Makaleler
Makaleler
Düşünce
Umut
Umut görünmez, ona dokunamayız, ancak onunla yaşayabiliriz. Umudun kendisi, geçip gitmeyen sonsuza dek kalıcı olan Tanrı’nın kendisindedir. Çünkü o ezelden ebede aynıdır ve kalıcıdır.
Düşünce
Teolojik Yöntem: Teoloji Üretmenin Gerçekten Bir Yöntemi Var
Kutsal Kitap’ı okuyan her kişi bir teologdur; asıl soru iyi ya da kötü teolog olup olmadığımızdır. Kutsal Yazıları inceleyerek oluşturduğumuz düşünce ve inançların doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Teoloji üretmek, bir pasajın basit yorumundan pasajı diğer metinlerle ilişkilendirmeye geçtiğimizde başlar. Biz bu sürece “teolojik yöntem” diyoruz. Teologlar bunu iyi yapabilmemiz için aşağıda inceleyeceğimiz adımları belirlemişlerdir. Teolojiyi iyi oluşturmanın önemli olmasının iki nedeni vardır. Makalemizde bu nedenleri ve nedenlerin arkasındaki gerçekleri araştırmaktayız.
Kitap
Tarihsel Bağlamın Tefsirdeki Rolü: Filimon Kitabı
Bağlamın tefsirdeki rolü kısmen Kutsal Kitap yorumcusunun tefsir tanımıyla bağlantılıdır. Tefsiri, bir metnin anlamını keşfetmek için kullanılan yöntem ve uygulamalar olarak tanımlıyorum. Bu tanım ışığında, hem tarihsel hem de edebi bağlamlar bir metnin anlamının belirlenmesinde önemli rol oynar. Tefsirde bu sorunun cevabını ararız: Bu yazar bu kelimeleri (anlambilim) bu diğer kelimelerle (sözdizimi) birlikte kullanarak bu zamanda ve yerde bu insanlara ne demek istemiştir? Bu sorunun cevabını aramak tefsir görevinin büyük bir kısmını kapsar. Bu makalede Filimon kitabını ele alarak bu konu irdelenir.
Tarih
Augustinus’ta Özgür İrade
Antik çağlarda bile özgür irade gibi bir konu üzerinde tartışan düşünürler vardı. Ancak Augustinus özgür irade hakkında yazan ilk düşünürdür. Özgür irade üzerine ilk yazılarından biri 388-395 yılları arasında yazdığı “De libero arbitrio”dur. Ayrıca Confessiones (İtiraflar) ve Tanrı Devleti adlı eserlerinde de bu konudan bahseder. Özgür irade hakkındaki tartışmalar günümüzde de devam etmektedir (bu konuda hiçbir zaman bugünkü kadar canlı tartışmalar olmamıştır). Bu makalede, “İnsan ne kadar özgürdür?” sorusu Augustinus’un cevabı doğrultusunda ele alınacaktır. İlk olarak, Augustinus’un özgür irade anlayışını, kendi yazdığı “De libero arbitrio” adlı eserine dayanarak sunacağım.
Kitap
Markos 16 ve Yuhanna 8 Hakkında Ne Diyelim? Kutsal Kitap Güvenilir Mi?
Metin eleştirisi, anlaşılması zor da olsa, Kutsal Kitap’a güven duymamızın önemli bir parçasıdır. Markos 16:9-20 ve Yuhanna 7:53-8:11’in orijinal el yazmalarının bir parçası olarak kabul edilmediğini okuyan birinin aklına şu soru gelebilir: “Kutsal Kitap güvenilir mi?” Metin eleştirisi, Kutsal Yazıların güvenilirliğini belirlemek için dayandığımız bilimdir. Akademisyenler metin eleştirisi sürecini yürüterek hem dış hem de iç kanıtları kullanır, böylelikle eski bir belgenin orijinal metnini belirler. Metin eleştirisi neden gerekli? Çünkü eski metinlerle uğraşan biri kaçınılmaz olarak “el yazmaları”, yani kopyalanmış metinlerle uğraşıyor demektir. Dini ya da siyasi olsun, hiçbir eski metnin orijinali kalmamıştır. Dolayısıyla kopyalamadan bahsettiğimizde, kopya yapanların insani zayıflıkları ve hataları devreye girer.
Düşünce
İnanmadan Önce Ait Olmak mı?
“Ait olmak inanmaktan önce gelir.” Yaklaşık yirmi yıldır Hristiyan çevrelerde bu ifadenin dilden dile dolaştığını duyuyorum; bu ifade, meraklıların Mesih’i kucaklamadan önce kendilerini kilisenin bir parçası gibi hissetme arzusundan kaynaklanıyor. Dördüncü Lozan Kongresi’ndeki1 bir oturumda, Z olarak adlandırılan kuşağa müjde ile ulaşma stratejileri üzerine yapılan bir sunumda bu söz gündeme geldi: “İnanmadan önce ait olduklarını hissetmeleri gerek!” Ama müjdelemek için bu yaklaşım gerçekten makul müdür? Gelin bunu beraber araştıralım…
Hizmet
Vaaz Verirken Yaptığım 10 Hata
Martin Lloyd Jones’un söylediği ünlü bir sözü vardır: Hristiyan Kilise’nin en acil ihtiyacı gerçek vaazlar verilmesidir. Kilise’nin en büyük ve en acil ihtiyacı bu olduğuna göre, dünyadaki en büyük ihtiyacı da budur. Kutsal Kitap’a dayalı gerçek vaaz, Tanrı’nın sözünün sadık bir şekilde ele alınmasını gerektirir. Söz’e sadık vaizler, Mark Dever’in de belirttiği gibi, “pasajın ana noktasını vaazlarının ana noktası” haline getirenlerdir. Gerçek vaizlik zahmetli bir iştir ve vaizlerin sanatlarında öğrenmelerine ve büyümelerine devam etmelerini gerektirir. Vaizlikteki gelişimin bir parçası da hata yapmak ve hataları düzeltmektir. Bu makalede bu hataların bazıları açıklanıp nasıl üstesinden gelinebilir diye düşünülür.
Düşünce
Hatalar Teolojisi İçin Bir Astar
Kim tamamen hatasız bir gün yaşamış? Eğer hatanın ne olduğunu doğru anlıyorsak ve aktif insanlarsak, hiçbirimiz yaşamadık. Başkalarının hatalarıyla birlikte yaşıyor ve onlarla etkileşime giriyorsak, hata yapma potansiyelimiz daha da artar.
Tarih
Melanchthon’un Aklanma Doktrini
“Wittenberg Reformu’nun ikinci direği” olarak da bilinen Philipp Melanchton (1497-1560) çoğu zaman Luther’in gölgesinde kalsa da Reform’a çok katkısı olmuştur. Melanchthon’un etkisi o kadar büyüktür ki Schröder şöyle yazar: “Wittenberg Reformu’nun Avrupa’da yayılmasına Luther’in teolojik yazılarının mı yoksa Melanchthon’un teolojik yazılarının mı daha fazla katkıda bulunduğunu söylemek zordur.” Araştırmalarda, “uysallık, teolojik derinlikten yoksunluk, papalığa yakınlık, doktrinsel tartışmalarda uyumluluk ve Luther’in pozisyonundan uzaklık” ile suçlandığı için sıklıkla olumsuz tasvir edilen bu adam, bu makalede daha yakından incelemek istediğim kişidir. Daha doğrusu onun aklanma doktrinini inceleme amacındayım. Çünkü “Martin Luther’in Wittenberg Reformu’ndaki en yakın çalışma arkadaşı, günah çıkarma yazılarının çoğunun yazarı, çeşitli dini tartışmalarda bir lider, kilise organizatörü ve evrensel bir bilim adamı” olarak Reform’un en önemli isimlerinden biriydi.
Kitap
Rabbimizin İsminin Tercümesi: Kutsal Kitap ve M.Ö. birinci yüzyılda kullanılan dillere dayalı olarak Hristiyan çevirilerde Rabbimizin adı nasıl yazılır?
İyi bir çeviriyi üretmek bir sanattır. İyi bir çevirmen, bir yazar kadar hünerli olmalıdır ve bu hüner özellikle Kutsal Yazıları İbranice, Aramice ve Grekçeden yerel bir dile çevirirken ortaya çıkar. Türkçede mevcut olan en yaygın iki çeviri olan Kitab-ı Mukaddes ve Kutsal Kitap yanı sıra artık İngilizce Word English Bible’ı temel alan Yorumsuz Türkçe Çevirisi vardır. Bu çeviride çevirmenler burada ilginç bir seçim yapmışlardır: Rabbimizin ismini “İsa” yerine “Yeşua” olarak çevirdiler. Peki, İncillerde Ἰησους (İēsous) olarak yazılan bu isim kendi zamanında nasıl telaffuz ediliyordu? Hangi diller kullanılıyordu? Buna dayalı olarak Rabbimize Türkçede “Yeşua” olarak hitap etmemiz doğru mudur, yoksa değil midir? Bu sonucu da neye dayandırıyoruz? Bu soruların cevaplarını bulmak için üç temel anlayışa başvuruyoruz: İlk olarak Eski Antlaşma’nın Grekçe çevirisi olan Septuaginta’da Ἰησους (İēsous) isminin hangi İbranice ve Aramice isimlerin çevirisi için kullanıldığına bakalım. İkinci olarak Rabbimizin yaşadığı M.Ö. ilk yüzyılda kullanılan dillere ve onların yaygınlıklarına bakacağız. Üçüncü olarak ise uygunlaştırma prensibine dayalı olarak Müjde’yi ve Kutsal Kitap çevirilerinde bu ismi nasıl ele almalıyız diye düşüneceğiz.