Bu sayfa yazdırılamaz.
Li-derkenar
Damlaya Damlaya Sel Olur
Küçük kararlarımız hayatımızın arka planında görünmez ama güçlü akımlar oluşturur. Zamanı gelince de bu akımların – kararlarımızın oluşturduğu karakterin – etkisi dışa vurulur. Sürekli biriken su damlalarının koskoca bir gölü meydana getirdiği gibi...
Düşünce
İnanmadan Önce Ait Olmak mı?
“Ait olmak inanmaktan önce gelir.” Yaklaşık yirmi yıldır Hristiyan çevrelerde bu ifadenin dilden dile dolaştığını duyuyorum; bu ifade, meraklıların Mesih’i kucaklamadan önce kendilerini kilisenin bir parçası gibi hissetme arzusundan kaynaklanıyor. Dördüncü Lozan Kongresi’ndeki1 bir oturumda, Z olarak adlandırılan kuşağa müjde ile ulaşma stratejileri üzerine yapılan bir sunumda bu söz gündeme geldi: “İnanmadan önce ait olduklarını hissetmeleri gerek!” Ama müjdelemek için bu yaklaşım gerçekten makul müdür? Gelin bunu beraber araştıralım…
Tarih
“İlk İlahi” Bizi Bir Şarkıyla İmanlılar Cemaatine Katıyor
Bir asır önce, Mısır'daki antik kalıntılarında kazma yapan arkeologlar yırtık pırtık bir papirüs parçasını ortaya çıkardılar. Üzerinde İ.S. 200'lü yılların ortalarına tarihlenen bir ilahinin kalıntıları vardı; sözleri ve müzik notaları ile! Onlarca yıl boyunca Oxford Üniversitesi'nde iklim kontrollü bir kasada saklandı. Ta ki John Dickson onunla karşılaşana kadar....
Hizmet
Çocuk Hizmetleri: Çocuklarımızın Tanrı’nın Yüceliğini Görmelerine Yardım Etmek
İçinde hizmet ettiğimiz toplulukta çocuk ve gençlere hizmetimizle nasıl ulaşabiliriz? Onları tanımak, onlarla konuşmak ve oynamak için zaman ayırmak, vaazlarda onları da içeren örnekler kullanmak gibi temellerin dışında en önemli görevimiz ana babaları Tanrı’nın onlara verdiği, çocuklarına çobanlık etme çağrısında eğitmektir. Tanrı önderlerini değil ana babaları asıl çobanlar yapmıştır (Yas. 6:1-9). Eğer Tanrı’nın yollarının kuşaktan kuşağa aktarıldığını görmek istiyorsak, güçlü yuvanın ve ailenin önemini abartmak olası değildir.
Kaynak
Tanrı’nın Gizemi: Bilinmezliği Bilmeye Yarayan İlahiyat
İnancımızın bazı yönlerini açıklamakta güçlük çekmeyenimiz var mı? Mesela Üçlü Birlik’i ya da insanın özgür iradesiyle el ele giden Tanrı’nın mutlak yetkisini kolayca açıklayabiliyor muyuz? Yazarlar Boyer ve Hall bu ve benzeri zor konuları ele alıyor. Bu kitap sadece belirli “gizemler”i ele almıyor, aynı zamanda ilahiyat yöntemleri konusunda iyi bir örnek sunuyor. Bu kitabı okudukça beklentilerimin üstünde olduğunu fark ettim, okuduklarım beni derinlemesine düşündürdü ve beni değiştirdi.