntemle yumurta hücresinin kromozom dağılımında meydana gelmiş hatalar dolaylı biçimde tespit edilebilir.

Laboratuvar ortamında elde edilen hücreler ve embriyolar dondurulabilir, atılabilir veya araştırmalara tahsis edilebilir.

Transfer edilmeyen ve laboratuvar ortamında elde edilen hücrelerin ya da embriyoların akıbeti ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Bu hücreler ve embriyolar dondurulabilir (kriyoprezervasyon), atılabilir (yani yok edilebilir) veya araştırmalara tahsis edilebilir. Embriyo veya hücre dondurulduğunda, daha sonra ihtiyaç hâlinde çözdürülerek kullanılabilir. Bu imkân, hamileliği ertelemek veya başarısız bir deneme sonrası yeniden şansını denemek isteyen çiftler için seçenek sunar. Bununla birlikte, embriyo ve döllenmemiş yumurtaların muhafazasında çoğu ülkede 5–10 yıl arasında yasal bir süre sınırı bulunmaktadır.11

Son yıllarda, özellikle anneden çocuğa aktarılabilecek hastalıkları engelleme amacıyla üç ebeveynli yöntemler de denenmektedir.12 Bu yöntemde annenin hücre çekirdeği, çekirdeği çıkarılmış bir donör yumurta hücresine aktarılır. Daha sonra bu yumurta döllenir ve rahme yerleştirilir. Embriyonun genetik materyalinin büyük bölümü biyolojik ebeveynlere aitken, mitokondriyal DNA donöre aittir. İlk üç ebeveynli bebek 2016 yılında dünyaya gelmiştir.13 Peki Türkiye’deki hukuki durum nedir?

3. Hukuki Durum

Yapay döllenme yöntemleri bu denli çeşitliyken her durumu etraflıca ve hakkıyla ele alabilmek için açık ve net yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.14 Türkiye’de IVF yöntemiyle doğan ilk bebek 1989 yılında dünyaya gelmiştir; bu tarih, dünyadaki ilk IVF doğumundan yaklaşık 12 yıl sonradır. O tarihten bu yana bu yöntemle pek çok bebek dünyaya gelmiş olmakla birlikte, kaç bebeğin bu şekilde doğduğuna dair resmi ve kamuya açık veriler paylaşılmamaktadır.15 Ancak Türkiye’nin, IVF bebeklerinin sayısı açısından küresel ölçekte önemli bir konuma sahip olduğu düşünülmektedir.16

Türkiye “sağlık turizmi” sektöründe bu alanda da tercih edilen bir ülkedir; bu durum IVF tedavileri için de geçerlidir. Bunun temel nedeni, Avrupa ve ABD’ye kıyasla tedavi maliyetlerinin daha düşük olması ve başarı oranlarının yakın seviyelerde bulunmasıdır. Ancak yasalar Batılı ülkelere göre daha sıkıdır; bu da sağlık turizmine her zaman avantaj sağlamamaktadır. Tıbbi maliyetler yaklaşık $2000–$7000 dolar civarındadır (Ağustos 2024’teki kura göre ₺66.000–₺231.000) ve örneğin ABD’ye kıyasla oldukça düşüktür.17

Türkiye’de IVF hakkı sadece evli çiftlere tanınmıştır.

Buna karşılık Türkiye’de IVF tedavilerine ilişkin yasalar oldukça katıdır. Tıbbi destekli üremeye ilişkin yasal haklar ilk kez 1987 yılında “İnvitro Fertilizasyon ve Embriyo Transferi Merkezleri Yönetmeliği” (1987 ÜYTE Yönetmeliği) ile düzenlenmiştir. IVF hakkı yalnızca evli çiftlere tanınmıştır (dolayısıyla eşcinsel çiftler ve bekarlar kapsam dışındadır).18 Sperm, yumurta veya embriyo bağışı yasaktır.19 Preimplantasyon genetik tanı (PGT) uygulanmasına izin verilmekte, ancak örneğin cinsiyet seçimi gibi embriyo seçimi yapılmasına izin verilmemektedir.20 Embriyo transferinde, tedavinin kaçıncı kez denendiğine ve anne adayının yaş ve sağlık durumuna bağlı olarak belirli sayıda embriyo transfer edilebilir; bu sayı bir denemede en fazla iki embriyodur21 ve 2018 yılında bazı durumlarda üçe çıkarılmıştır.22

Transfer edilmeyen fazla embriyolar araştırmalarda kullanılamaz ve en geç beş yıl içinde imha edilmek zorundadır.23 Düşük maliyetlere rağmen, bu işlemlerin başarı oranları diğer ülkelerle benzer düzeydedir ve yaklaşık %40 civarındadır; ancak yaş faktörü —beklendiği üzere— başarı şansını belirgin biçimde düşürmektedir.24 Sağlık uygulama tebliği (SUT) tarafından belirlenen yönergelere göre, Türkiye’de sağlık sigortası ilk denemede maliyetin %30’unu, ikinci denemede %25’ini, üçüncü denemede ise %20’sini karşılamaktadır.25 Bu destek yalnızca 23 ile 39 yaşları arasındaki kadınlara sunulmaktadır.26

4. Hristiyan-Etik Perspektifi27

Bu noktada, temelde, “üremeye yardımcı teknoloji”nin kullanılıp kullanılamayacağı sorusu ele alınmalıdır. Yapay döllenme, Hristiyan etik açısından genel olarak değerlendirmeye alınabilir mi?28 Karar ne olursa olsun, düşük “başarı oranı”, tıbbi riskler ve yüksek maliyetler dikkatli değerlendirme gerektirir. İstatistiksel olarak bakıldığında, yapay döllenme tedavisi gören kadınların yalnızca %18’i çocuk sahibi olabilmektedir.29 İleri yaşlarda bu oran daha da düşmektedir.30 Buna henüz finans sorunlar dâhil değildir. Sağlık sigortası maliyetlerin %30’unu karşılıyor olsa bile (en fazla üç tedavi döngüsü için), tedavinin kendisi yine de yaklaşık $600–$2100 dolar civarına mal olmaktadır.31 Daha da caydırıcı olan, anne ve bebek için ortaya çıkabilecek tıbbi risklerdir. Kadının ve çiftin yaşayacağı psikososyal yük de hafife alınmamalıdır.32

Çift tüm risklere rağmen tedaviyi değerlendirmek istiyorsa, karar öncesinde etik sorular irdelenmelidir.

Tedavi süreci bütün dikkati beklenen bebeğe yöneltse de çift açısından umutları ve sorunları hakkında konuşmakta zorlanma gibi güçlükler yaşanabilir; çünkü konu toplumda bir utanç sebebi olarak görülmektedir. Sık hormon tedavileri, sık klinik kontrolleri, yumurta toplama işlemleri, anestezi, embriyo transferi, mahremiyetin azalması, yüksek tansiyon ve erken doğum riskinin artması, ilişki içi gerginlikler, bitmek bilmeyen bekleyiş gibi unsurlar sürecin ayrılmaz parçalarıdır.33 Beklenen çocuk için dahi ciddi riskler mevcuttur. In vitro fertilizasyon yoluyla meydana gelen gebeliklerde yüksek tansiyon riski belirgin şekilde artmaktadır. Gelişimsel bozukluklar, nörolojik kusurlar ve artmış doğumsal anomali oranları da çocuk için tehlike oluşturmaya devam etmektedir.34

Çift tüm bu sayılan risklere rağmen tedaviyi değerlendirmek istiyorsa, karar öncesinde etik sorular irdelenmelidir. Üçlü Birlik olan Tanrı’nın yaratıcı eylemi ve insanın Tanrı’nın sureti oluşu bu noktada büyük rol oynar. Tanrı’nın sureti olan insan, yaratılış üzerinde hükmetme çağrısı almıştır (Yar. 1:27–28). Bu çağrı, verimli olmayı ve çoğalmayı da içermektedir (Yar. 1:28). Ancak düşüşten sonra artık her çift çocuk sahibi olamamaktadır. Teknolojik yardım, insanı düşüşün olumsuz sonuçlarının bir kısmını telafi edebilir hâle getirmiştir (ölüm hiçbir zaman tamamen aşılmayacaktır); böylece çocuk sahibi olma arzusu (ki bu arzunun kendisi yanlış değildir) karşılanabilir. Tıbbın Tanrı’nın amaçlarıyla uyumlu şekilde kullanılması insanlık için bir berekettir. Bu nedenle, Tanrı’nın yasasıyla çelişmediği sürece yapay döllenme, yaratılış teolojisi sınırlarının aşılması olarak görülmez.35

Yeni Ahit’te, imanlının Mesih aracılığıyla kazandığı yeni aidiyet ilişkisi vurgulanır. Hristiyanları birbirine bağlayan unsur kan bağı değil, vaftizdir (1Ko. 12:13; Ef. 2:18). Aileye evlat edinilerek dahil oluruz. Hristiyanlar için Tanrı’nın çocukları olmak, biyolojik çocuk sahibi olmaktan daha değerlidir. Çocuk sahibi olmanın “tamamlanmış bir yaşam” anlamına geldiği düşüncesi, yerini “Tanrı’nın çocukları olmak” perspektifine bırakır; gerçek anlamda dolu yaşam budur. Müjde, biyolojik olarak Tanrı’nın çocukları olmamız değil, evlatlık yoluyla O’nun çocukları sayılmamızdır.36

Çocuk sahibi olma arzusunun kendisi yanlış değildir; ancak bu arzu ahlakı saptırmaya başladığında erdem dışı hâle gelir. Sınır, çocuğun bir armağan olmaktan çıkıp bir hak iddiasına dönüşmesidir.37 Ya da “birinin” “bir şeye” indirgenmesidir.38 Embriyolar, insanın tasarrufuna tabi nesneler değildir.39 Çocuk sahibi olmak, bir ilişki eyleminin (cinsel birlik, hamilelik ve doğum) meyvesidir; rasyonel hesapların ürünü değildir.40 Eşler arasındaki sevgi eylemi, bileşenlerine ayrıştırılacak mekanik bir süreç değil, bütünsel bir birlik olarak anlaşılmalıdır. Üreme yalnızca fizyolojik bir süreç değildir; beden ve ruhun birlikteliğini ifade eden iletişimsel bir pratiktir; bir yapma veya üretme eylemi değildir. IVF sürecinde tam da bu birlik ve iletişim boyutu ortadan kalkmaktadır. Üreme, evlilik içi sevgi eyleminden koparılarak teknik bir müdahaleye indirgenmektedir.41

IVF sürecinde üreme, evlilik içi sevgi eyleminden koparılarak teknik bir müdahaleye indirgenmektedir.

Embriyoların (yani insanların) öldürülmesine yönelik yöntemler –fetüs öldürme (fetosid), embriyo seçilimi ve ihtiyaç fazlası embriyo üretimi gibi– etik açıdan savunulamazdır.42 Bu nedenle embriyolar atılamaz, yok edilemez veya araştırma nesnesi olarak kullanılamaz.43 Homolog in vivo döllenmenin yaşamı sonlandırma yasağına karşı gelmediği gerçeği göz önüne alındığında, etik açıdan uygun ve kabul edilebilir olduğu düşünülebilir; ancak yine de problemli olarak değerlendirilebilir. Zira Hristiyanlar yaşamın onurunu korumak ister ve embriyoyu insan olarak tanımayan nesneleştirme eğilimine karşı çıkar. Bu tutumu, değeri “başarıya” göre ölçen ve embriyoları nesne olarak gören bir sistemde sürdürmek son derece zordur.44 IVF ve in vivo için geçerli olan başka bir etik sorun, döllenmenin cinsel eylemin bütünlüğüne müdahalesidir. Heterolog döllenmede sperm ve/veya yumurta bağışı söz konusudur; bu durum cinsel ilişkinin bütünlüğünü bozar ve kalıcı bir sonuç (çocuk) doğurur.

5.   Özet

Bir evli çiftin çocuk sahibi olma arzusu anlaşılabilir ve yanlış değildir. Bununla birlikte, yardımcı üreme tekniklerinin beraberinde getirdiği yüksek maddi, psikolojik ve zamansal maliyetler dikkatle değerlendirilmelidir.45

Tıbbi destekli üreme, Hristiyan etiği açısından iman hayatı anlayışımıza derinlemesine nüfuz eden insan yaşamı, topluluk, evlilik ve Hristiyan değerleri konularında birçok ciddi soruyu yüz üstüne çıkartan bir uygulamadır. Temel soru, uygulanan tekniklerin Hristiyanlar olarak olmak istediğimiz topluluk anlayışıyla ne ölçüde uyumlu olduğu konusudur.

Çocuk sahibi olma arzusu, çocuk armağanını bir hak talebine dönüştürerek onu ticari bir nesneye indirgememelidir. Hristiyan etiği, duygusal iyileşme ve yönlendirme açısından değerli bir bakış açısı sunar; imanlı çiftlere gerçek ve tam tatminin bir çocuğun doğumunda değil, Tanrı’nın çocukları olduklarını ve sadece bundan ötürü hâlihazırda kutsanmış oldukları bilincine sahip çıkmayı vurgular. Tanrı’nın ailesine biyolojik bağla değil, Mesih’in kanının bağıyla dahil oluruz.

Uygulanan tekniklerin Hristiyanlar olarak olmak istediğimiz topluluk anlayışıyla ne ölçüde uyumludur?

Bu bilince sahip Hristiyanlar olarak, öldürme yasağına ve cinsel eylemin bütünlüğüne saygı göstermekle yükümlüyüz. Özellikle in vitro fertilizasyon, embriyoların öldürüldüğü durumlarda öldürme yasağını ihlal edebileceğinden ötürü etik kaygılar uyandırmaktadır. Bu yöntemin uygulanması, ancak en büyük çekinceyle ve açık şekilde düzenlenmiş koşullar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Heterolog döllenme daha da büyük endişeler doğurur; çünkü cinsel ilişkinin bütünlüğüne kalıcı biçimde müdahale eder. Donör katılımıyla gerçekleşen yöntemler, bu nedenle etik açıdan reddedilmeye yatkındır.

Buna karşılık homolog in vivo döllenme, ne öldürme yasağını ihlal eder ne de evlilik bütünlüğünü kalıcı biçimde zedeler; bu sebeple etik açıdan daha az sorun teşkil eder. Yine de embriyoların nesneleştirilmesini teşvik eden bir sistemi desteklediği için risk taşımaya devam eder. Homolog in vivo döllenme, yukarıda açıklanan nedenler dolayısıyla tümüyle reddedilmemekle birlikte, Hristiyan etiği çerçevesinde hassasiyetle ele alınması gereken bir konudur.

Tüm bunlarla birlikte, üreme teknolojilerinin imkânlarının, yaşamın temel gizemini ve dokunulmazlığını aşamayacağı gerçeği kabul edilmelidir. Çiftlerin bu inanışla tıbbi destek yöntemine başlasa dahi süreç içinde tehlikeleri azımsayarak tüm sistemin “başarı” elde etme odağına çekilmesi sık görülen bir durumdur. “Bana çocuk ver öleceğim” sözü yerine “Dediğin gibi olsun,” “Her durumda yol göstereceğine güvenim var”, “Yolundan sapmamak için sözlerini aklımda tutarım” tutumu, Hristiyan etiğinin net ve Tanrı’yla aynı adımda yürümeye kararlı olma ifadesi önerisidir.

  • 1K. Dittmann, “Künstliche Befruchtung,” Ethikinstitut  https://ethikinstitut.de/bio-medizinethik/ethische-und-theologische-perspektiven-zur-kuenstlichen-befruchtung/ > (30.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 2G. David Adamson vd., “How many infants have been born with the help of assisted reproductive technology?”, Fertility and Sterility, 124/1 (2020), s.40-50.
  • 3Christiane Woopen, Die „Natur des Menschen“ als Maßstab für die Reproduktionsmedizin, in Giovanni Maio, Jens Clausen, Oliver Müller (Ed.), Mensch ohne Maß? Reichweite und Grenzen anthropologischer Argumente in der biomedizinischen Ethik (Angewandte Ethik 6) (Freiburg, Almanya: Herder, 2003), s.288–302, özellikle s.289–291. Christoph Raedel, Gender. Von Gender-Mainstreaming zur Akzeptanz sexueller Vielfalt, 3.bas., (Gießen, Almanya: Brunnen, 2022).
  • 4Jochen Sautermeister, “Identität im Werden – Herausforderungen der Fortpflanzungsmedizin aus theologisch-ethischer Sicht”, ZfmE 62 (2016), s.91-106.
  • 5John Rawls’ın adalet teorisine göre devletin görevi, toplumdaki tüm insanlar için adil koşullar sağlamaktır. Bu, eşit temel hakların güvence altına alınması ve sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin toplumun en dezavantajlı kesimlerinin yararına olacak şekilde düzenlenmesi anlamına gelir (John Rawls, Eine Theorie der Gerechtigkeit (STW 271), Frankfurt am Main, Almanya: Suhrkamp, 1979.). Ancak bu görev etiği, en çok sayıda insana en yüksek mutluluğu sağlamayı hedefleyen faydacı etik ile çatışma halindedir. Faydacı yaklaşım, yeni doğan bir çocuğu devlet açısından en yüksek mutluluk potansiyeli olarak görür. Rawls’ın yaklaşımı bireysel onur ve adaleti vurgularken, faydacı etik kolektif mutluluk maksimizasyonunu önceliklendirir; bu, bireyin aleyhine dahi olsa.
  • 6Stanley Hauerwas, “Theological Reflection on in Vitro Fertilization”, Suffering Presence: Theological Reflections on Medicine, the Mentally Handicapped, and the Church (Notre Dame, Indiana: Indiana University Press, 1986), s.142-158.
  • 7Aşağıdaki açıklamalar, halihazırda tıp eğitimini sürdüren ve önümüzdeki yıllarda tezini tamamlayacak olan İlyas Korahoğlu’na aittir. Metnin arka planındaki emek ve zahmeti için kendisine en içten teşekkürlerimi sunarım. Aksi bir kaynak belirtilmediği sürece Michael Amrani ve Rudolf Seufert, Gynäkologische Endokrinologie und Kinderwunschtherapie: Prinzipien und Praxis (Berlin: Springer, 2023) adlı kitap esas alınmıştır.
  • 8Dittmann, “Künstliche Befruchtung”, Ethikinstitut  https://ethikinstitut.de/bio-medizinethik/ethische-und-theologische-perspektiven-zur-kuenstlichen-befruchtung/ > (30.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 9Stefan Wolff, “In Vitro Fertilization Technology and Child Health,” Deutsches Ärzteblatt International  https://www.aerzteblatt.de/int/archive/article?id=211864&src=search > (30.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 10“In Vitro Fertilisation (IVF),” Hirslanden  https://www.hirslanden.ch/en/corporate/treatments/in-vitro.html#complications >(30.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 11F. Matthew Eppinette, “Should Christians Celebrate Expanding Access to IVF?”, The Gospel Coalition.  https://www.thegospelcoalition.org/article/expanding-access-ivf/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi). F. Matthew Eppinette, “Tiny, Vulnerable Lives: What Should We Do with Hundreds of Thousands of Frozen Embryos?”, World News Group.  https://wng.org/opinions/tiny-vulnerable-lives-1714520459 > (31.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 12Hanna Carolina Moreira Farnzei vd., “Three-parent babies: Mitochondrial replacement therapies”, JBRA Assist. Reprod. 24/2 (2020), s.189-196.
  • 13Jessica Hamzelou, “A Brief History of ‘Three-Parent Babies’,” MIT Technology Review  https://www.technologyreview.com/2025/07/18/1120383/a-brief-history-of-three-parent-babies/ >(31.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 14Serap Şahinoğlu ve Nuket Büken, “Gender, Infertility, Motherhood, and Assisted Reproductive Technology (ART) in Turkey”, Human Reproduction and Genetic Ethics 16/2 (2010), s.218-232, özellikle s.219.
  • 15Beril Nisa Yaşar ve Füsun Terzioğlu, “Yardımcı Üreme Tekniklerinde Perinatal Sonuçlar”, Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi 19/2 (2016), s.139-144.
  • 16Yaşar ve Terzioğlu, “Yardımcı Üreme Tekniklerinde Perinatal Sonuçlar”, s.139-144.
  • 17“IVF Kosten in der Türkei,” IVF Turkey  https://ivfturkey.com/de/IVF-Kosten-in-der-Türkei/ > (30.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 18Ertunç Mega, Özlem Yenerer Çakmut, Gürkan Sert, Pınar Ata ve Fulya İlçin Gönenç, “Türkiye’de Tıbbi Yardımla Üreme Tedavisine Erişim ve Üreme Hakları”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 8/1 (2021), s.273-293, özellikle s.282-286.
  • 19Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete, 30.09.2024, sayı: 29135.
  • 20Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete, 30.09.2024, sayı: 29135.
  • 21Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete, 06.05.2010, sayı: 27513.
  • 22Mega, Çakmut, Sert vd., “Türkiye’de Tıbbi Yardımla Üreme Tedavisine Erişim ve Üreme Hakları”, s.286vd.
  • 23Hamide Tacir, “Yaşama Hakkı Kapsamında Yaşamın Başlangıcı,” Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi 19/1 (2013), s.1301–1320, özellikle s.1312.
  • 24“Tüp bebek tedavisinde başarı oranı,” Glayzer  https://www.glayzer.org/post/tup-bebek-tedavisinde-basari-orani > (30.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 25“Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”, Resmî Gazete, 24.03.2013, sayı: 28597.
  • 26Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği, SUT 2.4.4 I-1 (24.03.2013).
  • 27Marco Hofheinz, Gezeugt, nicht gemacht: In-vitro-Fertilisation in theologischer Perspektive (Ethik im Theologischen Diskurs 15) (Zürich: LIT, 2008).
  • 28Farklı bir sonuca ulaşan görüşler de bulunmaktadır: M. E. Cingi ve F. Yiğit, “Yardımcı Üreme Tekniklerinde Etik,” Maltepe Tıp Dergisi 4/4 (2012), s.10–13.
  • 29IVF yöntemiyle çocuk sahibi olmaya çalışan çiftlerin %93’ü hamile kalamamaktadır: “Embryology Written Answer,” UK Parliament  https://publications.parliament.uk/pa/ld201213/ldhansrd/text/130108w0001.htm > (31.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 30Adamson vd., “How many infants have been born with the help of assisted reproductive technology?”, s.40-50.
  • 31Dittmann, “Künstliche Befruchtung”,  https://ethikinstitut.de/bio-medizinethik/ethische-und-theologische-perspektiven-zur-kuenstlichen-befruchtung/ > (30.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 32Şahinoğlu ve Büken, “Gender, Infertility, Motherhood, and Assisted Reproductive Technology (ART) in Turkey”, s.220vd., s.222vd.
  • 33Matthew Eppinette, “To Evangelicals: IVF Bioethical Questions to Grapple With,” The Christian Post  https://www.christianpost.com/voices/to-evangelicals-ivf-bioethical-questions-to-grapple-with.html > (31.10.2025 tarihinde erişildi). Emily A. Ibrahim, “How Moms Can Care for Women Experiencing Infertility,” The Gospel Coalition  https://www.thegospelcoalition.org/article/moms-care-women-infertility/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi). Muhtemelen bu sebeple, IVF tedavisinden geçmiş çiftlerde boşanma oranı diğer evli çiftlere göre iki kat daha yüksektir, bkz. Theresia Maria de Jong, Babys aus dem Labor: Segen oder Fluch? (Weinheim, Almanya: Beltz, 2002), s.17.
  • 34E. Tuğdar ve M. A. Tokat, “Yardımcı Üreme Teknikleri ve Fiziksel Aktivite”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi 8/1 (2015), 32-35; ayrıca bkz. Heribert Kentenich vd., “Aktueller Stand der Reproduktionsmedizin”, ZfmE 62 (2016), s.75-89, özellikle s.79-80.
  • 35Craig M. Gay, “The Elimination of the Human within the Technological Society,” in Michael Lamb ve Brian A. Williams (dü.), Moral Theology and the Practices of Ordinary Life (Washington, D.C.: Georgetown University Press, 2019), s.103–116.
  • 36Matthew Lee Anderson, “The Biblical Case Against IVF,” First Things  https://firstthings.com/the-biblical-case-against-ivf/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi).[/fn Tam bu noktada, farklı sebeplerden dolayı çocuk sahibi olamayan çiftler için umut verici bir teoloji ortaya çıkar: Biyolojik çocuk sahibi olmak bir Hristiyan’ın nihai hedefi değildir; evlat edinme, çocuk sahibi olmanın değerli ve kutsal bir yolu olarak ön plana çıkar. Bu yaklaşım, ebeveynleri çocuk “yaratmak” yerine zaten var olan bir çocuk için aile olmaya yönlendirir.Rosaria Champagne Butterfield, Wenn die Bekehrung zur Katastrophe wird: Der Weg einer Professorin für Queer-Theorien zum Glauben an Jesus Christus (Greven, Almanya: Solid Rock, 2024), s.186–204.
  • 37Bu tartışma, Hartmut Rosa’nın eserlerinde geliştirdiği kavramlaşmayı üreme tıbbıyla ilişkilendirmek için iyi bir çıkış noktası sunar, bkz. Hartmut Rosa, Resonanz. Eine Soziologie der Weltbeziehung (Berlin: Suhrkamp, 2018); aynı yazar, Unverfügbarkeit (Wien: Residenz Verlag, 2019). Rosa, monografilerinde günümüzü “dünyanın erişilebilir hâle getirilmesi” süreci olarak açıklar ve bunu dört boyutta analiz eder:

    1. Görünür kılma: Hem in-vivo süreçlerde ultrasonla hem de in-vitro bağlamda embriyo araştırmalarıyla geliştirilen teknikler sayesinde, gelişimsel aşamalar her zamankinden önce görünür kılınmakta; bilgiler düzenli olarak geliştirilmekte ve optimize edilmektedir.

    2. Fiziksel olarak erişilebilir ve elde edilebilir kılma: Embriyoların in-vitro üretilebilirliği ve insan üreme hücrelerinin kriyo-korunumu bu alana örnektir.

    3. Kontrol edilebilir ve yönetilebilir kılma: Embriyolar artık laboratuvarda kalite kriterlerine göre seçilmekte veya elenebilmektedir. Keza belirli genetik hataların germ hattında düzeltilmesi yönünde de girişimlerde bulunulmaktadır. Bunun yanında, bazı ameliyatların hamilelik sırasında başarıyla uygulanabilmesi de bu kategoridedir.

    4. Kullanıma sunma: Dünya genelinde yumurta ve sperm bankalarının yanı sıra taşıyıcı annelik uygulamaları, üreme hücrelerini ve süreçlerini kullanıma açık hâle getirmektedir (bkz. Markus Zimmermann, Entscheidungen in Grenzsituationen. Medizin und Gesundheitsethik in theologischer Perspektive (Studien zur theologischen Ethik 167) (Basel: Schwabe, 2024), s.283–287).

    Ancak tam da bu “dünyayı erişilebilir kılma” çabası, dünyanın bizden gitgide uzaklaşmasına yol açmakta ve bu durum büyük bir hayal kırıklığı üretmektedir, bkz. Rosa, Unverfügbarkeit, s.37–47; dü. Giovanni Maio, “Der Anfang des Lebens zwischen Schicksal und Planbarkeit,” Abschaffung des Schicksals? Über die Notwendigkeit, das Unabänderliche annehmen zu lernen (Freiburg, Almanya: Herder, 2011), s.260–327.

  • 38Wolfgang Huber, Der gemachte Mensch: Christlicher Glaube und Biotechnik (Berlin: Wichern, 2002), s.24 vd.
  • 39Özellikle tıp alanındaki makalelerde, insanın test edilen, değerlendirilen ve sıralanan bir nesneye dönüştürüldüğü görülmektedir (Chrysoula Anagnostopoulou et al., “Oocyte Quality and Embryo Selection Strategies: A Review for the Embryologists, by the Embryologists,” Panminerva Medica 64/2 (2022), s.171–184.  https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35179016/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 40Anderson, “The Biblical Case Against IVF,” First Things.  https://firstthings.com/the-biblical-case-against-ivf/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi).
  • 41Manfred Spieker, “Menschenwürde und In-vitro-Fertilisation: Zur Problematik der Zertifizierung der Zeugung,” ZfmE 51 (2005), s.343–357, özellikle s. 350; ayrıca bkz. EKD, Zur Achtung vor dem Leben. Maßstäbe für Gentechnik und Fortpflanzungsmedizin. Synoden-Kundgebung (Berlin, 1987), 11; Donum Vitae, “Instruktion über die Achtung vor dem beginnenden menschlichen Leben und die Würde der Fortpflanzung,” Vatican.va.  https://www.vatican.va/roman_curia/congregations/cfaith/documents/rc_con_cfaith_doc_19870222_respect-for%20human-life_ge.html > (30.10.2025 tarihinde erişildi); ayrıca bkz. Henry T. Greely, The End of Sex and the Future of Human Reproduction (Cambridge, Massachusetts: Harvard University Press, 2016).
  • 42Bu noktada Kant’ın “kategorik imperatif”inden söz edilebilir. Aklı olan tüm insanlar öldürülmek istemediklerini bilir. Kant buradan öldürme yasağının kategorik emir olduğu çıkarımında bulunur. İnsanın onuru, yaptığı işlerde değil, insan olmasında yatar. Bu nedenle öldürme yasağı tüm insanlık için bağlayıcıdır (embriyolar da öldürülemez; çünkü onlar akıl sahibi bireylere dönüşebilecek potansiyele sahiptir ve bu yüzden saygı gösterilmesi gereken bir onurları vardır). Dolayısıyla embriyoların ölümüne yol açan her tür döllenme biçimi, ödev etiği açısından kabul edilemez.
  • 43Tüp bebek yöntemini savunanlar, doğal yolla gerçekleşen hamileliklerde de embriyoların kaybolduğunu söyleyerek, laboratuvar ortamındaki embriyo kaybının da normal kabul edilebileceğini öne sürmektedir (G. E. Jarvis, “Early Embryo Mortality in Natural Human Reproduction: What the Data Say,” PubMed Central  https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC5443340/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi). Annalisa Merrelli, “Embryo Loss Is Integral to IVF: Alabama’s Ruling Equating Embryos with Children Jeopardizes Its Practice,” STAT News  https://www.statnews.com/2024/02/22/alabama-frozen-embryo-ruling-threatens-ivf-clinics/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi). Rachael Robertson, “Why Discarding Embryos Is Inherent to the IVF Process,” MedPage Today  https://www.medpagetoday.com/obgyn/infertility/108932 > (31.10.2025 tarihinde erişildi). Ancak doğal süreçte istenmeden yaşanan bir kayıp ile laboratuvarda sonucu en baştan bilinen bir işlemin uygulanması arasında ahlaki bir fark vardır. Bugün dünyada tüp bebek yöntemiyle oluşturulmuş milyonlarca embriyo dondurulmuş bir şekilde beklemektedir (Jessica Hamzelou, “Inside the Strange Limbo Facing Millions of IVF Embryos,” MIT Technology Review  https://www.technologyreview.com/2025/01/13/1109922/inside-the-strange-limbo-facing-ivf-embryos/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi). Teknolojik ilerlemeler ve yöntemin yaygınlaşmasıyla bu sayı her geçen gün artmaktadır. Bu durum, Hristiyanlar için ciddiyetle üzerinde durulması gereken bir sorun hâline gelmelidir.
  • 44Çocuğun varoluşu, “araçsal aklın” (M. Horkheimer) teknik tasarruf ve hâkimiyet bilgisine borçlu hâle gelir. Bu bebeklerin varoluşunun başlangıcı, ebeveynlerin iradesine ve üreme mühendisinin bilgisine bağlıdır. Oysa bu tarz bir eylem, insan onurunun temel unsuru olan ilişkilerdeki eşitlik ve özgürlük simetrisine aykırıdır (bkz. Jürgen Habermas, Die Zukunft der menschlichen Natur. Auf dem Weg zu einer liberalen Eugenik? (Frankfurt am Main: Suhrkamp, 2005), s.62). Bu da çocuğun, varoluşuna insan onuruna uygun bir yolla başlama hakkı olduğu anlamına gelir; yani “ebeveynlerin evlilik içindeki özgün sevgi ifadesinin bir meyvesi” olma hakkı (Donum Vitae, II.8).
  • 45F. Matthew Eppinette, “Should Christians Celebrate Expanding Access to IVF?” The Gospel Coalition.  https://www.thegospelcoalition.org/article/expanding-access-ivf/ > (31.10.2025 tarihinde erişildi).