Sakramentler Hristiyan iman yaşamını anlamlı kılan tapınma ritüelleridir. Her ne kadar mezhepten mezhebe sayıları değişse de, kendisinin Hristiyan olduğunu söyleyen her kişinin iman yaşamında önemli bir yer alır. İnsanın bu dünyadayken hem ölümlü beden içinde hem de Kutsal Ruh’un tapınağı olması resmi bir sır (sakrament) olarak kabul edilmese de gizemli bir durumdur. Bu durumu gizemli kılan unsur, Kutsal Ruh’un “zayıflıklar” taşıyan bir bedenin içinde yer almasıdır. Bir başka değişle, insan bedeni zayıf günahlı haliyle Kutsal Ruh’un ikametgâhı nasıl olabilir? Bu makalenin ele alacağı asıl düşünce, İsa Mesih imanlısının düşüncelerinin ve gözlerinin odaklanması gereken yerdir. İsa Mesih imanlısı insan olarak yaratılan ve bunun sonucu olarak zayıflıklara mahkûm bir varlık mı, yoksa mevcut bedeniyle Rab İsa’ya iman etmiş ve Kutsal Ruh’u almış bir tapınak mı? Bu sorunun cevabı ve odaklanmamız gereken yer iman hayatımızı derinden etkileyecektir.
Rab (Pavlus), 2. Korintliler 4:7’de, “Üstün gücün bizden değil, Tanrı'dan kaynaklandığını bilinsin diye bu hazineye toprak kaplar içinde sahibiz” diyerek insan bedenini kırılgan bir toprak kaba benzetir. Bu ayette “hazine” İsa Mesih’in kurtuluş müjdesidir ve Rab’bin yüceliği bu kurtuluş müjdesi ile açıklanır.1 Bu hazineye “toprak kaplar içerisinde sahip oluşumuz”, bu hazineye ölümlü bedenler içinde sahip olmamızdır.2 Ölümlü bedenler aynı zamanda insan oluşumuzun ifadesidir ve kaçınılmaz olarak zayıflıklarımız bulunmaktadır.
Öte yandan, insan olarak yaratıldığımıza göre zayıflıklarımızın kaçınılmaz olduğunu düşünmek mantıklı gelse de, Kutsal Kitap açısından tam olarak doğru değildir. Kutsal Kitap’ın Yaratılış bölümü bizlere bunun tam tersinin söz konusu olduğunu anlatır. Tanrı insanı, yani erkeği ve kadını kendi benzeyişinde yaratmıştır (Yar. 1:27). Tanrı’nın yaratma işini tamamladığında “yarattıkları her şeye bakarak her şeyin çok iyi olduğunu gördüğünü” (Yar. 1:31) belirtmiştir ki bu ifadeden yaratılmış insanda herhangi bir eksiklik veya düşkünlüğün söz konusu olmadığı anlıyoruz. İnsanın ilk zayıflığını, günaha düşüşlerinden sonra Tanrı’dan saklanmalarıyla görüyoruz (Yar. 3:8). Tanrı onları aramadan önce Adem ile Havva çıplak olduklarını anlamış ve bu onlarda utanca sebep olmuştur. Utançlarını incir yaprağıyla örtme ve Tanrı’dan saklanma gereği hissetmişlerdir (Yar. 3:10). Adem ile Havva’nın günaha düşüşü tüm insanlığı, hatta doğayı bile etkilemiş, toprak da bu günah sebebiyle lanetlenmiştir (Yar. 3:17). Tüm insanlık düşkün ve zayıf bir hal almıştır (1Ko. 15:43). Sonuç olarak, insanın zayıflıklara sahip olmasının insan olarak yaratılmamızın değil, günaha düşüşün sonucu olduğu söylenebilir.
Günaha düşüşün sonucunda zayıflıklarla kuşatılmak, zamanla kendimizin de kanıksadığı bir tutsaklık olan günaha tutsaklığa da sebep olmuştur. Pavlus bu durumu, iç varlığında Tanrı’nın yasasından zevk alırken bedenin üyelerinde başka bir yasaya tutsak olmak, olarak açıklamıştır ve bu durumun onda yarattığı çaresizliği bir soruyla ifade etmiştir: “Ne zavallı bir insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?” (Rom. 7:24) Bu çağın imanlıları olarak Pavlus ile aynı bedene sahip olduğumuz için aslında aynı durum ile karşı karşıyayız. Bizler insan bedenin zayıflıkları sebebiyle mi günah işliyoruz, yoksa günah işlemek mi bizleri zayıf kılıyor? Pavlus’un sorduğu gibi, “bizleri ölüme götüren bu bedenden kim kurtaracak?”
Beden Alan İsa
İbranilerin ilk dört bölümü İsa Mesih’in neden insan bedeni aldığını bizlere açıklar. İsa Mesih’in ve insanlığın Rab’bin planındaki işlevleri, İbraniler birinci bölümde, denizde yönümüzü bulmaya yarayan bir kerteriz gibi meleklerle kıyaslanarak anlatılmıştır. “Oğul, Tanrı’nın yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Günahlardan arınmayı sağlamış ve Tanrı’nın sağında oturmuştur. Böylelikle meleklerden üstün bir ada sahiptir ve onlardan üstündür” (İbr. 1:3-4). “Melekler ise kurtuluşu miras alacaklara hizmet etmek için görevli ruhlardır” (İbr. 1:14). İnsan, “meleklerden biraz aşağı kılınmış ve Tanrı’nın ellerinin yapıtları üzerinde görevli” (İbr. 2:7) olarak tanımlanmıştır. Rab İsa Mesih'in insanla özdeşleşmesi de, “meleklerden biraz aşağı kılınmış” ifadesiyle ortaya konmuştur. Bu İsa Mesih’in “kul özünü alarak insan benzeyişinde doğuşunun ve yüceliğini bir yana bırakmasının” (Flp. 2:7-8) diğer ifadesidir.
İsa Mesih’in meleklerden biraz aşağı kılınarak insan yapısını almasının (İbr. 2:14) iki temel nedeni İbraniler mektubunun 2. ve 4. bölümlerinde açıklanmıştır. Bunlardan birincisi, ölüm korkusu yüzünden yaşamı boyunca tutsak olan insanın özgür kılınmasıdır (İbr. 2:15). Mezmur yazarı bu tutsaklığın yarattığı hissi Mezmur 55:4’te, “Yüreğim sızlıyor içimde, ölüm dehşeti çöktü üzerime” diyerek anlatmıştır. Buradaki ölüm korkusu, bir yaratıcıya inancı olanların beklediği yargılanma kaygısı anlamında tutsaklık içerir. Calvin bu ayet hakkında, “Burada ölüm korkusu sadece ruhun vücuttan ayrılması anlamına gelmez. Ölüm korkusu bizlere, Tanrı’nın önünde suçlu olduğumuzu ve bir gün Tanrı’nın öfkesi ve yargısı ile karşılaşacağımızı hatırlatır, sonuç olarak bizleri sonsuz bir gazabın beklediğinin korkusudur,” demiştir.3 İsa Mesih’e Rab ve kurtarıcı olarak iman etmiş olanlar için ölüm korkusundan özgür kılınmak, İsa Mesih’in hem dirilişi hem de ikinci gelişiyle alakalıdır. İsa Mesih’in özellikle ikinci gelişi ve Mesih’e ait olanların göksel bedenleri ile dirilişiyle son düşman öldürülerek İsa Mesih’in ayakları altına serilecektir. Böylelikle Yeşaya 25:8’den alıntılanan 1. Korintliler 15:55’teki peygamberlik sözü yerine gelecektir:
Ey ölüm, zaferin nerede?
Ey ölüm, dikenin nerede?
İsa Mesih’in çarmıha gerilmesi ve üç gün sonra dirilişi bizleri yine ölüm korkusundan özgür kılmıştır, çünkü “O’na iman eden ölse de yaşayacaktır” (Yu. 11:25) ve “İsa Mesih’e ait olanlara hiçbir mahkûmiyet yoktur” (Rom. 8:1).
İsa Mesih’in insan yapısını almasının diğer sebebi, günaha düşüşün sonucunda ortaya çıkan insan zayıflığını tecrübe etmektir. “Çünkü başkâhinimiz zayıflıklarımızda bizlere yakınlık duymayan biri değildir” (İbr. 4:15).4 Buradaki “yakınlık duymak” ifadesi Grekçede, “bizlerle birlikte acı çeken” anlamına gelir. İsa Mesih insan bedeni alarak, denenmeler sırasında insan bedeninin nasıl zayıflık gösterdiğini tecrübe etmiş, “her açıdan denenmiş ama günah işlememiştir” (İbr. 4:15). Bundan ötürü, denenen ve acı çeken bir başkâhin olan İsa Mesih denenenlere yardım edebilir (İbr. 2:18).
Gözümüzü İsa Mesih’e Dikmek
Tanrı’nın öz görünümü olduğu halde meleklerden biraz daha aşağı kılınarak kul özünü almaya razı olan İsa Mesih’in, böylelikle insan bedeninin tüm zayıflıklarını tecrübe ettiğini söyledik. İnsan bedeninin tüm zayıflıklarıyla yaşamını sürdürürken günah işlemeyerek kendisine Rab ve kurtarıcısı olarak iman edenlerin ilk ve tek günahsız insan örneği olmuştur. Bu yüzden İbraniler mektubunun yazarı bizlere, “açıkça benimsediğimiz inancın elçisi ve başkâhini İsa’ya” odaklanmamızı söyler (İbr.3:1). Bunun neden önemli olduğunu İsa Mesih’i Musa ile karşılaştırarak açıklar. Musa “Tanrı’nın bütün evinde sadık kalmıştır” (İbr. 3:2). Buradaki “Tanrı’nın bütün evinde” ifadesinin anlamı, İsrail halkının idaresinde ve Buluşma Çadırı’nda çalışacak Levililerin görevlendirilmesinde Musa’nın yetkili ve sadık olduğudur. Oysa İsa Mesih Tanrı’nın “oğlu olarak evin üzerinde yetkili ve sadıktır” (İbr. 3:6). İbraniler mektubunun genel amacı, imanları uğruna zulüm gören topluluğu cesaretlendirerek imanlarını sürdürmeleri (İbr. 11), bunları yaşarken ayakta kalmaları (İbr. 12) ve Rab’be ve birbirlerine duydukları sevgiyi göstermeye devam etmeleri için onları teşvik etmektir.5 Rab’be imanlarının zulüm ve baskı altındayken diri kalmasına yönelten temel teşvik, cesur olmaları ve gevşemeden umutlarına sımsıkı tutunmaları gerektiğini hatırlatmaktır. Bu cesareti ve övündükleri umudu sona dek sürdürürlerse İsa Mesih’in onların üzerinde egemen olacağı eve kendileri de dahil olacaktır (İbr. 3:6).
Bu iki önemli nokta, İsrail ulusundan olmayan biz İsa Mesih imanlıları için de büyük öneme sahiptir. İlk olarak, bizim de “dikkatimizi açıkça benimsediğimiz inancın elçisi ve başkâhini İsa’ya çevirmemiz gerekir” (İbr. 3:1). İbraniler yazarı bu uyarıyı, “Gözümüzü imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya dikelim” (İbr. 12:2) diyerek yineler. Bizler Kutsal Kitap’ta anlatılanları kendi hayatımız için de dersler çıkarmak üzere okuruz, ancak bu esnada gözlerimizi İsa Mesih’ten uzaklaştırıp onlara çevirmememiz gerekir. Özellikle zayıflıklarımız konusunda iman atalarından ziyade İsa Mesih’i örnek almalı ve gözlerimizi O’na dikmeliyiz. Musa diğer peygamberlerden farklı olarak Tanrı’nın kendisiyle yüz yüze konuştuğu iman atamızdır, ancak Rab’bi hoşnut etmeyen bir tutumla kayadan su çıkardığı için vaat edilmiş topraklara girememiştir. Davut, Rab’bin sadık bir kulu olmasına rağmen içindeki şehvete yenilerek ağır bedeller ödemiştir. Ancak bizim, Musa’nın veya Davut’un veya günah işlemiş birçok iman atasının gösterdiği zayıflıkları kendi günahlılığımızın gerekçesi olarak sunmaktan kaçınan bir yürek tutumu benimsememiz gerekir. Bizlerin iman hayatımızda sergilememiz gereken tavır kötüyü değil, iyi örnek almak (3Yu. 11) olmalı. Eski Antlaşma döneminde iman atalarının ve peygamberlerin işlediği günahlar, peygamberler bile günah işlediğine göre bizim de işlememizin çok doğal olduğu fikrine yol açmamalı. Günaha düşüş hikâyelerini böyle yorumlamak ve iman yaşamımıza böyle uygulamak, günaha karşı verdiğimiz mücadelede ve kutsallaşma sürecinde motivasyonumuzu kıracaktır. Şunu aklımızdan çıkartmayalım: Eski Antlaşma’daki günaha düşüş hikâyeleri, bizim de günah işleyebileceğimize dair bizi cesaretlendirmeyi değil, ibret almamızı ve onların düştükleri hatalara düşmememizi, onların işlediği günahları işlemememizi sağlamak için anlatılmıştır. Günahın beraberinde ne denli büyük yıkım ve ölüm getirdiği, Davut’un çocuğunu kaybettiğinde sarf ettiği sözlerle aklımızda yer etmelidir: “Ben onun yanına gideceğim ama o bana geri dönmeyecek” (2Sa. 12:23).
İbraniler 11. bölümde yazar o dönem yaşayan imanlıları teşvik etmek amacıyla iman atalarının imanları uğruna gösterdikleri mücadeleyi hatırlatır. İman atalarının yanı sıra Rab’be imanlarında sadık kalmış ancak isimleri iman atalar arasında anılmayan kişiler de bu listede yer alır. İmanları sebebiyle zulüm gören bu insanlar kamçılanmış, zincire vurulmuş, taşlanmış, birçok işkenceye maruz kalmış ve evsiz bırakılmışlardı (İbr. 11:36-39). İman atalarıyla birlikte tüm bu imanlılar, imanları sebebiyle Tanrı’nın beğenisini kazanmışlardı, ancak vaat edilenlere ulaşamamışlardı (İbr. 11:39). Vaat edilenlere kavuşamamışlardı, çünkü tek başlarına değil Mesih’in işiyle yetkinliğe ulaşmanın mümkün olmasıydı.6 Bizler de bugün aynı vaade dayanarak ve gerçekleşmesini bekleyerek sonuna kadar dayanmalı ve gözlerimizi kurtarıcımız İsa Mesih’e dikmeliyiz.
Sonuç
Çocukluğumuzdan kalan kötü hatıralar, üzüntüler, hayal kırıklıklarımız, kötü alışkanlıklarımız, bedensel zayıflıklarımız; hepsi bizleri oluşturur, çünkü iyisiyle kötüsüyle onlar bizim bireysel tarihimizdir. Hatta bazıları bizi olumlu yönde geliştirmişlerdir de. Ancak İsa Mesih’e iman ettikten sonra fark ederiz ki bunlar bize olumlu yönde etki etmekten çok yıkıcı etkiye sahip olmuşlardır. Sırtımızda bir hamal küfesi taşır gibi geçmişin acılarını taşımak bizim Mesih’teki esenliğimizi çalar. Öyleyse bu küfeyi taşımayı bırakmalıyız. İsa Mesih’in bizi ilk olarak nasıl çağırdığını hatırlamalıyız: “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm” (Mat. 11:28).
Bu yükler bizim zayıflıkları değil, suçsuz olsak da günahın bizde yarattığı ve bizi maruz bıraktığı haksızlıklar ve ağır hasarlardır. Bunları Rab’be bırakmalıyız. Sinirli olmak veya öfkeli olmak, insan bedeninin olduğu haliyle kabul etmemiz gereken zayıflıklarından ve karakter özelliklerinden değildir. Çoğunlukla nedeni her şeyi kontrol etme dürtüsü ve sabırsızlıktır. İstediğimi şeyler istediğimiz gibi gitmediğinde veya kontrolümüzden çıktığında sinirli ve öfkeli oluruz. Ancak Rab bizlere Mezmur 37:5’te, “Her şeyi Rab’be bırak, O’na güven, O gerekeni yapar” der. Küfürlü ağzımız insansal bir zayıflık değildir. Pavlus 1. Timoteos 1:20’de, “Himeneos ve İskender bunlardandır. Küfür etmemeyi öğrensinler diye onları Şeytan’a teslim ettim” der.
Özet olarak kendimize hoşgörü gösterdiğimiz ve insansal zayıflık olarak nitelendirdiğimiz Rab’bi yüceltmeyen her davranışımız günahtır ve tövbe etmemizi gerektirir. Ancak bunların Adem ve Havva’nın günaha düşüşlerinin yol açtığı zayıflıklar olduğu bir gerçektir. Bunun yanında kendi gücümüzle bu zayıflıkların üstesinden gelemeyeceğimiz de bir gerçektir. Öyleyse günaha sebebiyet veren bu zayıflıkların üstesinden nasıl geleceğiz?
a. İsa Mesih’in “bedeninin günleri”
İbraniler 5:7-10 ayetleri “Mesih’in yeryüzünde olduğu günlerde” ifadesiyle başlar. Bu ifade Kitab-ı Mukaddes çevirisinde “bedeninin günlerinde Mesih” olarak geçer. Mesih’in yeryüzünde olduğu günleri Mesih’in bu dünyada ve insan bedeninde geçirdiği günler olarak tarif eder. Bu günler aynı zamanda İsa Mesih’in insan bedeninin zayıflığını tecrübe ettiği zamanlardır (İbr. 4:15). Bu dünyadaki bedeninin günlerini, babasına feryat ve gözyaşlarıyla dua ederek geçirmiştir ve bu O’na söz dinlemeyi öğretmiştir (İbr. 5:8). Bunun sonucu olarak yektin kılınmış ve kendi sözünü dinleyen herkes için sonsuz yaşam kaynağı oluştur (İbr. 5:9). Sonuç olarak bizler İsa Mesih gibi, bu dünyada bedenin zayıflığıyla dua aracılığıyla mücadele edebiliriz. Rab bizlere özgürlük ruhu vermiştir ve İbraniler 12:12-13’te dendiği gibi, “sarkık ellerimizi kaldırmalı, bükük dizlerimizi doğrultmalı ve kendimize Rab’bin Krallığı’nın ardından giden düz yollar yapmalıyız”.
b. İsa Mesih’in eviyiz
İsa Mesih bu beden üzerinde egemen olduğundan bu bedenin zayıflıklarına seyirci kalmaz.
İbraniler mektubunun yazarı Musa ve İsa Mesih’i kıyaslarken, Musa’nın Tanrı’nın evinde sorumlu (kâhya) olduğunu, İsa Mesih’in Tanrı’nın evinden sorumlu (ev sahibi) olduğunu ifade etmişti. İsa Mesih’e iman ve umudu cesaret ve sadakatle sona dek sürdürmek bizleri O’nun evi yapacaktır (İbr. 3:1-6). İsa Mesih, O’na imanımız aracılığıyla bedenlerimizi kendi evi kılmıştır ve bu ev üzerinde yetkilidir. Bedenlerimiz üzerinde, iman ettiğimizde bizlere verilmiş olan Kutsal Ruh aracılığıyla, yetkilidir. Pavlus Korintlilere birinci mektubunda bedenlerimizin Tanrı’dan aldığımız ve içinde Kutsal Ruh’u barındıran bir tapınak olduğunu ifade etmiştir (1Ko. 6:19). Romalılara mektubunda beden güçsüz, zayıf olduğu durumlarda Kutsal Ruh’un bize yardım ettiğinden bahseder. Ayetin devamında, ne için dua edeceğimizi bilemediğimiz bu zayıflık anlarında, Ruh’un sözle anlatılmaz iniltilerle bizler için aracılık ettiğini (Rom. 8:26) ifade etmiştir. Sonuç olarak İsa Mesih bu beden üzerinde egemen olduğundan bu bedenin zayıflıklarına seyirci kalmaz. Zayıflık anlarında dua edemeyecek durumda olsak bile Ruhu aracılığıyla bizler için dua eder ve günaha karşı verdiğimiz mücadelede bizim yanımızda yer alır.
c. Gözlerimizi görülmeyenlere çevirmek
Her gün aynaya baktığımızda, yaşamımızın belirli bir dönemine kadar büyüyen, gelişen, güzelleşen biri görürüz. Belirli bir yaştan sonra ise her gün aynaya baktığımızda her geçen yıl yaş alan, yani yaşlanan biri görürüz. Pavlus bu durumu “dış varlığımız harap oluyorsa da” diyerek ifade etmiştir (2Ko. 4:16). Günümüzde dış varlığın harap oluşunu belirli oranda yavaşlatabilsek de durduramıyoruz. İç varlığın yaşlanmasını da durdurmanın yolu yoktur ve kişi aksi bir insansa yıldan yıla daha aksi olmaya, öfkeli bir insansa daha öfkeli biri olmaya devam eder. Ancak Pavlus az önceki sözlerinin devamında “iç varlığımızın günden güne yenilendiğinden” diye bunun mümkün olduğuna vurgu yapar (2Ko. 4:16). Bu sadece kendisi bizzat yaşam olan İsa Mesih’e Rab ve kurtarıcı olarak iman eden için mümkündür.
Yaşamımız boyunca imanımızdan veya şimdilik Şeytan’ın egemenliğinde olan bu dünyada yaşıyor olmamızdan doğan “hafif” sıkıntılar bizlere sonsuz bir yücelik kazandırmaktadır (2Ko. 4:17). İç varlığımızı yenileme fırsatı sağlayan sıkıntılarımızdır, çünkü sıkıntılar kendi gücümüzle değil Rab’bin gücüyle çözülür ve Rab bizlere, “Lütfum sana yeter. Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır” der (2Ko. 12:9). Buna iman etmek için, “gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çevirmemiz gerekir” (2Ko. 4:18). Bakmamız gereken Musa, İbrahim veya diğer iman ataları değil, İsa Mesih’in kendisidir. Bu sebeple İbraniler mektubunun yazarı gözlerimizi İsa Mesih’e dikmemiz konusunu bizlere önemle hatırlatır. Her konuda denenmiş ama günah işlememiş bir Rabbimiz var ve umudumuz O’ndadır. Bizde başladığı işi bitirecek yine İsa Mesih’in kendisidir. Bu yüzden imanımız sona dek İsa Mesih’te ve şimdilik gözlerimizle göremediğimiz umutta olmalıdır. Filipililer 1:6’da, “Sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı’nın bunu Mesih İsa’nın gününe dek tamamlayacağına güvenim var” dediği gibi, gözlerimiz İsa Mesih’in kendisinde ve gününde olsun. Kendi günahlılığımıza, zayıflık olarak kabul ederek günahlarımıza teslim olmayalım. İsa Mesih bizlerde yaşayarak değişimi başlattı, kendi gününe dek bu değişimi tamamlayacaktır. Cesaretimizi ve övündüğümüz umudu gevşemeden sürdürmeliyiz (İbr. 3:6). Bu umut bizlere Yeşaya peygamberin şu sözlerini hatırlatır:
Gençler bile yorulup zayıf düşer, yiğitler tökezleyip düşerler. RAB’be umut bağlayanlarsa taze güce kavuşur, kanat açıp yükselirler kartallar gibi. Koşar ama zayıf düşmez, yürür ama yorulmazlar. (Yşa. 40:30-31)
Günaha ve zayıflıklarımıza karşı verdiğimiz mücadelede ihtiyacımız olan güç, Rab’be bağladığımız umuttadır.
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla, amin.
- 1David Guzik, “2 Corinthians 4 – Our Light Affliction”, Enduring Word Bible Commentary < https://enduringword.com/bible-commentary/2-corinthians-4/ > (17.08.2019 tarihinde erişildi; 26.05.2026 tarihinde doğrulandı).
- 2Jean Calvin, “Calvin’s Commentaries > 2 Corinthians 4”, Biblehub < https://biblehub.com/commentaries/calvin/2_corinthians/4.htm > (17.08.2019 tarihinde erişildi; 26.05.2026 tarihinde doğrulandı).
- 3Jean Calvin, “Calvin’s Commentaries > Hebrews 2”, Biblehub < https://biblehub.com/commentaries/calvin/hebrews/2.htm > (17.08.2019 tarihinde erişildi; 26.05.2026 tarihinde doğrulandı).
- 4David Guzik, “Hebrews 4 – Entering Into His Rest”, Enduring Word Bible Commentary < https://enduringword.com/bible-commentary/hebrews-4/ > (17.08.2019 tarihinde erişildi; 26.05.2026 tarihinde doğrulandı).
- 5“Hebrews”, Understand Christianity.com < https://www.understandchristianity.com/bible/hebrews/ > (17.08.2019 tarihinde erişildi; 26.05.2026 tarihinde doğrulandı).
- 6David Guzik, “Hebrews 1 – Examples of Faith to Help the Discouraged”, Enduring Word Bible Commentary < https://enduringword.com/bible-commentary/hebrews-11/ > (17.08.2019 tarihinde erişildi; 26.05.2026 tarihinde doğrulandı).