Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Kitap

Diğer Hristiyanlarla Nasıl Aynı Fikirde Olunmaz Üzerine 12 İlke

Yayın Tarihi: 11.06.2018

Hristiyanların vicdanları çarpıcı şekilde benzerdir, çünkü hepimiz aynı Söze ve aynı Ruh’a sahibiz. Ama vicdanın kıyılarında, Tanrı Hristiyanların kişisel vicdanlarında şaşırtıcı bir derecede hoşgörüye sahip olmalarına her zaman izin vermiştir. Pavlus, Romalılar 14’ün daha katı olan Hristiyanların programa uymalarını ve İsa’nın izin verdiği gibi et yemelerini buyurmamıştır. Ya da et yiyenlere, vejetaryen olanları üzebilirler diye hayvansal gıdaları tüketmeyi bırakmalarını buyurmamıştır. Onlardan İsa dönene dek birbirleriyle iyi geçinmelerini istemiştir. (Rom.14:22’deki zayıf ve güçlü kelimelerini, kişinin belli bir eylemi yerine getirirken sahip olduğu vicdani güvene veya kanaate istinaden kullanırız, kişinin kendisini kurtaracak imanının zayıflığına veya güçlü olmasına istinaden değil.)

İnsan doğası böyleyken, daha katı olan grup her zaman çok özgür olarak gördükleri grubu yargılamaya ayartılır (“Ve kendilerini Hristiyan olarak adlandırmaktadırlar!”), diğer yandan özgür grup diğerlerini gereksiz sınırlamalar getirenler olarak küçümsemeye meyillilerdir (“Şu zavallı yasacılar!”). Şükür ki, Pavlus her iki tavır ve tutumu da kınamıştır.

Ama birliğin bozulması tek tehlike değildir. Güçlü adamlar arasındaki kibir ve kendinden aşırı emin olma hali, Yasa Karşıtcılığı diye bilinen dilediğinizce-günah-işleyin türü için kolay lokma kıldı. Diğer yandan, katı imanlıların yargıyıcılığı onları Yasacıların sapkınlığı içine itmeye yöneltti.

Aşağıda dört kısma ayrılan bu vicdan tutumlarının hiçbiri Tanrı’yı hoşnut etmez; hatta ikisi düpedüz sapkınlıktır:

GÜÇLÜ VİCDANLI

GÜÇLÜ VİCDANLI

ZAYIF VİCDANLI

ZAYIF VİCDANLI

fakat yasasızlık ve ahlaksızlık sınırını dikkatsizce aşar

fakat daha zayıf vicdana sahip olanları küçümser

fakat daha güçlü vicdana sahip olanları yargılar

fakat yasacı olur

et yer

et yer

et yemez

et yemez

“Et yeme özgürlüğümün ötesinde putperest tapınaklarında yapılan ayinlere katılma özgürlüğüne de sahibim” (bkz. 1Ko. 10:20-22).

“Et yeme özgürlüğüne sahibim; et yemeyenler mantıksız ve teolojik bir yanılgı içindeler.”

“Et yemek günahtır ve bunu yapan Hristiyanlar Tanrı’ya sadakatsiz davranmış olurlar.”

“Eğer Hristiyan olmak istiyorsan, Eski Antlaşma’nın yiyecek sınırlamalarına uymalısın.”

sapkınlık

kibir

yargılama

sapkınlık

Şeytan bu doğal ayrılıktan fayda sağlamak için baltasını elinde tutuyordu. Vicdan tartışmaları ortasında bu kiliselerin arasındaki uçurumu kapamak ve bu kiliseleri birbirine tutturmak için Pavlus’un yapıştırıcısı ne olacaktı? Romalılar 14 ve 1. Korintliler 8-10’da dile getirildiği üzere, Hristiyan sevgisi yapıştırıcı olacaktı. Aşağıdaki tabloda, ilk kiliseleri tehdit eden gittikçe büyüyen ayrılmalara yönelik Pavlus’un üç yönlü çözümü yer almaktadır. Pavlus’un “birlik sağlayan sevgi” çözümünü dikkatle inceleyin:

GÜÇLÜ VİCDANLI

GÜÇLÜ VİCDANLI

GÜÇLÜ VİCDANLI

GÜÇLÜ VİCDANLI

ZAYIF VİCDANLI

ZAYIF VİCDANLI

ZAYIF VİCDANLI

fakat yasasızlık ve ahlaksızlık sınırını dikkatsizce aşar

fakat daha zayıf vicdana sahip olanları küçümser

tamamen ikna olmuştur, daha zayıf vicdana sahip olanları küçümsemek yerine hoş görür

fakat
(1) diğer imanlıların büyümeşini sağlamak ve (2) müjdeyi sürdürmek için tartışmalı konularda esnek olmakta özgürdür

tamamen ikna olmuştur, daha güçlü vicdana sahip olanları yargılamak yerine hoş görür

fakat güçlü vicdana sahip olanları yargılar

fakat yasacılık sınırına geçer

et yer

et yer

et yer

esnektir

et yemez

et yemez

et yemez

“Et yeme özgürlüğümün ötesinde putperest tapınaklarında yapılan ayinlere katılma özgürlüğüne de sahibim” (bkz. 1Ko. 10:20-22).

“Et yeme özgürlüğüne sahibim; et yemeyenler mantıksız ve teolojik bir yanılgı içindeler.”

“Tanrı’nın yüceliği için et yeme özgürlüğüne sahibim, ama benimle aynı fikirde olmayan Hristiyanları hoş görürüm.”

“Bazılarını kurtarmak uğruna her anlamda ve her şekilde herkes için her şey olurum.” (1Ko. 9:22b)

(Her imanlının hedefi)

“Tanrı’nın yüceliği için etten uzak dururum, ama yine de benimle aynı fikirde olmayan Hristiyanları hoş görürüm.”

“Et yemek günahtır ve bunu yapan Hristiyanlar Tanrı’ya sadakatsiz davranmış olurlar.”

“Eğer Hristiyan olmak istiyorsan, Eski Antlaşma’nın yiyecek sınırlamalarına uymalısın.”

sapkınlık

kibir

sevgi

sevgi

sevgi

yargılama

sapkınlık

Yasaya uygun olmayan çıkarmalar yaparak Müjde’yi çarpıtır

Müjde’yi indirger

Müjde’yi açıklar

Müjde’yi yüceltir

Müjde’yi açıklar

Müjde’yi indirger

Yasal eklemeler yaparak Müjde’yi çarpıtır

Ortadaki üç sütun, esas olarak Pavlus’un Romalılar 14 ve 15’te vicdan ayrılıklarıyla ilgili zekice, Ruh’un esinlediği analizi yansıtmaktadır. Romalılar’daki o iki bölümde Pavlus, zayıf olanları katı vicdanlarına saygı duyulacağından emin kılmak için 12 ilke sunar ve güçlülerin meşru özgürlüğüne izin verir. İlkeler şunlardır:

1. Sizinle aynı fikirde olmayanları hoş görün (Rom. 14:1-2).

İmanı zayıf olanı aranıza kabul edin, ama tartışmalı konulara girmeyin. Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.

Kendinizi muhtemelen çoktan “güçlü vicdanlı” veya “zayıf vicdanlı” kutucuklarından birine yerleştirmiş olmalısınız. Ama gerçek şu ki çoğu konuda diğerlerine kıyasla aynı zamanda muhtemelen hem güçlü hem de zayıf vicdana sahipsiniz. Herhangi bir tartışmada neredeyse her zaman sağınızda ve solunuzda kalan kişiler vardır. Bu, duruma bağlı olarak, Tanrı’nın sizi hem zayıflara hem de güçlülere yönelik öğütlerine itaat etmeye çağırdığı anlamına gelir.

2. Vicdan özgürlüğüne sahip olanlar sahip olmayanları küçümsememelidir (Rom. 14:3-4).

“Çoğu konuda diğerlerine kıyasla aynı zamanda muhtemelen hem güçlü hem de zayıf vicdana sahipsiniz.”

Her şeyi yiyen, yemeyeni hor görmesin. Her şeyi yemeyen, yiyeni yargılamasın. Çünkü Tanrı onu kabul etmiştir. Sen kimsin ki, başkasının kulunu yargılıyorsun? Kulu haklı çıkaran da haksız çıkaran da efendisidir. Kul haklı çıkacaktır. Çünkü Rab’bin onu haklı çıkarmaya gücü vardır.

Katı “yasacıları” hor görmek ve küçümsemek; güçlülerin ayartılması hep böyle değil midir? Pavlus bu üstünlük tutumunu kınar.

3. Vicdanlarına sınırlamalar koyan kişiler, özgür olanlara karşı yargılayıcı olmamalıdır (Rom. 14:3-4).

“Yasa karşıtlarını” yargılamak; belli bir konuda daha zayıf vicdana sahip olanların ayartılması hep bundan değil midir?

Neden bu tutumlar bu kadar yanlış? Pavlus iki neden sunar:

  1. “Tanrı onu kabul etmiştir.” (14:3c). Tanrı’dan daha mı kutsalsın?
  2. “Sen kimsin ki, başkasının kulunu yargılıyorsun?” (14:4a). Sen imanlıların efendisi değilsin.

Burada gri diye tanımlanabilen konuların önemsiz olduğunu söylemiyoruz. Bunlardan bahsetmekte hiçbir sıkıntı yoktur, hatta bunları vaaz etmek de sorun değildir. Bunları tweetlemek ya da bloğa yazmak da sıkıntı değil. Ama en azından iki şartla: doğru ruha sahip olun ve doğru ölçüde yapın.

4. Her imanlı vicdanı konusunda yer aldığı görüşten tümüyle emin olmalıdır (Rom. 14:5).

Kimi bir günü başka bir günden üstün sayar, kimi her günü bir sayar. Herkesin kendi görüşüne tam güveni olsun.

Vicdanın ilk büyük ilkesi, yalnızca Tanrı’nın vicdanın Rab’bi olduğudur. Ancak bu bizi vicdanın ikinci en önemli ilkesine taşır: buna itaat et! Tanrı size siz itaatsizlik edesiniz diye vicdan vermedi.

Bu, vicdanınızın her zaman doğru olduğu anlamına gelmez. Vicdanınızı Tanrı’nın isteğine uygun yönlendirmeniz en hikmetlice olandır, işte bu nedenle kitabımızda bütün bir bölümü vicdan ayarına ayırmış bulunmaktayız. Ama bu, vicdanınıza karşı gelerek günah işlemeye devam edip sağlıklı bir Hristiyan olacağınız anlamına gelmez. Yiyecek ve içecek veya özel günler -ya da söz konusu her ne ise- konusunda şimdiki görüşünüzden tümüyle emin olmalısınız; Tanrı vicdanınızı farklı bir görüşe ayarlamadıkça Sözü ve Ruhu’yla farklı bir şekilde yönlendirene kadar bu kararla tutarlı yaşamalısınız.

İki imanlı tam tamına aynı vicdana sahip değildir. İşte bu nedenle Romalılar 14’e ihtiyaç duymaktayız! Ama yüreklerimizin derinlerine işlemesi gereken esas gerçek, hiçbir Hristiyanın Tanrı’nın standartlarına tamamen uyan bir vicdana sahip olmadığıdır. Hiç kimsenin!

Görsel
Tanrı'nın standartları ve imanlıların vicdanlarıyla örtüşmesini gösteren grafik

Başkalarının vicdanlarına saygı göstermeli ve başkalarının kurallarıyla veya özgürlükleriyle dalga geçmemelisiniz. Eğer bir fırsatınız varsa, vicdanlarının Tanrı’nın standartlarıyla daha uyumlu olması için onlara yardım edebilirsiniz, ancak kimseyi vicdanlarına karşı koyarak günah işlemeye asla zorlamamalısınız.

5. Başkalarının Tanrı’nın yüceliği için bir eylemde bulunduklarını veya kendilerini bundan alıkoyduklarını varsayın (Rom. 14:6-9).

Belli bir günü kutlayan, Rab için kutlar. Her şeyi yiyen, Tanrı’ya şükrederek Rab için yer. Bazı şeyleri yemeyen de Rab için yemez ve Tanrı’ya şükreder. Hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, hiçbirimiz de kendimiz için ölmeyiz.

Pavlus’un iki tarafa karşı ne kadar cömert olduğuna dikkat edin. Her iki tarafın özgürlüklerini veya sınırlamaları Tanrı’nın yüceliği için yaptıklarını varsayar. Her konuda en kötü ihtimali öne sürenlerden değil, farklılıklar konusunda birbirine lütuf gösterenlerden oluşan bir kilisenin üyesi olmak ne harika olurdu, değil mi?

6. Birbirinizi bu meselelerde yargılamayın, çünkü bir gün hepimiz Tanrı’nın yargı kürsüsünün önüne çıkacağız (Rom. 14:10-12).

Sen neden kardeşini yargılıyorsun? Ya sen, kardeşini neden küçümsüyorsun? Tanrı’nın yargı kürsüsü önüne hepimiz çıkacağız. Yazılmış olduğu gibi: “Rab şöyle diyor: ‘Varlığım hakkı için her diz önümde çökecek, her dil Tanrı olduğumu açıkça söyleyecek’”. Böylece her birimiz kendi adına Tanrı’ya hesap verecektir.

Eğer Tanrı’nın yargı kürsüsü önündeki durumumuzu daha fazla düşünmüş olsaydık, diğer Hristiyanlara karşı daha az yargılayıcı olurduk.

7. Et yeme özgürlüğünüzün olduğu doğru, ama özgürlüğünüz zayıf bir kardeşin imanını ezmemeli (Rom. 14:13-15).

Onun için, artık birbirimizi yargılamayalım. Bunun yerine, hiçbir kardeşin yoluna sürçme ya da tökezleme taşı koymamaya kararlı olun. Rab İsa’ya ait biri olarak kesinlikle biliyorum ki, hiçbir şey kendiliğinden murdar değildir. Ama bir şeyi murdar sayan için o şey murdardır. Yediğin bir şey yüzünden kardeşin incinmişse, artık sevgi yolunda yürümüyorsun demektir. Mesih’in uğruna öldüğü kardeşini yediklerinle mahvetme!

“Romalılar 14’ün ikinci yarısı, sorumluluğun ağırlığını güçlü vicdana sahip Hristiyanlara yükler.”

Bir kilisede hem özgür hem de katı Hristiyanların birbirlerine karşı sorumlulukları vardır. Ama Romalılar 14’ün ikinci yarısı, sorumluluğun ağırlığını güçlü vicdana sahip Hristiyanlara yükler. Bunun açık bir nedeni güçlü olduklarını iddia etmeleridir, bu nedenle Tanrı onları “güçsüzlerin zayıflıklarını üstlenmeye” çağırır (Rom. 15:1). Sadece bu da değil, bu iki gruptan yalnızca güçlü vicdana sahip olanlar et, kutsal günler vb. gibi gri konularda bir seçime sahiptirler. Ya dahil olabilirler ya da kendilerini men edebilirler, oysa katı olanların vicdanları onlara tek seçenek sunar. Güçlü vicdana sahip olanlar açısından, zayıflara nazaran çifte seçeneğe sahip olmak harika bir ayrıcalıktır. Bu armağanı, seçimlerinin daha hassas vicdana sahip kardeşlerini nasıl etkileyeceğini düşünerek hikmetlice kullanmalıdırlar.

Bu ilkede, Pavlus vicdanın işlevine dair akıllıca bir anlayış sunmaktadır. Söylemiş olduğumuz gibi, insan vicdanının iki büyük ilkesinden biri “ona itaat etmektir.” İtaat etmeyen vicdan alışkanlığı edinmek, kişinin sonsuz kaderini tehdit edebilir (1Ti. 1:19). Bu gerçek Pavlus’u, Romalılar 14’ün ve 1. Korintliler 8’in yarısını sürçme taşı ilkesinden söz etmeye yöneltir: Güçlü vicdana sahip Hristiyanlar özgürlüklerinin daha zayıf bir kardeşin vicdanına karşı günah işlemeye yol açmasına izin vermemeliler.

Buradaki kaygı, sadece özgürlüğünüzün daha zayıf kardeşinizi rahatsız edebileceği, kızdırabileceği veya gücendirebileceği değildir. Eğer bir kardeş basitçe sizin özgürlüklerinizden hoşlanmıyorsa, bu onların sorunudur. Ama sizin özgürlük eyleminiz kardeşinizin vicdanına karşı gelerek günah işlemesine neden oluyorsa, bu sizin sorununuz olur. Başkalarına asla ruhsal bir zarar getirmemeliyiz (ayrıca bkz. 20-21. ayetler).

O halde, özgürlüğünüzü kullanmanız diğer imanlılara nasıl ruhsal zarar verir? Pavlus bu konuda açık değildir, ama Doug Moo Romalılar üzerine yorum kitabında1 “iki temel olasılık” öne sürer:

  1. Bir başka imanlının yanlış olarak gördüğü bir eylem içinde bulunmamız, öteki imanlıyı da aynısını yapmaya teşvik eder. O zaman günah işliyor olurlar, çünkü “imanla” hareket etmiyorlardır (23. ayet)…
  2. Belli bir konuda özgürlük cakası satmak birini öyle gücendirebilir ki o kişi tümüyle imandan dönebilir. (468)

Doğru, başkalarının vicdanlarının bizim vicdanımızı belirlemesine asla izin vermemeliyiz, çünkü vicdanın en önemli ilkesi Tanrı’nın vicdanın Rab’bi olmasıdır. Ama kendi eylemlerimize karar verirken, başkalarının vicdanlarını da her zaman düşünmeliyiz.

“Kendi eylemlerimize karar verirken, başkalarının vicdanlarını da her zaman düşünmeliyiz.”

8. Yeme içme konusundaki fikir ayrılıkları Tanrı’nın krallığında önemli değildir; birbirimizi doğruluk, esenlik ve sevinçte geliştirmek önemli olandır (Rom. 14:16-21).

Size göre iyi olanın kötülenmesine fırsat vermeyin. Çünkü Tanrı’nın Egemenliği, yiyecek içecek sorunu değil, doğruluk, esenlik ve Kutsal Ruh’ta sevinçtir. Mesih’e bu yolda hizmet eden, Tanrı’yı hoşnut eder, insanların da beğenisini kazanır. Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim. Yiyecek uğruna Tanrı’nın işini bozma! Her yiyecek temizdir, ama yedikleriyle başkasının sürçmesine yol açan kişi kötülük etmiş olur. Et yememen, şarap içmemen, kardeşinin sürçmesine yol açacak bir şey yapmaman iyidir.

Pavlus’un burada ve 1. Korintliler 8:8’deki mantığında çarpıcı ve mantığa aykırı bir nokta bulunmaktadır. Pavlus güçlü vicdana sahip olanın kendi lehine kullanmak isteyeceği bir argümanı (“Ne yediğimiz ne içtiğimiz Tanrı için mühim değildir, bu nedenle bunu büyük bir mesele haline getirmekten vazgeçin”) takdir eder, bunun yerine güçlüleri azarlar. Yiyecek ve içecek bizi Tanrı’ya yöneltmediğine ve Tanrı’nın krallığında önemli meseleler olmadığına göre, özgürlüğünüz sendelemekte olan bir Hristiyanın imanına zarar verebilecekse, neden ondan gönüllü olarak vazgeçmiyorsunuz? Şükür ki bu kararla nadiren karşı karşıya kalıyoruz, ama karşılaştığımız an bu kararı vermeye istekli olmalıyız.

Pavlus 17. ayette sadece “yeme içmeden” söz eder ama bu ilke diğer birçok tartışmalı konuyu da kapsamaktadır. Tanrı’nın krallığı okul seçimi, siyasi partiler, müzik tarzı vb. meselesi değildir. Bir kez daha gri konuların önemsiz olduğu ileri sürmüyoruz. Bu konularla ilgili sağlam görüşlere sahibiz. Ama bunlar Tanrı’nın krallığıyla ilgili değildir. Önemi daha az olan meseleleri bölücü tutumla ayırmak “karşılıklı gelişmeyi ve esenliği” sağlamaz (Rom. 14:19).

Aynı zamanda, kabul edilen düzeydeki vicdani fikir ayrılıklarının Hristiyanlığın zemini ve değişmezi olan temel meseleleri içermediğine dikkat etmeliyiz. Örneğin, homoseksüel cinsel aktivite konusundaki ahlakın tartışmalı bir konu olduğu konusunda ısrar edenler söz konusudur, her ne kadar Kutsal Yazılar ve 3500 yıllık yorum böyle olmadığını söylese de.

9. Eğer özgürlüğe sahipseniz, bunu başkasının yüzüne vurmayın; eğer katıysanız, başkalarından da sizin gibi katı olmalarını beklemeyin (Rom. 14:22a).

Bu konulardaki inancını Tanrı’nın önünde kendine sakla.

Bu cümle, Romalılar 14’teki “inanç”ın “kendi vicdanından emin olmak” anlamında kullanıldığını açık hale getirir. Müjde’ye inancımızı kendimize saklamamız kesinlikle varsayılmamaktadır!

“Düşüncelerimizi başkasının yüzüne hava atarak vurmamak, eşit şekilde hem güçlüler hem de zayıflar için geçerlidir.”

Düşüncelerimizi başkasının yüzüne hava atarak vurmamak, eşit şekilde hem güçlüler hem de zayıflar için geçerlidir. Güçlü bir vicdana sahip olanlara göre Mesih’te çok fazla özgürlüğe sahipsiniz, ama bunun havasını atmayın veya başkalarının günah işlemesine neden olabilecek şekilde göze batmayın. Özellikle gençlerin ve yeni Hristiyanların inancını beslemekte dikkatli olun.

Belli bir alanda zayıf vicdana sahip olanlarınız, sizler de başkalarına sizin katı standartlarınıza uyum sağlamaları için baskıyla “polislik” yapmama sorumluluğuna sahipsiniz. Bu konuları Tanrı’yla aranızda tutmalısınız.

10. Vicdanına göre yaşayan kişi kutsanmıştır (Rom. 14:22b-23).

Onayladığı şeyden ötürü kendini yargılamayan kişi ne mutludur! Ama bir yiyecekten kuşkulanan kişi onu yerse yargılanır; çünkü imanla yemiyor. İmana dayanmayan her şey günahtır.

Tanrı, uyarılarına kulak verdikçe özellikle sevincimizi artırmak için bizlere vicdan armağanını vermiştir. Vicdanın en büyük prensiplerinden biri O’na itaattir. “Pavlus vicdanına karşı koyan Hristiyanları bunun tehlikesi konusunda uyarır, çünkü vicdanının sesini dinlememeyi alışkanlık edinirlerse, vicdanın, çok iyi bildiği bir meselede onları kötü olduğundan emin olduğu şeye karşı gerektiği gibi uyaran sesini dinlemeyebilirler”.2

11. Başkalarını öncelikte tutan Mesih’i örnek almalıyız (Rom. 15:1-6).

İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz. Her birimiz komşusunu ruhça geliştirmek için komşusunun iyiliğini gözeterek onu hoşnut etsin. Çünkü Mesih bile kendini hoşnut etmeye çalışmadı. Yazılmış olduğu gibi: “Sana edilen hakaretlere ben uğradım.”

Bu ilke, güçlü vicdana sahip olanların zayıf olanlarla aynı fikirde olmaları gerektiği anlamına gelmez. Güçlülerin özgürlüklerini asla uygulamayacakları anlamına da gelmez. Diğer taraftan, güçlülerin yalnızca zayıflara dayanması, katlanması veya hoşgörü göstermesi anlamına da gelmez. Bir Hristiyan açısından güçsüzlerin zayıflıklarını “yüklenmek”, onların imanına zarar verebilecek her şeyden kendini alıkoyarak onlara yardımcı olmak demektir.

Romalılar 15:3 Mesih’in sunduğu örneği vurgular. Göklerdeki Tanrı Oğlu’nun sahip olduğu özgürlükleri ve ayrıcalıkları hayal bile edemeyiz. Tanrı olmak demek, tamamen özgür olmak demektir. Yine de Mesih “kendini hoşnut etmedi”, gazaptan kurtulabilelim diye Yahudi kültürüne köle olmak uğruna haklarından ve özgürlüklerinden vazgeçti. Mesih’in çarmıhta çektiği acılarla kıyaslandığında, et yemek gibi bir özgürlükten vazgeçmek gerçekten de boştur.

12. Birbirimizi Mesih’in bizi kabul ettiği gibi kabul ettiğimizde Tanrı’yı yüceltmiş oluruz (Rom. 15:7).

Bu nedenle, Mesih sizi kabul ettiği gibi, Tanrı’nın yüceliği için birbirinizi kabul edin.

Bu cümleyle, Pavlus 14:1’de benzer sözlerle başladığı bu uzun kısmı sonlandırır. Ama burada, 15:7’de Pavlus bir kıyaslama (“Mesih sizi kabul ettiği gibi”) ve bir amaç (“Tanrı’nın yüceliği için”) ekler. Bu, sizin tartışmalı konularda sizinle aynı fikirde olmayanlara karşı tutumunuzla alakalıdır. Onları Mesih’in sizi kabul ettiği gibi kabul ettiğinizde, Tanrı’yı yüceltmiş olursunuz. 

  • 1Douglas J. Moo, The Epistle to the Romans, (Grand Rapids, Michigan: Eerdmans, 1996).
  • 2D. A. Carson, The Cross and Christian Ministry: An Exposition of Passages from 1 Corinthians (Grand Rapids, Michigan: Baker Books, 2004), s. 123
İlk yayınlama: e-manet Sayı 51 (Temmuz - Eylül 2018), s. 5–12.