Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Hizmet

Vaaz Verirken Yaptığım 10 Hata

Yayın Tarihi: 26.02.2025

Martin Lloyd Jones’un söylediği ünlü bir sözü vardır: Hristiyan Kilise’nin en acil ihtiyacı gerçek vaazlar verilmesidir. Kilise’nin en büyük ve en acil ihtiyacı bu olduğuna göre, dünyadaki en büyük ihtiyacı da budur. Kutsal Kitap’a dayalı gerçek vaaz, Tanrı’nın sözünün sadık bir şekilde ele alınmasını gerektirir. Söz’e sadık vaizler, Mark Dever’in de belirttiği gibi, “pasajın ana noktasını vaazlarının ana noktası” haline getirenlerdir. Gerçek vaizlik zahmetli bir iştir ve vaizlerin sanatlarında öğrenmelerine ve büyümelerine devam etmelerini gerektirir. Vaizlikteki gelişimin bir parçası da hata yapmak ve hataları düzeltmektir.

Amaç mükemmellik değil, metni sadakatle ele almaktır. Bunun karşılığında ilerleme kaydederiz. Her vaiz, size vaaz verme sanatını öğrenirken yaptığı hatalarla ilgili sayısız hikâye anlatabilir. Bunu yaparken, kaydettiği ilerlemeyi de anlatabilir. Bazen başkalarının hatalarından ve deneyimlerinden bir şeyler öğreniriz. Ben de bir vaiz olarak yaptığım 10 hatayı sizlerle paylaşmak istiyorum; umarım siz de bunlardan bir şeyler öğrenir ve ilerleme kaydedersiniz.

Amaç mükemmellik değil, metni sadakatle ele almaktır.

1. Buyruklara Değinmeden Tanrısal Gerçeklerini Vaaz Etmek

Vaaz verme konusunda bana verilen en yararlı tavsiyelerden biri, hem “ne” hem de “bundan bana ne” sorularına yanıt verdiğinizden emin olmaktır. Kutsal Kitap’a dayalı vaaz, Kutsal Yazılar’daki gerçeği ifade eder (“ne”) ve ardından bu gerçeği dinleyicilere uyarlar (“bana ne”).

Çok sayıda vaaz, Hristiyan yaşamı üzerindeki çıkarımlarını göstermeden, Kutsal Kitap ve teolojik gerçekler “bilgi boşaltımı” haline gelir. Kutsal Kitap’ın yazarlarının yazdıklarında bile “bu nedenle” sözü vardır. Hristiyan öğretisi uygulanmak ve yaşanmak amaçlıdır. Kutsal Kitap’ın ne dediğini açıkladığımızda, dinleyicilerin şu sorusunu yanıtsız bırakmamalıyız: “Bunun benimle ilgisi ne?”

2. Kendi Çerçevemde Vaaz Etmek

Sürekli olarak yaptığım bir başka hata da, bir metne o dönem ilgi duyduğum alanlar çerçevesinde yaklaşmaktı. Çerçeveler, teoloji sistemleri ya da bir vaizin ilgisini çeken belirli konulardır. Bir yıl boyunca kilise bilimi ile ilgili her şeyi özümsediğim bir dönemdi. Kaçınılmaz olarak her metne kilise bilimi merceğinden yaklaşıyordum. Ve bunun farkında bile değildim. Bir gün kilise üyelerinden biri bana yaklaştı ve “biliyor musun, kilise olarak yaptığımız her vaaz ve her Kutsal Kitap çalışması kilise bilimi ile ilgili” dedi.

Çerçeveler kendi başında her zaman kötü değildir. Ancak o alan doğrultusunda metne bakmaya başlarsak, metnin hâkim olmasına izin vermek yerine kendi anlamımızı metne empoze etmiş oluruz.

3. Hayali Bir Cemaate Vaaz Vermek

İnternet, dünyanın dört bir yanındaki vaizlerden vaaz verme sanatını öğrenmeyi mümkün kıldı.

Vaaz veren bizlerin öğrendiğimiz rol modelleri vardır. Ve internet, dünyanın dört bir yanındaki vaizlerden vaaz verme sanatını öğrenmeyi mümkün kıldı. Bunun talihsiz sonuçlarından biri, vaaz veren kahramanınızın kendi cemaatinde ele aldığı her konuyu, bağlamsal olsa bile, sizin kendi kilisenizde ele alma eğiliminde olmanızdır.

Böylece, karşınızdaki cemaat yerine kafanızdaki bir cemaate vaaz verir hale gelmiş olursunuz. Detroit, Michigan’da geçerli olan ancak Wusakile, Kitwe’de geçerli olmayan konulara güzel bir şekilde değinmiş olursunuz. Doğru, vaaz da vermiş oluyorsunuz. Ama sahip olduğunuz cemaatten ziyade, sahip olmayı dilediğiniz bir cemaate vaaz vermiş oluyorsunuz.

4. Cemaatin Bazı Üyelerini Görmezden Gelmek

Bir pazar akşamı kiliseden bir bayan bana yaklaştı ve sabah toplantıdaki mesaj için teşekkür etti. Sonra da kendisi ve kocası için pratik uygulamalar sunduğumu ama çocuklar için hiçbir şey söylemediğimi anlattı. Bu yararlı bir geri bildirim oldu. Cemaat, yaşamın farklı dönemlerinde ve farklı aşamalarında olan çeşitli insanlardan oluşuyor.

O halde vaizin sözünün cemaatteki herkese uygulaması ve cemaatin bazı üyelerini ihmal etmemesi önemlidir.

5. Müjde’ye Bağlamamak

İsa Mesih Kutsal Kitap anlatısının ana temasıdır (1Ko. 15:1-4). İsa tüm kutsal yazıların kendisine işaret ettiğini iddia etmiştir (Luk. 24:44-48). Bu nedenle sadık vaazlar Müjde’yle; İsa Mesih’in yaşamıyla, yaptıklarıyla, ölümüyle, dirilişiyle ve göğe yükselişiyle doğru bağlantılar kurar.

Sadık vaazlar Müjde’yle; İsa Mesih’in yaşamıyla, yaptıklarıyla, ölümüyle, dirilişiyle ve göğe yükselişiyle doğru bağlantılar kurar.

Müjde’yle bağlantısı olmayan vaazlar ahlakçı kalır. Tanrı’nın çözümünü sunmadan insanlara kendilerinde neyin yanlış olduğunu söyler. Bu tür vaazlar öfkeli ve umutsuzdur. Öfkelidir, çünkü vaiz insanların başarısızlıklarına sinirlenir, bu yüzden onlara bağırır; umutsuzdur, çünkü daha sert ve daha yüksek sesle vaaz vermenin onları değiştireceğini düşünür, oysa Rabbimiz İsa yaşamda ve ölümde tek umudumuzdur. Bu tıpkı bir doktorun reçete vermeden teşhis koymasına benzer. Ahlakçı vaazlar yasacı bir topluluk yaratır.

6. Bağlamı Kaçırmak

Kutsal Kitap’ı incelerken ve anlamaya çalışırken asıl hakimiyetin bağlamda olduğunu sıklıkla kendimize hatırlatırız. Her metin orijinal bir dinleyici kitlesine hitap eder. Yani her metnin yazıldığı koşullar vardır. Her metnin aynı zamanda edebi bir bağlamı vardır, öncesinde ya da sonrasında ayetler vardır. Ayrıca Kutsal Kitap’ın tamamının bağlamı da vardır. Bir vaiz, metnin anlamını anlayabilmek için bu bağlamların farkında olduğundan emin olmalıdır.

Bağlamın anlaşılmaması, ya (bağlamı kasten görmezden gelenler tarafından) istismarla ya da (bağlamdan habersiz olanlar tarafından) yanlış kullanımla sonuçlanacaktır. Örneğin, Yeremya 29:11, sağlık ve zenginlik konusunda verilecek bir vaazda kullanmaya uygun gibi görünebilir. Ancak bağlam size bu sözü dinleyenlerin esaret altında olduğunu ve sonraki 70 yıl boyunca sürgünde kaldıklarını söyleyecektir. Bu bağlamı göz ardı eden vaazlar her zaman bölümü yanlış kullanacaktır.

7. Vaazın Başarısına Dair Gerçekçi Olmayan Beklentiler

Düzenli olarak vaaz vermeye yeni başladığım zamanlarda, vaazlarımın neleri başaracağına dair gerçekçi olmayan beklentilerim vardı. Tek yapmam gerekenin bir konu hakkında vaaz vermek olduğunu ve dinleyenlerde anında dönüşüm görüleceğini düşünürdüm. Vaazlarım anında uyanışa yol açmadığında hayal kırıklıklarım artıyordu. İnsanların neden anlamadığını bilmiyordum.

Ruhsal olgunluk, Tanrı’nın sözüne sürekli maruz kalmanın sonucudur.

Ancak böyle beklentiler içinde olmak, çocuğunun bir öğün yemekten sonra hemen büyümesini bekleyen bir ebeveyne benzer. Kutsal Kitap’ta yeni doğmuş bebekler gibi süt arzulamamız gerektiğini okuruz (1Pe. 2:2). Bir süre sonra Hristiyanlar eti çiğneyebilmelidir (İbr. 5:11-14). Dolayısıyla ruhsal olgunluk, Tanrı’nın sözüne sürekli maruz kalmanın sonucudur. Vaizler Tanrı’nın büyük bir iş yapmasını beklemeli, ancak aynı zamanda vaazlarını uzun sürelere yaymalıdır.

8. Kendinizi Vaazın Kahramanı Yapmak

Vaaz verenler, kutsallığa erişmiş düşünülmenin ayartıcılığıyla karşı karşıyadır. Bu tür varsayımlar, vaaz verdiğiniz konuyu yaşamınızda uyguluyorsunuz gibi yanlış bir düşünceden kaynaklanır. Ancak gerçeği öğretirken onu hâlâ tam yaşamıyor olmak mümkündür. Ve vaizler de kendilerini kolaylıkla kutsallık standardı olarak koyabilirler.

Bu noktada, vaizlerin birer örnek olması gerektiğini kabul ediyorum. Ama standart onlar değildir. Standart İsa’dır. Kendi hikayelerinizin kahramanı olmak, ne kadar harika bir koca ya da baba olduğunuzla övünmek kolaydır; ya da müjdecilikteki hüneriniz veya nasıl bir dua savaşçısı olduğunuz hakkında. İronik bir şekilde alçakgönüllülüğünüzle gurur duymanız bile mümkündür. Vaizler insanları Mesih’e yönlendirmelidir.

9. Metnin Vurgusunu Görmezden Gelmek

Vaaz hazırlama ilkelerinden biri, her pasajın vurguyu ortaya çıkaran bir yapıya sahip olduğudur. Bu vurgu vaaza şekil vermelidir. Vaaz verirken yapılan yaygın hatalardan biri metnin yapısını göz ardı etmek, dolayısıyla yazarın vurgusunu kaçırmaktır. Dolayısıyla, yazarın argümanını ve metnin vurgusunu görmezden geldiğiniz için yanlış pasajdan doğru şeyi söylüyor olabilirsiniz.

Vaaz verirken yapılan yaygın hatalardan biri metnin yapısını göz ardı etmek, dolayısıyla yazarın vurgusunu kaçırmaktır.

Bir metnin yapısını ve vurgusunu göz ardı eden vaazlar, genellikle her bir ayet üzerine yazılmış tefsirlere ya da bir metni yalnızca bir fırlatma rampası olarak kullanan sistematik teoloji derslerine benzeyecektir.

10. Zayıf Argümanlar ve Süslemeler

Bir pazar öğle yemeği sırasında sevgili eşim “Bugün ne söylemeye çalışıyordun?” diye sordu. Ben de büyük bir gayretle vaazımı anlatmaya başladım. Bunun üzerine, “Öyleyse bunu söylemeliydin” diye cevap verdi. Vaizliğimin ikinci yılında genç bir kadın bana vaaz notlarının olduğu defterini gösterdi. Sonra da “çoğunun başlığı yok, çünkü başlıklarınızı asla açıkça belirtmiyorsunuz” dedi. Geçen yıl, eşim vaazlarımın giriş bölümlerini tam olarak yazmam konusunda ısrar etti.

Tüm bu konuşmalar, vaazlarımı anlaşılır ve ikna edici şekilde ustalıkla hazırlamadığımı ve düzgün bir şekilde düzenleyemediğimi vurguluyor.

Hatalarınızdan Ders Alın ve İlerleme Kaydedin

Herkes gibi vaizlerin de ilerleme kaydetmeye ihtiyacı vardır. Bunun gerçekleşmesi için alçakgönüllülüğe, yapıcı geribildirime ve sadık olma arzusuna ihtiyaçları vardır. Ayrıca başkalarından ve başkalarıyla birlikte öğrenmeye devam etme adanmışlığına da ihtiyaçları vardır. Pavlus’un şu öğüdü her vaiz için geçerli olsun: “İlerlediğini herkes görsün” (1Ti. 4:15).

Kaynak: Chopo Mwanza, “10 Mistakes I’ve Made in Preaching”, The Gospel Coalition: Africa Edition, 20.11.2024 < https://africa.thegospelcoalition.org/article/10-mistakes-ive-made-in-preaching/ > (25.11.2024 tarihinde erişildi). İzin ile kullanıldı.