Şehitlik konusu çok az Hristiyan kitabında ele alınır; Schirrmacher ve Ton’un bu kitapları gibi kapsamlı yaklaşımlara ise çok daha az kitapta rastlanır. Her iki yazar da şehitlik kavramını daha genel olan zulüm konusu içerisinde ele alır. Ton’un kitabı ayrıca cennetteki ödüller konusuna da değinir.
Her iki kitap da tarihsel olaylara değinmenin yanı sıra Kutsal Kitap metinlerini de incelemektedir. Bazen vardıkları sonuçların Kutsal Kitap’a dayalı kanıtların ötesine geçmesine veya kusurlu bir yorum sergilemesine karşın, bu kitaplar zulüm konusuna nasıl yaklaşmak gerektiğini anlamaya yardım eder. Onlara göre imanlıların zulüm ve şehitlikle ilgili teoloji oluşturmalarına yardım edecek bazı önemli noktalar şunlardır:
- Zulüm, kilise tarihi boyunca her zaman var olmuştur.
- Zulüm, dünyanın Tanrı’ya ve O’nun Mesih’teki vahyine duyduğu nefretin bir sonucudur. Kökeni Şeytan’ın Tanrı’ya olan nefretine dek uzanır.
- Kutsal Kitap’ın zulümle ilgili öğretisini önemsizleştirme eğilimindeyizdir. Kutsal Yazılar’ın büyük bir bölümü ancak acı çekme bağlamında anlaşılabilir. Eleştirmenin notu: Bu genelde doğrudur, ancak okuyucu, bu savın çok güçlü bir yorum motifi haline gelmemesi ve bir metin hakkındaki yorumunu etkilememesi konusunda dikkatli olmalıdır. Josef Ton’un kitabı birçok metni fazlasıyla yorumlamıştır (yani zulmün bulunmadığı bir ayeti de buna örnek olarak göstermiştir).
- Sözlerimizle ve eylemlerimizle daha fazla tanıklıkta bulunamadığımız durumlarda şehitlik tanıklığın kendisi olur. Acı çekmeye ve ölmeye bağlı olan tanıklık bildirimizi ilan eder.
- Hristiyanlar’ın çektiği sıkıntılar Mesih’in acılarının devamıdır. Çarmıh, acılardan kurtulacağımızı değil, acı çekeceğimizi temin eder.
- Bize zulmedenler için dua etmeliyiz. Bazıları Mesih’e iman edecek, bazılarının ise yüreği katılaşacaktır.
- Kutsal Ruh, biz zulüm altındayken bize güç ve sevinç verir.
- Zulüm altındaki kilise çoğu zaman büyüme gösterir. Huzur ve rahatlık yaygınlaştıkça kilise genelde tembelleşir ve kayıtsızlaşır. Ne var ki, zulüm kendiliğinden daha pak bir yaşama yol açmaz; bu, kilisenin tepkisine bağlıdır.
- Dua, zulüm gören kilisenin teselli bulması, daha kutsal bir yaşamı sürdürmesi ve Tanrı’nın amaçlarını yürütmesi için en büyük araçtır.
- Güçlüklerin ortasında gücümüz, zayıflığımızdır. İmanlılar olarak zayıflığımızla “övünürüz”. Anlaşılmak veya işimizi yapmak için güce ihtiyacımız yoktur.
- Şehitlerin çektikleri acılar ve ölümleri, dünyanın insan bedeni, ruhu ve vicdanı üzerinde egemen olma iddiasına verilen en güçlü iman protestosudur.
- Acı çekeriz, çünkü bildirimiz insani yönetimlerin geçerliliğini, gücünü ve etkinliğini sorgulamaktadır. Milliyetçilik, Hristiyan için ciddi bir engeldir.
- Acı çekmek, Tanrı’nın kullandığı bir araçtır; acı çeken kişinin bu acıyla gelişmesini ve acı çeken kişi aracılığıyla hem tarihte hem de başka insanların hayatında yüce amaçlarının yerine gelmesini sağlar.
- “Tanrı’nın insanın acı çekme ve ölme sorununu çözmek için getirdiği yöntemin, insanı yine acı çekme ve ölüme kadar kendini feda etmesi olması garip bir ikilemdir.” (Ton, s. 8)
- Asla zulüm görmeye veya şehit düşmeye çabalamamalıyız. İlk kilise böyle yapanları suçladı.
- Hem İsa hem de Pavlus, zulmün yaklaşmakta olduğunu gördüklerinde bulundukları yeri terk ettiler. İsa, başka yerlere gitmek üzere Yahudiye’yi terk etti, çünkü “zamanı” henüz gelmemişti.
- Tarihsel olarak Hristiyanlar'ın hem imansızlara hem de imanlılara zulmettiğini kabul etmeden hiçbir şehitlik teolojisi tam olamaz.
- Tanrı’nın, acı ve terbiyeyi olumlu sonuçlar için nasıl kullandığını çoğunlukla anlamayız, ancak bunları bizim yararımıza kullandığını kesin olarak bilmeliyiz.
- İman uğruna sıkıntı çekmek bir ayrıcalık ve onurdur.
Acı ve şehitlik Tanrı’nın sözünün değerli ve tam güvene layık olduğunu gösterir.