Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Hizmet

İyi Bir Vaaz İçin Notlar

Yayın Tarihi: 01.09.2012

Hiç kimse kusursuz bir vaiz değildir. İncil’i vaaz eden her vaizin kendini geliştirmesi gereken bir yön mutlaka vardır. Her vaiz yorumlama, vaazın yapısı ya da sunum açılarından vaazlarında geliştirebilecekleri bir nokta bulabilir. Bu durum Pavlus için de, Spurgeon veya Piper için de geçerlidir. Umarız Türkiye’deki her vaiz de bu konuda aynı fikirdedir. “Ben iyi bir vaizim, herkes öyle diyor,” sözüne inanmak çok kolaydır. Bu söz doğru olsa bile herkesin öğrenmeyi sürdürmesi gerekmektedir. Bu makale, vaizlerin hazırlık yaparken kendilerini kontrol etmeleri için kullanabilecekleri bir “kontrol listesi” ya da vaizleri dinlerken kullanabileceğiniz bir “değerlendirme listesi” işlevi görmesi amacıyla yazılmıştır. Kendi vaazınızdan hoşnut olmanızda sorun yok; ama asıl değerlendirmenin, başkalarından gelecek yorum ve tepkilerle oluşması gerekir.

Vaaz verme, vaaza hazırlığı ve vaazın sunumunu içeren bir süreçtir. Aşağıdaki notlar her iki alanda da size yardım etmek için hazırlanmıştır.

Vaaz verme, vaaza hazırlığı ve vaazın sunumunu içeren bir süreçtir.

Açımlayıcı vaaz, konu vaazı ve karakter vaazı olmak üzere üç temel vaaz türü vardır.

Bir vaiz hizmetinde her üçünü de dönem dönem kullanır ama bir kilisenin kürsüsünden düzenli olarak konuşan vaizlerin temel olarak açımlayıcı vaaz türünü kullanması gerekir. Açımlayıcı vaaz, Kutsal Kitap’ın içinden seçilen bir metnin anlamının ve bu anlamla ilişkili uygulamaların dinleyenlere aktarılmasıdır. Kilise kürsüsünden Kutsal Kitap içindeki bir kitapçığın tümünün belirli bir süre içerisinde vaaz ediliyor olması önemlidir. Türkiye’de genelde konu ya da karakter vaazı tercih edilir. Bu türler vaizlerin kolayına gelmektedir; ama kilisenin, Tanrı sözünün her yönünden yararlanabilmesi için vaizler açısından en popüler olmayan ayetlerin ve bölümlerin de vaaz edilmesi gerekir.

Bu makalenin, “Tanrı sözünü duyur” (2Ti. 4:2) buyruğuna uyan vaizlerin “Alnı ak bir işçi” (2Ti. 2:15) olarak hizmet etmelerine katkıda bulunacağını umarız.

 

Vaazı Hazırlamak:

Metni Anlamak…

Vaaz edeceğiniz metin tam olarak belirlendi mi (paragraf, bölüm vs.)? Metnin dışındaki bütün çalışmalarınız (paralel ayetler, örnekler vs.) metni açıklamaya yardımcı oluyor mu?

Vaaz edeceğiniz metinde metin varyantları var mı? Metin varyantları şudur:  hem Eski Antlaşma’nın hem de daha çok Yeni Antlaşma’nın çeşitli elyazmalarında aynı ayetlerin arasında farklı kelimeler veya cümleler olması. Bunların çoğu önemsiz ama bazılardan bahsetmek gerekli olabilir. Bununla ilgili bir açıklama yapmanız gerekiyor mu?

Vaaz edeceğiniz metnin içindeki sözcüklerin ve cümlelerin birbirleriyle ilişkisini ve metnin nasıl geliştiğini görmenize yardımcı olacak bir biçimde metnin yapısını ortaya koyan bir grafik çizdiniz mi veya metnin ana hatlarını çıkardınız mı? Bu işlemin sonucunda metinden çıkan bir fikri (buna tema diyebiliriz) ve bu fikrin nasıl geliştiğini görebiliriz. Vaazınız bu fikri, temayı destekliyor mu, dinleyicileriniz metindeki bu fikrin nasıl geliştiğini görebiliyorlar mı?

Yorum yaparken üç ölçüte (bağlam, gramer, mantık) dayanan kararlar verin.

Yeterince sözcük çalışması yaptınız mı? Metindeki her sözcük üzerinde çalışamayacağınız için önemli olanları seçmelisiniz. Bu sözcük hangi açıdan önemli? Bu sözcüğü, genişleyen bağlamları (yani aynı kitapçık, aynı yazar, aynı antlaşma ve son olarak da Kutsal Kitap’ın tümünü) ele alarak çalışın. Bu sözcüğün değişik anlamları var mı? e-manet Dergisi’nin eski sayılarında bu konuda size yardımcı olacak başka makaleler de bulabilirsiniz.

Yorum yaparken üç ölçüte (bağlam, gramer, mantık) dayanan kararlar verdiniz mi? Bu ölçütlere uygunluk açısından en az sorun çıkartan yorumu seçin. Bağlam, edebi ve tarihsel (veya kültürel) olarak iki yönlüdür. Hem metnin bağlamı açısından hem de metnin ilk yazıldığı dönemin kültürüyle ilgili tarihsel çalışmayı yapmalısınız. Elinizde yeterli sayıda (en az iki veya üç) kaynak olmadan herhangi bir yorumu ya da tarihsel (veya kültürel) açıklamayı benimsemeyin. Çoğunlukla vaazı dinleyenlere bu konuları anlatmanız gerekmez, yine de dinleyicilerinizin vaazla ilgili olarak uygulamaya yardımcı olacağını düşünüyorsanız bu konulardan söz edin.

Vaazınıza konu olan metnin ana hatlarını kabataslak bile olsa hazırladınız mı? Eğer hazırsa bu taslağı yorumunuza ve bağlama uygun olarak kontrol edin. Bu çalışmaya hermenötik (yorumbilimsel) spiral denir. Yorumla ilgili karar verdiğinizde, onları tekrar ve tekrar ölçütlere uygunluk açısından sınamalısınız. Eğer vaazın bir noktasında verdiğiniz bir karar, başka bir noktasında (bir kitapçığın içinde veya Kutsal Kitap’ın tümünde olabilir) verdiğiniz bir başka kararla çelişkiliyse, tekrar başa dönüp ilk verdiğiniz kararın doğru olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Bu konunun da vaaz içinde açıklanması gerekmez ama işinizi doğru yapıp yapmadığınız noktasında sizin iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

 

Vaazı Yazmak...

Ana hatlarınızdan vermek istediğiniz temayı yazın. Anlaşılır bir tema mı? Hatırlanabilir mi?

Bu fikirden vaazda en az beş altı kez söz ettiniz mi? Bu önemlidir, çünkü dinleyicilerinizin hatırlamasını istediğiniz şey budur ve dinleyicilerinizde göreceğiniz değişiklik bu noktadan başlayacaktır.

Vaazdaki ikincil fikirler ana temayı destekliyor mu? Dinleyicileriniz vaazın ana hatlarını, ana fikrini ve ikincil fikirleri yazabilirler mi?

Örnekler açık olmayan bir noktayı açıklar veya kavrayışı derinleştirir. 

Vaazdaki temel noktaları birbirine bağlayan “düğümleri” yazın ve örnek hazırlayın. Vaazınızın hangi aşamasında olduğunuzu bilmek isterler. Düğümler (‘birinci nokta bu’, ‘ikinci nokta bu’ veya ‘birkaç noktayı gördük şimdi Pavlus yeni bir fikirle devam ediyor’ gibi ayırıcı tümceler) açıkça anlaşılacak kadar belirgin mi? Örnekler açık olmayan bir noktayı açıklar veya kavrayışı derinleştirir. Çok uzun ve karmaşık örnekler işe yaramaz; çok çok iyi örnekler de işe yaramaz (çünkü bu kez insanlar vaazı değil, örneği düşünürler). Örnek sayısı konusunda bir kural yoktur ama genel olarak ‘az örnek, iyidir’. Verdiğiniz örneklere değil, Tanrı’nın sözüne güvenin. Uygulamaların da bağlama uygun olması gerekir. Burada söz konusu olan bağlam, hem dinleyicilerin bulunduğu bağlam hem de metnin bağlamıdır. Her zaman somut konuşun. Neyin yapılması gerektiğini tam olarak açıklamadan ‘şöyle yapalım’ demeyin. Uygulamanın nasıl yapılabileceğini gösterin (duayla, Kutsal Ruh’a güvenerek, ‘gerekiyorsa başkalarından yardım alın’ şeklinde tavsiyelerle). Uygulamalarınız anlaşılır mı? Metnin uygulanabileceği alanlara ilişkin mümkün olan en çok örneği verdiniz mi?

Son olarak, vaazınızın sonuç kısmını yazın ve en son da giriş kısmını yazın. Bu iki kısmın birbirleriyle ilgili olması çok iyi olur ve en azından vaazın ana temasından bu kısımlarda söz edilmelidir. Hoşunuza giden ama vaazla ilgisi olmayan bir giriş kullanmayın. ‘Günaydın. Kutsal Kitap’ınızı açın’ demeyin. Vaazın ana fikri hakkında düşünmelerini sağlayın. Eğer bir vaaz dizisi yapıyorsanız, bir önceki hafta vaaz ettiğiniz konudan bahsetmeniz uygundur.

Vaazın ana temasından giriş ve sonuç kısmınlarda söz edilmelidir.

Vaazın amacı nedir? Yani, dinleyicilerin hayatında bu vaazla nasıl bir değişim görmek istiyorsunuz? Hafta boyunca bu konuda dua etmelisiniz.

Hazırlık için on saat ayırın; bundan daha azı yetersizdir. Eğer vaaz etmeye yeni başladıysanız, daha uzun süreye ihtiyacınız olacaktır. Deneyimli vaizler bu süreyi kısaltabilirler ama sekiz saatten daha az süren bir hazırlık sonucunda sadece hazırladığınızı verebilirsiniz; yani hiçbir şey.

 

Vaazı Sunmak:

Vaazın ana hatlarını, ikincil konuları, düğümleri ve örnekleri, görebileceğiniz bir şekilde notlarınızda belirtin. Bütün vaazı yazmak isteyebilirsiniz ama kürsüdeyken bu notları çok az kullanmalısınız. Eğer vaazı okursanız, kişiliğiniz gerektiği kadar ortaya çıkmaz.

Hafta boyunca vaazı üç dört kere kendi kendinize veya bir yakınınıza tekrar edin.

Teknolojiyi nadiren kullanın. İnsanların ayetleri kendi Kutsal Kitap’larından okumalarını sağlayın ve ayetleri bulmalarına yardım edin. Kaşıkla ağızlarına mama verir gibi her şeyi onlar için yapmayın.

Sesinizi ve bedeninizi uygun biçimde kullanın. Kürsüye yapışıp kalmayın. Ne tekdüze konuşun ne de fazla bağırın. Ellerinizi uygun bir biçimde kullanın (yani aşırı hareket etmeyin, hareketiniz bir şey ifade etsin). Çeşitlilik ve uygunluk kilit rol oynar; sustuğunuz zamanları da iyi seçin. Eğer konuşmanız hoşunuza gittiği için vaaz ediyorsanız, hiç vaaz vermeyin. Öğretilerinizi hatırlayın, sizin ve karşınızdakilerin kim olduklarını hatırlayın (Tanrı’nın benzeyişinde yaratılmış, kurtulmuş günahkârlar, onlara yardım etmek için içlerinde Kutsal Ruh bulunan kişiler).

Sustuğunuz zamanları da iyi seçin. 

Çoğunlukla insanlara bakın, duvara ya da tavana değil. Ama gözlerinizi de insanların gözünün içine dikmeyin. Sırtınızı dinleyicilerinize dönmeyin, vaaz ettiğiniz alanın mümkün olduğu kadar mikrofonlardan kablolardan temizlenmiş olmasını sağlayın.

Her hareketiniz (yürümek, durmak, bakmak vs.) anlamlı olsun.

Kullanmayacağınız hiçbir şeyi elinizde tutmayın. Gereksiz yere kendinize dokunmayın (kulağınızı karıştırmayın, ağzınıza elinizi sokmayın, eliniz cebinizde olmasın). Bunlar dikkati başka yöne çeker.

Kutsal Kitap’ı kullanın; bir kere okuduktan sonra vaaz boyunca kürsüde bırakmayın. Vaazınızın metinden kaynaklandığını gösterin.

Kendinizi örnek gösterirken uygun şekilde davranın. Sizin hakkınızda olumlu bir konuya değinilecekse, Tanrı’nın lütfundan söz etmeyi unutmayın.

Müjde’yi verin. Bütün dinleyicilerin kurtulmuş kişiler olduğunu asla varsaymayın.

Vaazdaki kilit noktalara dikkat çekin: ana noktalar, yan konular, bağlantılar.

Kırk dakikadan uzun vaaz etmeyin. Otuz dakika ortalama bir vaaz süresi olmalıdır. Eğer daha uzun süre vaaz ediyorsanız, ya metni bilmiyorsunuzdur ya da Rab için değil, kendiniz için vaaz ediyorsunuzdur.

Kendi açıklamalarınıza değil metne ve Kutsal Ruh’a güvenin.

Haydi iş başına!

İlk yayınlama: e-manet Sayı 29 (Temmuz - Eylül 2012), s. 9–11.