Tanrısal Çağrı nedir?
Hristiyan geleneklerinde “Tanrı’nın Çağrısı” kavramı Mesih imanlılarının bireysel hayatlarında çok önemli bir yer tutar. Genellikle bu çağrı, imanlının özel bir hizmete başlaması veya kendisini tam zamanlı hizmete adaması, hatta her şeyini bırakıp Müjde’yi duyurmak üzere başka bir ülkeye taşınması üzere bir yönlendirme olarak algılanır. Bu “çağrı” kendini Hristiyan cemaatinde çeşitli şekillerde gösterir. Çoğunlukla bir dürtü, bir his veya mevcut durumumuzla alakalı tatminsizlik hali, çağrı olarak algılanabilir. İmanlının kendi yeteneklerini ve becerilerini dışarıdan bir göz gibi değerlendirip Tanrı’ya daha belirli bir yolla hizmet etmesi gerektiğine ikna olması daha seyrek görülür. Bazıları bir peygamberlik sözüyle veya kilise önderlerinin önerisi üzerine kendilerini “çağırılmış” bulurlar. Bazen de doğaüstü bir anlayış, görüm, rüya veya örneğin Çin haritasına benzetilen bir bulut gibi “işaretler” çağrı olarak algılanır. Peki, çağrının içeriği nedir? Özel bir şey midir, yoksa genel midir? Kutsal Kitap Sözlüğü “çağrı” kavramı hakkında şöyle bir açıklama yapar:
Bu çağrı [teolojik olarak] Tanrı’dan kaynaklanır, kurtuluş müjdesi, kutsallık ve iman aracılığıyla (2Se. 2:14) Tanrı’nın Egemenliği’nde (1Se. 2:12) paydaşlığa (1Ko. 1:9) ve hizmet eden (Gal. 1:15-16) bir yaşam sürmeye yöneliktir. … Bu çağrıya karşılık veren kişiler ‘çağrılmış olanlar’dır (1Ko. 1:24).1
Çağrı aslında bütün Mesih inanlılarına genel bir davettir.
Bu anlayışa göre, “çağrı” aslında bütün Mesih inanlılarına genel bir davettir. Hatta 1. Petrus 2:9’a göre, Mesih’in kilisesinin mensupları “Kral’ın kâhinleri, kutsal ulus, Tanrı’nın öz halkı” olarak seçilmiştir. Justin Jordan “What Does Jesus Want Me to Do”2 başlıklı tanrısal çağrı hakkındaki makalesinde bu çağrının mesleki değil ontolojik olduğunu açıklar. Yani biz Mesih İnanlıları kâhin olmak üzere çağrıldık; bu bizim sıfatımızdır ve bu sıfattan başlayarak düşüncelerimiz ve eylemlerimiz şekil almalıdır. Bu çağrımızdan dolayı, Justin kardeş bize şöyle bir öğütte bulunuyor: “Mesleğiniz ne olursa olsun, Tanrı tarafından Tanrı'yı duyurmaya çağrıldınız.”3 Mesih’in öğrencilerine verdiği Yüce Vazife’ye (Mat. 28:18-20) göre evrensel Kilise’nin öğrenci yetiştirme olan ana görevi iki safhalıdır: (1) Müjde’yi tebliğ etmek ve (2) Mesih’in bütün buyruklarına uymaya öğretmek. Her bir Mesih inanlısı bunu yapabilir ve yapmalı da; tam zamanlı olarak hizmet etse de ve etmese de.
Özel Olarak Çağrıldığımı Nasıl Bilebilirim?
Yine de hayatımızda tam zamanlı veya özel bir şekilde hizmet etmek üzere belirli bir çağrı alıp almadığımızı nasıl bilebiliriz? Hristiyan cemaatinden birçok kişi –mezhep fark etmeksizin– bu soruyla boğuşmuştur. Teksas’taki Stonegate Kilisesi’nde teolojik gelişim direktörlüğü yapan Justin kardeşimiz işte tam bu konuyu ele aldı. Kısa ve sade makalesinde özellikle bu “belirli çağrı” kavramını nasıl anlamamız gerektiğine dair üç adımı önerir. Bunlar şöyledir:
- Çağrının nereden geldiğini sorgula
- Çağrını yerine getirmek için gerekenleri araştır
- Ruhsal olarak gelişmeye çabala
Bu adımları gözden geçirelim.
Birinci Adım: Çağrını Sorgula
“Çağrı” genellikle içimizde bir kıpırdama olarak başlar. Acaba Tanrı beni özellikle bir şey yapmaya mı yönlendiriyor? Bu fikrin kaynağı çevremizde fark ettiğimiz bir ihtiyaç da olabilir, hayatımızdaki belirsizlikten duyduğumuz hoşnutsuzluk da olabilir. Çağrı fikri özellikle duygusal yönden kendini gösteriyorsa bir adım geri atıp hem çağrıyı hem de kendimizi sorgulamamız gerekir. Çünkü, Justin kardeşin isabetli gözleminde belirttiği gibi, “Bazen çağrı gibi hissettiren şey aslında sadece hoşnutsuzluk olabilir. İnsanların hizmete çağrıldıklarını hissetmelerine neden olan aynı iç çalkantılar bazen hizmet eden kişiyi hizmeti bırakmaları gerektiğine inandırabilir.” Hatta, “Her meslekte olduğu gibi tam zamanlı kilise hizmeti de boş hissettirebilir.” Bu dünyada çalışmak hâlâ boş çabadır, çünkü biz devamlı olarak günahlı benliğimiz ve dünyanın bozulmuş hali ile çekişmekteyiz. Dolayısıyla ruhsal hizmetin bile angarya haline geldiği zamanlar olur. Tam zamanlı ruhsal hizmet (örn. önder, diyakon veya pastör olmak, kiliseler ötesi hizmette4 bulunmak) çoğunlukla normal bir mesleği sürdürmekten daha zordur, çünkü tam zamanlı hizmet edenlerin çoğunluğu ruhsal savaşın ön cephesinde yer almaktadır. Justin kardeş bu konuda kendimize şu soruyu sormamızı öneriyor:
Gerçekten tanrısal bir çağrının kıpırtılarını mı hissediyorum, yoksa bu İsa'nın düzeltebileceği safi hoşnutsuzluk mu?
Gerçekten tanrısal bir çağrının kıpırtılarını mı hissediyorum, yoksa bu İsa'nın düzeltebileceği safi hoşnutsuzluk mu?
Bu sorunun cevabını bulmak için tek başımıza kendimizi sorgulamak yeterli değildir. Kilisedeki önderlerimizi ve kardeşlerimizi de bu sürece dahil etmeliyiz. Duygularımızın yanı sıra aklımızı da devreye sokmalıyız; bu da bizi ikinci adıma getirir.
İkinci Adım: Çağrını Araştır
İkinci adımda çağrımızı araştırmalıyız. Bu keşif de aceleyle gerçekleşmez. Justin kardeş tanrısal çağrının kendi kendimize yarattığımız bir şey olmadığını hatırlatır. Eğer bu çağrı Tanrı’dansa, Tanrı bunu doğrulayacak bir şeyler daha yapacaktır. Buna gerektiği kadar vakit tanımak şarttır, çünkü böylelikle hissettiğimiz çağrıya göre hareket etmeye başlarız ve Tanrı’nın zaten yapmaya başladığı işlere katılmış oluruz. Bu noktada Justin şu üç soruyu kendimize sormamızı öneriyor:
- Gördüğüm ihtiyaçlar nelerdir?
- Armağanlarım ve tutkularım nelerdir?
- Önümdeki fırsatlar nelerdir?
Bu üç soru Tanrı’nın bize verdiği duygusal dürtüyü akli ve tesadüfi gerçeklerle pekiştirmeye yarar.
1. Gördüğüm İhtiyaçlar Neler?
Tanrısal çağrı genellikle etrafımızda fark ettiğimiz ihtiyaçlarla başlar.
Tanrı bizi hayalimizdeki işlere değil, hizmete çağırır. Çağrınız ne olursa olsun, Tanrı'nın halkının ihtiyaçlarını karşılayabilmeniz için size verilmiştir. Pavlus diğer uluslara elçi olarak çağrıldı, çünkü onların Müjde’ye ihtiyaçları vardı (Ef. 3:1-7). Benzer şekilde Titus da kilisenin ihtiyacı olan ihtiyarları atamak için Girit'te kaldı (Tit. 1:5).
Tam zamanlı hizmete çağrıldığımızı hissettiğimizde, kilisede veya çevrede hangi ihtiyaçları gördüğümüzü tespit edelim. Çünkü Mesih’in bedeninin devamlı olarak güçlenmesi gerek. Bu güçlenme –yetkinliğe erdirme– Mesih’in bedeninin üyeleri tarafından gerçekleştirilir (1Ko. 12:4-7; Ef. 4:11-13).
Güçlendirme kaynakları yerel de olabilir, küresel de olabilir. Kültürlerarası hizmete çağırılan birçok müjdeci, başka ülkelerin Mesih hakkındaki Müjde’yi duyma imkânlarından yoksun olduklarını fark edince Müjde’yi bu ülkelere götürmek üzere gitmeleri gerektiği kanısına varmışlardır. Rab İsa, “Ürün bol ama işçi az” demiştir (Luk. 10:2). Bize “ürünün sahibi Rab’den” ürünü kaldıracak işçileri göndermesi için O’na yakarmamızı buyurur. Böyle bir konuda yakaran biri, ihtiyaçları karşılamak üzere gerekli yerlere gitmeye hazır olmalıdır.
2. Armağanlarım ve Tutkularım Neler?
Justin kardeş şöyle devam eder: “Tanrı sizi çağırdığında, sizi Tanrı donatır.” Doğal olarak sahip olduğumuz yetenekler ile Kutsal Ruh’un verdiği armağanlar (Rom 12:7-8; 1Ko. 12:8-10,28; Ef. 4:11) Tanrı’nın bizi çağırdığı işleri yerine getirmek üzere bize verildi. Bunları kullanarak önce kardeşlerimize sonra dünyaya hizmet etmeliyiz, çünkü bu yolla Mesih’i yansıtmış oluruz (Mat. 20:26-28). “Bazıları vaaz vermek isteyebilir ama öğretmekten misafirperverliğe kadar her armağan Tanrı'nın Egemenliği’nde eşit değere sahiptir.”
Tanrı sizi çağırdığında, sizi Tanrı donatır.
Justin kardeş şu önerilerde de bulunur:
Armağanlarınızın yanı sıra tutkularınızı da göz önünde bulundurun. Tutku sadece bir şeyi sevmek değildir; onun uğruna acı çekmeye razı olacak kadar çok sevmektir. Vaaz vermeye veya danışmanlık yapmaya tutkunuz varsa, gerekli becerileri geliştirirken zorluklarla karşılaşacaksınız. Tüm mesleklerde olduğu gibi Tanrı’ya tam zamanlı hizmetin de ağır geldiği durumlar olur. Tanrı'nın size verdiği çağrı uğruna hangi zorluklara katlanmaya hazırsınız?
Bu armağanları ve tutkuları yine tek başımıza değil, mensup olduğumuz kilise topluluğu içinde keşfetmeliyiz. Çünkü biz bazen kendimizi olduğumuz gibi göremeyiz. Kendimizle ilgili varsayımlarımız gerçekte olduğundan daha olumlu da olabilir, olumsuz da olabilir. Bundan dolayı kardeşlerimizin bizimle ilgili görüşleri bu soruyu cevaplamak için paha biçilmez değerdedir.
3. Önümde Hangi Fırsatlar Var?
Üçüncü olarak armağanlarımızı kullanarak tutkularımızı eyleme dökmek üzere fırsatlar yaratmalıyız. Justin kardeş bu konuda da şu gözlemlerde bulunur: “İdeal bir hizmet yoktur; sadece hizmet etme fırsatları vardır.” Bundan dolayı var olan imkânlardan faydalanıp Tanrı’nın bize verdiği armağanları kullanmaya dikkat etmeliyiz. Tanrısal çağrıya uymak, genellikle istikameti belirlemekten ziyade bir sonraki adımı atmaktan ibarettir. Önümüzdeki ilk fırsat o an için küçük veya önemsiz görünse de, “O küçücük fırsatlar, Rab'bin bizi olmamızı istediği kişilere dönüştürdüğü büyük anlar olabilir.” Mesih bizi ufak işlerde güvenilir olmaya çağırıyor ki zamanı gelince büyük işlerde güvenilir olabilelim (Mat. 24:45-47; 25:21).
Bu küçük hizmetlerin kolay olacağını varsaymamalıyız. Teolog Kevin DeYoung bize, işin kolaylığını Tanrı’nın iradesi doğrultusunda çalıştığımıza dair bir gösterge veya işin zorluğunu Tanrı’nın isteğine uygun olmayan yolda olduğumuza dair bir işaret olarak algılamamızın yanlış olacağını söylemiştir. Tanrı’nın bizim için öncelikli isteği kutsal olmamızdır. Kutsallaşmamız için sıklıkla bizim rahatımızı bozan durumları kullanır.5
Üçüncü Adım: Ruhsal Gelişim
Justin kardeş, çağrımızı değerlendirip önümüzdeki fırsatları tespit ettikten sonraki adımın kendimizi ruhsal olarak gelişmeye adamamız olduğunu açıklar.
Tanrı’ya hizmet bir zanaattır ve her zanaatta olduğu gibi gelişme de ancak deneyimle gerçekleşir. Sınıf eğitimi size teoriyi verebilir ama sizi bir zanaatkar haline getirecek olan tek şey tecrübedir.
Hizmet için gereken yetkinliğe ancak hizmet ettikçe erişebiliriz. Hedefimiz vaaz etmek ise, önce küçük grupta Kutsal Kitap çalışmaları sunmakla başlayalım. Aslında Kutsal Kitap’ı öğretmeyi öğrenmenin en iyi ortamı çocuk hizmetidir, çünkü ruhsal gerçekleri basit ifadelerle çocuklara öğretebilen biri, bunları yetişkinlere daha da iyi sunabilir! Büyük hizmetlerde önderlik yapmak istiyorsanız, önce küçük hizmetlerde gönüllü olarak çalışın. Bu süreç, karakterinizin derinleşmesini ve becerilerinizin gelişmesini sağlamak içindir. “Önemli olan bu süreci kabullenmek ve ne kadar küçük olursa olsun, mevcut fırsatlardan tecrübe kazanmaktır.”
Tüm bu adımlarda, kilisenizi muhakeme sürecine dahil etmek çok önemlidir.
İmanlılar Topluluğundan Onay Almak
Başlarda da söz ettiğimiz gibi, bu adımların hiçbirini tek başımıza atamayız.
Tüm bu adımlarda, kilisenizi muhakeme sürecine dahil etmek çok önemlidir. Tanrısal çağrıyı anlamak asla tek başımıza sürdürülen bir çaba değildir; imanlılar topluluğunun çabasını da gerektirir. Kilise, armağanlarımızı belirlememize, onları denememize ve hangi fırsatların peşinden gitmemizin en iyisi olduğunu değerlendirmemize yardımcı olmada kilit bir rol oynar.
Justin kardeş kilisenin ruhsal armağanlarımızı keşfedebileceğimiz bir deneme alanı olduğu kanısındadır. Bu güvenli ortamda çağırımızın gerçekten Tanrı’dan mı yoksa kendi irademizden mi kaynaklandığını tespit edebiliriz. Önderlerimiz ve yakın dostlarımız bize bakarak bu çağrının gerçek olup olmadığını teyit eder. Hatta önderlerimiz bizi bu çağrıyı yerine getirmek üzere görevlendirip kutsamalıdır. Sonra bizi çağrıyı yerine getirmek üzere, doğru yere göndermelidir; tıpkı Antakya kilisesinin Pavlus ve Barnaba’yı hizmet etmeleri için gitmeleri gereken yerlere göndermesi gibi (Elç. 13:2-3). Böylece bizler de bu işte tek başımıza olmadığımızı biliriz. Onlara hesap vermemiz gerektiğinden dolayı işimizi bize duyulan güvene layık olarak yerine getirmeye gayretleniriz. Onların arkamızda durarak bizim için dua ettiklerini bilerek daha rahat çalışırız. İhtiyacımız olduğunda onlardan öğüt ve teselli de isteriz, çünkü tanrısal çağırı hiçbir zaman tek başımıza yerine getirdiğimiz bir görev değildir!
Sonuç: Çağrını Yaşa
Pavlus Timoteos’a, “Ama sen her durumda ayık ol, sıkıntıya göğüs ger, müjdeci olarak işini yap, görevini tamamla” diye buyurdu (2Ti. 4:5). Biz de Tanrı’nın bize verdiği çağrıyı yaşamakla yükümlüyüz. Bu çağrı tam zamanlı hizmet olabilir, yarı zamanlı hizmet olabilir ya da iş yerimizde ışık saçmak olabilir. Justin kardeş şöyle yazmıştır: “Tanrı'nın önünüze koyduğu fırsatlar, armağanlarınızı kullanarak çevrenizdekilerin ihtiyaçlarını karşılamanızı sağlayacaktır; işte çağrınız budur.” Makalesini şu öğütle bitirir:
Aşırı düşünmeyin. Önünüzde gördüğünüz o adımı atın ve sadakatle hizmet ederken Tanrı'nın sizi çağrınızı yerine getirmeniz için yönlendireceğine güvenin.
Tanrısal çağırıyı anlayıp yerine getirme sürecinin hangi safhasında olursa olalım, bu sözlere sıkıca tutunalım. Çünkü, “Sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı’nın bunu Mesih İsa’nın gününe dek tamamlayacağına güvenim var” (Flp. 1:6). Mesih İsa yolu bize gösterecektir ve yol her ne kadar çetin ve dar olsa da O bizi son istikamete kesinlikle götürecektir. Yeter ki O’na bağlı kalıp sadık olalım.
- 1Behnan Konutgan, Levent Kınran, İhsan Özbek, Mine Yıldırım, “Çağrı”, Kutsal Kitap Sözlüğü (İstanbul: Kitabı Mukaddes Şirketi, 2016), s. 121.
- 2Justin Jackson, “What Does Jesus Want Me to Do?”, For the Church, 26.03.2025 https://ftc.co/resource-library/articles/what-does-jesus-want-me-to-do/ > (04.11.2025 tarihinde erişildi).
- 3Bu yazıda Justin Jackson’a atfedilen bütün alıntılar farklı bir şekilde tanımlanmadığı sürece “What Does Jesus Want Me to Do?” makalesinden gelmektedir.
- 4İng. parachurch organization. Belirli bir mezhebe bağlı olmaksızın birçok değişik kiliseye hizmet veren bir kurum. Örn. Kucak Yayıncılık, Hasat Kilise Hizmetleri, SİLAS Hizmetleri veya Petra Medya Grup.
- 5Justin Jackson tarafından kaynağı gösterilmeden alıntılanmıştır.