İbraniler’e Mektup’un yazarı, kutsal olmaksızın Tanrı’yı göremeyeceğimizi söyler (İbr. 12:24). Ezgilerde kutsallıktan söz eder, kutsal olmak istediğimizi söyleriz. Ama kutsallaşma bazen zor anlaşılır. Bunun nedenlerinden biri, kutsallığın hem şimdiden iman edenler için geçerli (kutsal kılındınız) bir bildiri hem de henüz tamamlanmamış (kutsallaşın) bir buyruk olmasıdır. İmanlının kutsallığa şimdiden sahip olduğunu bildiren ayetler olduğu gibi, “kutsal olun” emrini veren ayetler de vardır. Hangisinin doğru olduğu sorusu sıklıkla dile getirilir. İkisi birden doğruysa, bunun anlamı nedir?
David Peterson’ın Possessed by God adlı kitabı bütünüyle kutsal kılınmayla ilgilidir. Tüm açıklığıyla konunun ele alındığı bu kitap, kısaca Eski Antlaşma’daki kutsal kılınmayı ele alır ve ardından konu üzerinde en önemli Yeni Antlaşma ayetlerini ayrıntılı bir biçimde açıklar. Kitap, Yasa’yla ve “kutsallaşma”nın Yunanca karşılığıyla ilgili iki ayrı çalışmayı da içerir.
Peterson’ın tezi, Kutsal Kitap’ın, imanlıyı katılıma çağıran ve bir süreçle birlikte büyüyen, ama imanlının zamanla kutsal kılınmasını değil, iman ettiklerinde kutsal kılındıklarını vurguladığıdır. Bu sözlerin anlamını kavramak Hristiyan yaşamımız için çok önemlidir.
Tanrı kutsaldır; yani Tanrı her şeyden ayrı ve aşkındır.
Peterson’ın Eski Antlaşma’daki kutsallıkla ilgili yazıları Tanrı’nın karakterini temel alır. Tanrı kutsaldır (bkz. Mez. 99); yani Tanrı her şeyden ayrı ve aşkındır (Çık. 15:11; Yşa. 6:1-4). Karakter bakımından yaratılmış her şeyden farklıdır. Eski Antlaşma döneminde Tanrı’nın kutsallığı tapınakta açık bir şekilde görülebiliyordu. Tapınağın yapısı, İsrail ile Yahve arasındaki ayrılığı anlatıyordu (Çık. 26-31, 35). Tanrı’nın kutsallığı Yasa’da da açıklanıyordu. Yargı da, kurtuluş da, O’nun kutsallığının birer ifadesiydi; biri günahı mahkum ediyor, diğeri ruhsal arınma sağlıyordu. Dahası, İsrail’in kutsal bir ulus oluşunun (Lev. 11:44-45) dayanağı, Tanrı tarafından kurtarılmış, seçilmiş olmasıydı (Çık. 19:4-6). İsrail, “hayatın her alanında Kutsal Olan’ın karakterini göstermek üzere O’nunla bir ilişki için ayrılmış” olması nedeniyle “kutsal”dı. (s. 24)
Peterson, Yeni Antlaşma’da kutsallığın tamamlanmış yanının vurgulanmaya devam ettiğini gösterir; ne var ki, Yeni Antlaşma’nın bakış açısının odak noktası Tanrı’nın karakterinden çok Mesih’tir. Peterson bunu şöyle yorumlar: “ … (kutsallık) öncelikle Tanrı’nın bize Mesih’te sahip olma şekline, O’na ait olmamıza ve bize yönelik amaçlarını gerçekleştirmesi için bizi kendine ayırmasına yöneliktir’ (s. 27). İbraniler kitabı, Yeni Antlaşma’nın, Mesih’in çarmıhta ölümü ve ardından dirilişi aracılığıyla tamamlanmış olan kutsal kılınmayı vurguladığına dair mükemmel bir örnektir. Çarmıhta tamamladığı hizmeti aracılığıyla kutsal kılan, Mesih’tir (İbr. 2:11). İbraniler 10:1-18, özellikle de 10. ve 14. ayetler imanlının, Mesih’in bedeninin sunulmasıyla aklandığını, kutsal kılındığını ve yetkinleştiğini açıklamaktadır. İbraniler’de yetkinleşme, kişinin Tanrı’ya (özellikle de gelecekte, cennette) tapınabilmesi için Tanrı’ya yaklaşabilmesiyle ilgilidir. İbraniler’de öne sürülen kurtuluşun aklanma, kutsallaşma ve yetkinleşme yönleri, her ne kadar hâlâ gelecekte tamamlanacak olsa da, imanlı için şimdiden geçerlidir, imanlıda mevcuttur.
Pavlus’un yazılarında da kutsallaşmanın tamamlanmış yönleri ağır basmaktadır. İmanlıların kutsal olmaya ve günahlı insan yerine ölüp dirilerek kutsal olan Mesih’le özdeşleşmeye çağrıldıklarını vurgular (1Ko. 1:1-3, 30). 1. Korintlilere 6:11’de Pavlus, Korintlilerin yıkandığından, kutsal kılındığından ve aklandığından söz eder. Yine Pavlus, 1Se. 5:23-24’te, imanlının kutsal kılınmasının tamamlanması için, yani gelecekte olacak bir şey için dua eder. Dahası, tıpkı özgür olma ve aklanma gibi kutsal kılınma da, kurtuluşun tamamlanan yönleriyle ilişkilendirilmiştir. Kutsallık imanlıya Tanrı’nın armağanıdır, iman aracılığıyla sahip olunur. Bizler Mesih tarafından kutsal kılındık; yani, kutsal kılınma da aklanma gibi, bizim çabalarımızın sonucu değildir.
Mesih’e iman etmek demek, “farklı değerlerimizin ve tamamen farklı yaşam tarzına yönlendiren farklı önceliklerimizin olması” anlamına gelir.
Bunun ışığında, Kutsal Kitap’ın tanrısayarlıkta büyüme öğütleri ne anlama gelir? (1Ti. 4:7-15; İbr. 5:11-6:2; 12:14) Romalılar 6. ve 8. bölümler, kutsal kılınmanın tamamlanmış yönleri ile kutsal kılınmış insanlar olarak imanlıların atması gereken adımları hoş bir dengede tutar. İmanlılar iman ederek Mesih’le özdeşleşmeleri sayesinde O’nunla birlikte ölmüş ve dirilmiş sayılırlar. Mesih’e iman etmek demek, “farklı değerlerimizin ve tamamen farklı yaşam tarzına yönlendiren farklı önceliklerimizin olması” anlamına gelir (s. 73). Yaşamlarımızda günahın yetkisine izin vermeyi reddetme yeteneğine sahibiz; Peterson bunu çok iyi ifade eder: Bizler günaha karşı, “Tanrı’nın adıyla isyan edebiliriz” (s. 100). Bizler artık doğruluğun köleleriyiz ve Yasa’dan özgürüz (Rom. 6:13-7:6). Artık günahın, ölümün ve Yasa’nın hüküm sürdüğü doğal benliğe ait değiliz. Sabit kimliğimiz kalıcı olarak Ruh’la ilişki içinde, O’nun denetimi altındayız. O halde kutsal bir yaşam sürmeye de gücümüz vardır (Rom. 8:1-17). Bizler artık kutsalız ve gelecekte tamamen kutsal olacağımızın güvencesi vardır. Ruh, Kutsal Yazılar aracılığıyla zihinlerimizi yenilemektedir. Bu da bizim karakterimizi dönüştürür (Rom. 12:1-2; 1Pe. 1:2; Elç. 20:32). Yeni Antlaşma, bize belirli durumlarda kutsallığın nasıl göründüğünü anlatır. İmanla dua aracılığıyla, Kutsal Ruh’un bu değişimin hayatımıza doğrudan girmesini sağladığına güveniriz. Sonra da, gerçeklerle uyumlu şekilde yaşamayı seçeriz. Her ne kadar söz ettiğimiz değişim kolayca ve hiç aksamadan gerçekleşecekmiş gibi bir izlenim verse de, Kutsal Kitap bu konuda farklı bir anlatımda bulunur. Peterson, Kutsal Kitap’ın neredeyse hiç istisna olmadan, her zaman başarı hikâyeleri içeren bir Hristiyan portresi sunmadığını anlatır; aksine benlik ile Ruh ölene kadar veya Mesih’in gelişine kadar bitmeyecek bir savaşa kilitlenmiştir.
Kutsal kılınma, Mesih’in çarmıhtaki ölümüne ve dirilip göğe yükselişine dayanmakta, Müjde aracılığıyla Kutsal Ruh tarafından yerine getirilmektedir. Kutsal Olan’la aramızda bir birlik, bir ilişki vardır; bu da, bizi kutsallığa çağıran Kişi’ye karşı sorumluluğumuz olduğu anlamına gelir. Ruhsallığımızı, büyüdüğümüzü, daha da kötüsü kurtulmuş olduğumuzu göstermek için bir dizi kural koyup uygulamaya çalışmaktan kaçınmalıyız. Peterson’un çok iyi ifade ettiği gibi: “... İnsanları, Hristiyan olarak ilerleme kaydettiklerini kanıtlamak için yerine getirmek zorunda oldukları koşullarla bunalttığımız zaman Müjde’yi çarpıtıyoruz. Onları, İsa Mesih’te şimdiden kutsal kılınmış kişiler olarak kabul etmeyi öğrenmeliyiz. Nihai olarak nasıl biri olacakları Tanrı’nın ellerindedir ve amaçlarına kendi zamanında ve kendi yoluyla ulaşacaktır’ (s. 49).