Nancy Leigh DeMoss, imanlı kadınlara hizmet etmekte yaşadığı deneyimler hakkındaki bu kitabı yazdı. DeMoss kitabında, “Şeytan’ın aldatmak için özellikle kadınları hedef aldığını diyebiliriz. Şeytan bilmektedir ki, eğer biz kadınları hileleriyle aldatabilirse biz de çevremizdeki erkekleri günaha sürükleyebiliriz ve yaptığımız günahlı seçimler sonraki kuşakların izleyeceği bir örnek oluşturur” düşüncesini ifade eder (s. 33). Ancak yalanlara kanmanın özellikle kadınlara özgü bir zayıflık olduğunu iddia etmez.
Kitap, Aden bahçesinde gerçekleşen günaha düşüş öyküsüyle başlar. Şeytan’ın akılcı, arzulanan ve tamamen “Tanrı karşıtı” gibi görünmeyen bir teklif yaparak Havva’yı nasıl aldattığını ele alır. Yılanın yaptığı ilk iş Havva’yı Tanrı’nın iyiliği, sevgisi ve desteği hakkında şüpheye düşürmekti. Yılan, onu kandırarak Tanrı’ya itaatsizlik etme seçiminin sonuçları hakkında yalan söyledi. Havva, yasak meyveden yemenin getireceği sözde yararları işittiğinde ayartıldı (Yar. 3:5). Bu yararlar arasında iyi ve kötünün ne olduğuna karar verme yetkisi kendisine ait olması vardı (“iyiyle kötüyü bilmek”). Yılan, Tanrı’nın daha önceki uyarılarına rağmen, Havva’nın gördüğü ve duygularıyla aklının ona doğru olduğunu düşündürdüğü şeyler doğrultusunda karar vermeye yönlendirerek onu kandırdı.
DeMoss, dünyada yaşanan her sorunun bir şekilde aldanmanın meyvesi olduğunu, yani basit anlamda doğru olmayan bir şeye inanmanın sonucu olduğunu öne sürer. Aden bahçesinden günümüze dek Şeytan, sevgimizi çarpıtmak, seçimlerimizi etkilemek ve yaşamlarımızı yok etmek için aldatmacadan yararlanmıştır (s. 32).
Yazar birçok kimsenin, hatta Hıristiyanlar’ın bile, aldandıklarının farkında bile olmadan kendileri aldanmaya maruz bıraktıklarını savunur. Aldanmanın özü budur: Aldandığımız gerçeğine karşı bizi körleştirir.
DeMoss, insanın yürekten inandıklarının yaşamıyla görülebildiğine dikkatimizi çeker. Yani, kişinin davranışları her zaman doğru olduğuna inandığı şey üzerine kuruludur; inandığını söylediği şeye değil, gerçekten inandığı şeye.
Kitabın neredeyse tamamı, DeMoss’un gözüyle, kadınların yaşamlarına yön veren belli başlı yalanları ve bunlara karşılık yalanın etkisinden özgürleştirecek gerçekleri ele alır. Kitap Tanrı, kendimiz, günah, evlilik, duygularımız ve içinde bulunduğumuz ortam hakkında yalanları içeren bölümler halinde düzenlenmiştir. DeMoss, okuyucuyu yalnızca “Bu yalana inanıyor muyum?” sorusunu değil, ayrıca “Bu yalana inanıyormuş gibi mi yaşıyorum?” sorusunu sormaya davet eder.
Aşağıdaki tablo kitabın çeşitli bölümlerinden bir örnekleme sunmaktadır.
| Yalan | Gerçek |
|---|---|
| 1. Tanrı gerçekte iyi değildir. |
|
| 2. Günah işleyebilirim ve bunun kötü sonuçlarını görmem. |
|
| 3. Eğer bir şey hissediyorsam, bu doğru olmalı. |
|
| 4. Eğer yaşadığım ortam farklı olsaydı, ben de farklı olurdum. |
|
| 5. Gerçekleşmemiş özlemlerle yaşamak zorunda değilim. |
|
| 6. Tanrı sorunlarımı çözmelidir. |
|
DeMoss, aldanma üzerine kurulu bir yaşamdan kurtulmak için okuyucuların izlemesi gereken üç adımdan söz eder:
- Günahlı davranışları tanımla!
- Bu davranışların kökündeki yalan(lar)ı tanımla! Kökler genelde yüzeyin altındadır ve yalanlar asıl olarak aldatıcıdır. Ne gibi yalanlara inandığımızı görmek için RAB’den yardım almaya ihtiyacımız vardır.
- Gerçeğe inanarak, üzerinde derin düşünerek ve eyleme geçerek yalanların yerine gerçekleri koy! DeMoss, Şeytan’ın güçlü bir düşman olmasına karşın onun yalanlarından çok daha güçlü bir şey bulunduğunu ve bunun da gerçek olduğunu söyleyerek bizi cesaretlendirir.
Kitabın son bölümünde, DeMoss’un kadınların inanıp sıkıca sarılması gereken 22 temel gerçek olarak tanımladığı unsurlar derinlemesine ele alınır. Bu gerçekler Kutsal Kitap’la uyumlu gerekçeler verilerek sunum güçlendirilir.
Sonuç olarak kitabın dayanak noktası, gerçeğin özgürlük getirdiği inancıdır. İsa’nın kendisi, “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak” demiştir (Yu. 8:31-32). Ne var ki, DeMoss’un dünyadaki bütün sorunların aldatmacanın meyvesi olduğu iddiası abartılıdır. İnsanlar günah işler, çünkü doğal olarak günahkârdırlar. Yaptıkları günahlı seçimler ya da takındıkları tutumlarla ilgili olarak aldanmış olabilirler de olmayabilirler de. Bir bütün olarak DeMoss’un eseri, tutunduğumuz içsel inançlarımızı değerlendirmeye yardım etme açısından faydalıdır. Kültürler tarafından içimize işlemiş düşünce yapılarımızda ve algılayışımızda var olan birçok “kabul gören ölçüt”ü sorgulamaya davet eder. DeMoss bu düşüncelerin, Tanrı’nın bizim yaşamımızı istediği gerçeğe aykırı olduğunu gösterir. Bu nedenle kitap, Hıristiyanlar’ın ruhsal özgürlüğe kavuşma yolunda değerli bir katkı sağlayacak niteliktedir.