Yeni kurulan kiliselerde, gelecek olaylar teolojisinin öğretilmesi genellikle ertelenir. Yeni iman edenlerin öncelikle Üçlü Birlik olan Tanrı, Kutsal Yazıların otoritesi ve yeterliliği, İsa Mesih’in tanrılığı, imanla kurtuluş, günah ve kilise öğretileri hakkında Kutsal Kitap’ın ne öğrettiğini anlamaları istenir. Eskatoloji (gelecek olaylarla ilgili doktrin) ise, “çok uzak bir geleceğe dair bazı bilgiler”miş gibi hissedilir ve günlük yaşantımızla ilişkili görülmez.
Pavlus, eskatolojiyi doğru anlamanın önemli olduğunu düşünüyordu!
Ancak Pavlus Selanik’te bir aydan az bir süre kaldığı halde onlara eskatolojiyi öğretti. Selanik kilisesine yazdığı iki mektup, Pavlus’un önceki ziyaretinde hem Mesih’in ikinci gelişini (1Se. 1:10; 4:13–5:11; 2Se. 1:5–10) ve Mesih karşıtı hakkında (2Se. 2:1-12) öğrettiğini gösterir. Pavlus, mektuplarında bazı sahte öğretmenlerin çürütmeye çalıştıkları öğretisini savunuyordu. Pavlus, eskatolojiyi doğru anlamanın önemli olduğunu düşünüyordu!
Eskatoloji doktrini genellikle kişisel ve kozmik yönlere ayrılır. Bu makalede, cennet ve cehennem, ara durum, ödüller ve ölüm gibi kişisel yönlere değinilmeyecek. Bunun yerine, şu soruları yanıtlamayı amaçlıyoruz: “Milenyum nedir?” ve “Neden premilenyumcu görüş doğru?”
Milenyum terimiyle tanımlanan Mesih’in 1000 yıllık egemenliği, Vahiy 20:1-10’da geçmektedir. Milenyumla ilgili üç ana görüş vardır: Premilenyumculuk, postmilenyumculuk ve amilyenumculuk.
Premilenyumcular, Kutsal Yazıların, İsa’nın bin yıl krallığı başlamadan önce (pre- öneki) yeryüzüne geleceğini öğrettiğine inanırlar. Kutsal Kitap’taki vaatleri yerine getirmek için İsa görkemli bir ikinci gelişle bedenen yeryüzüne geri dönecektir. Onun gelişi, başkenti Yeruşalim şehrinden yeryüzünde tam anlamıyla fiziksel, siyasi ve ruhsal bin yıllık hükümdarlığını başlatacaktır.
Amilenyumculuk (a- öneki, “milenyum yok” anlamına gelir), Mesih’in krallığının, sıkıntı dönemiyle (Matta 24 ve Vahiy 6–19’da anlatıldığı gibi) birlikte şu anda yeryüzünde ruhani bir biçimde yaşanmakta olduğu görüşüdür. Amilenyumculare göre, İsa’nın gelecekteki ikinci gelişi “son çağı” başlatacak (bkz. Vahiy 21; 22); bu nedenle bin yıllık bir hükümdarlık olmayacaktır. Bu inancın temeli, Eski Antlaşma’nın vaatlerinin şu anda kilisede ruhsal olarak yerine getirildiğine dair anlayışıdır. Buna göre, evrensel kilise yeni İsrail’dir (bkz. Gal. 6:16).
Postmilenyumcular, İsa’nın milenyum sonrası (post- öneki) geri döneceğine inanırlar. Onlar, dünyanın şu anda Vahiy 6–19’da anlatılan sıkıntıları yaşadığını savunurlar. Ancak, kilise, sürekli artan müjde tebliği ve etkisiyle tüm dünyayı Hristiyan yapacak ve bu da Mesih’in gelişini ve hükümdarlığını getirecektir. Bu görüş, milenyumu lafzi bir bin yıllık hükümdarlık olarak görmez. Amilenyumculuğa benzer şekilde, postmilenyumculuk da kilisenin yeni İsrail olduğunu ve Eski Antlaşma’nın vaatlerinin şimdiki kilisede ruhsal olarak yerine getirildiğini savunur.
Bu makalede, premilenyumculuğu ve bunun neden Vahiy 20’de öğretilen bin yıllık krallığın en iyi yorumu olduğunu açıklamayı amaçlıyoruz.
Yorumlama Temeli
Gramer-tarihsel yorum, okuyucunun bir metnin gramer ve tarihsel bağlamlarına yakından dikkat etmesi anlamına gelir.
Premilenyumcular, peygamberlik metinleri de dahil olmak üzere tüm metinleri tutarlı bir gramer-tarihsel yorumla ele alırlar. Gramer-tarihsel yorum, okuyucunun bir metnin gramer ve tarihsel bağlamlarına yakından dikkat etmesi anlamına gelir. Bir metnin grameri, metnin ne anlama geldiğini belirlememize yardımcı olur. Kutsal Kitap metninin anlamı anlaşılabilir olmalıdır. Aksi takdirde, vahiy kavramı boş kalır. Bağlam, bu kelimelerin karışımı (en çok paragrafta anlatılanlar) o dönemde, o yerde ve hitap edilen o kişilere yönelik anlamını bulmak olarak tanımlanabilir.
Kutsal Kitap’ın diğer kitaplar gibi yorumlanması gerektiği unutulmamalıdır. Bir metin açıkça bir sembol veya figürü işaret ediyorsa, o şekilde yorumlanmalıdır. Örneğin, Vahiy 19’u okuyan kişi, İsa’nın ağzından bir kılıç çıktığını veya Yuhanna 10’da İsa’nın gerçek bir kapı olduğunu düşünmez. Bağlamın baskısı bu yoruma yol açtığı için sembol veya figürler öyle yorumlanır; bu baskı olmadan okuyucu metni normal şekilde yorumlamalıdır. Örneğin, Vahiy 7’de İsrail’in 12 oymağından gelen 144.000 kişiyi, metinde açıklanan birebir anlamından farklı bir şekilde anlamaya okuyucuyu zorlayacak hiçbir bağlamsal unsur yoktur. Vahiy 20’deki bin yıl da benzerdir; bağlamda bin sayısının sembolik olarak yorumlanması gerektiğini gösteren hiçbir belirti yoktur. Vahiy’in bazı yerlerinde sembolik anlatıma yer verildiği için Vahiy’deki her şeyin sembolik olduğunu varsayamayız.
Premilenyumcular, doğru gramer ve tarihsel yorumlamanın, aşamalı vahiyde Eski Antlaşma’nın önceliğini de desteklediğine inanırlar. Bu, Eski Antlaşma metinlerinin yorumunu bulmak için Yeni Antlaşma’ya bakmayacağımız anlamına gelir. Eski Antlaşma’yı Yeni Antlaşma teolojisine dayalı olarak yeniden yorumlamayız. Eski Antlaşma’yı diğer tüm kitapları okuduğumuz gibi okursak onun anlaşılmasının ve yorumlanmasının kendi başına geçerli olur. Yeni Antlaşma’daki aşamalı vahyin Eski Antlaşma’yı “değiştirmediğini” kabul ederiz. Aksine, Eski Antlaşma’yı yerine getirme ve referans açısından daha tam açıklar. Bu, çok az dikkat edilen önemli bir konudur.
Kutsal Kitap’taki peygamberlik sözlerini incelerken, sık sık tartışılan bir “referans”, yani gelecekteki bir olay veya bir kişi belirleriz. Peygamberlik sözlerinin bir özelliği, birden fazla referansa sahip olabileceğidir. Örneğin, 2. Mezmur muhtemelen Yahuda tahtında Davut’un soyundan gelen birinin taç giyme törenini işaret etmektedir; ancak Petrus (Elç. 4:25,26) ve Pavlus (Elç. 13:33) tarafından da belirtildiği gibi, bunun nihai olarak yerine getirilmesi Mesih’le olmuştur.
Peygamberlik sözlerinin bir özelliği, birden fazla referansa sahip olabileceğidir.
Ayrıca, Darrell Bock, “genişleme yoluyla yerine getirme” kavramını açıklamaktadır. Örnek olarak, Yeremya 31:15’teki “Çocukları için ağlayan Rahel avutulmak istemiyor. Çünkü onlar yok artık!” peygamberliği, Yahuda halkı Babil’e sürgüne gönderildiğinde yerine gelmiştir. Matta daha sonra, Hirodes’in Beytlehem’deki bebekleri öldürttüğünü anlatırken bu peygamberliğe atıfta bulunur (Mat. 2:18). Peygamberliğin anlamı ve referansının daha ayrıntılı bilgileri ayrı bir olay olarak görüldüğünde, Bock bunu “referans ve bağlam genişletme yeteneğine sahip söz”1 olarak tanımlar.
Eski Antlaşma metninde bahsedilen olay, kişi veya faaliyet bir anlamda gerçeğe dönüştüğünde, bu peygamberliğinin yerine getirildiğini anlarız. Ancak bu, gelecekte bu peygamberliğin daha derin bir şekilde yerine getirilmesinin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Eski Antlaşma’da yer alan ve ne Eski Antlaşma’da ne de Yeni Antlaşma’da gerçekleşmemiş bir peygamberlik, gelecekte yine de yerine getirilmelidir. Eski Antlaşma’daki bir peygamberliği kiliseye meşru açıdan uygulamak, peygamberliğin gelecekte daha fazla yerine getirilmesini engellemez. Örneğin, Yeni Antlaşma Mesih’in ölümüyle tesis edildi [JW1] ve günahların bağışlanması sağlanmıştır (İbr. 8; 10:18). Ancak İsrail’e ve Yahuda’ya verilen Yeni Antlaşma vaadinin geri kalan yönleri, vaat edilen Krallık fiziksel olarak geldiğinde yerine getirilecektir (bkz. Yer. 31:31-34; Hez. 36:22-32). Eski Antlaşma vaatlerinin kelimenin tam anlamıyla yerine getirilmesi, Yeni Antlaşma’da reddedilmez, değiştirilmez veya düzeltilmez. Bu nedenle, bazı Eski Antlaşma peygamberliklerinin ve vaatlerinin kelimenin tam anlamıyla yerine getirilmesi hâlâ beklenmektedir.
Mesih’in dünyadaki yaşamında, Mesih’le ilgili belirli Eski Ahit vaatlerinin, Yeni Antlaşma’da tam anlamıyla yerine getirildiğini gördüğümüz gibi, Davut’la yapılan antlaşma da İsa’nın Yeruşalim’de tam anlamıyla tahta çıktığında yerine getirilecektir. Mesih’in şu anda gökte Baba’nın sağında hüküm sürmesini, Davut ile yapılan antlaşmanın yerine getirilmesi olarak anlamaya yönelik girişimler, 2. Samuel 7:11-16’daki antlaşma dilinin gerektirdiklerinden ve Luka 1:31-33, Elçilerin İşleri 1:6 ve 3:19-21’in beklediği şeylerden çok uzaktır (ve İsa’nın bu beklentileri hatalı bulduğuna dair bir ifadesi olmamıştır).
Yeni Antlaşma ile Eski Antlaşma arasında bağlantılar varsa (benzersiz kelime kullanımı veya temalar), metnin kendisi bunu bize göstermelidir. Doğru hermenötik2 , sadece teolojiye dayanarak birtakım bağlantıların var olduğunu beyan etmemizi engeller.
Doğru hermenötik, sadece teolojiye dayanarak birtakım bağlantıların var olduğunu beyan etmemizi engeller.
Bazı imanlılar, Yeni Antlaşma’nın vaatlerinin Kilise’de tamamen yerine getirildiğini varsayarlar. Oysa, Hezekiel 36 ve Yeremya 31’de, kelimenin tam anlamıyla yerine getirilmemiş antlaşma vaatleri vardır. Premilenyumculuğa göre, Kilise, İbrahim’le yapılan antlaşmasının “tüm uluslar” yönü aracılığıyla Yeni Antlaşma’nın bir parçası olur (Yar. 12:1-3; bkz. Gal. 3:6 vd.). Yeni Antlaşma, Mesih’in hükümdarlığı sırasında gelecekte tamamen yerine getirilmeyi beklemektedir. Yeni Antlaşma’nın bazı yönleri, Kilise’de benzersiz bir şekilde yerine getirilmiştir ve bu da onu İsrail’den farklı kılar. Bu yönlerden ikisi, Pentekost’ta başlayan Ruh’ta vaftiz ve Mesih ile birleşme kavramlarıdır. Bu kavramlar Eski Antlaşma’da bulunmaz.
Öte yandan, Yaratılış 12:1-3’te verilen ve Yaratılış 15 ve 22:15-18’de antla doğrulanıp İbrahim’le yapılan antlaşmanın vaatleri, İsrail ulusu için koşulsuz olarak yerine getirilir. Bireyin İbrahim’in antlaşmasının bereket yönüne katılımı, o bireyin itaatine bağlıdır. 2. Samuel 7:11-16’da verilen Davut’la yapılan antlaşma, Davut’un oğlu İsrail topraklarında hakiki, dünyevi bir krallık üzerinde hüküm sürdüğünde yerine getirilir.
Premilenyumculuk, Yeni Antlaşma’da Eski Antlaşma’nın doğru kullanımına bağlıdır. Eski Antlaşma alıntıları, Yeni Antlaşma’da benzetme, örnekleme veya tanıklık olarak kullanılabilir. Başka bir deyişle, Eski Antlaşma’ya atıfta bulunulduğunda veya alıntı yapıldığında her zaman bir yerine getirme söz konusu değildir.3
Sonuçlar
Premilenyumculuk, Kutsal Kitap’ın güçlü bir bütünlük duyusundan kaynaklanır. Kutsal Kitap’ı diğer tüm kitapları okuduğumuz gibi okurken parçaların bir bütün olarak nasıl uyum sağladığını görebiliriz. Okur Tanrı’nın yaratılış, uluslar, İsrail ve kilise üzerindeki yetkisini görmezden gelemez. Bu konularda olup biten her şey için Tanrı’ya hak ettiği saygıyıvererek O’nu yüceltiriz.
Dikkatli bakıldığında, Eski ve Yeni Antlaşma’daki birçok ayet henüz yerine getirilmemiştir ve biz bunların premilenyumcu hermenötik yaklaşımını desteklediğini söyleyebiliriz. Yeşaya 9:6,7 hem Mesih’in kimliğini hem de dünyayı yönetme görevini açıklamaktadır. 7. ayetteki sözlerin (“Davut’un tahtı ve ülkesi üzerinde egemenlik sürecek”) nasıl zaten yerine getirildiğini veya manevi bir anlamda yerine getirildiğini kavramak zordur. Aynı durum Hezekiel 40–48 için de geçerlidir. Tüm bu detaylar ancak manevi bir anlam mı taşıyor? Bu ayetler şimdi mi gerçekleşiyor, yoksa gelecekte mi gerçekleşecek? Lafzi bir okuma, okuyucuyu bu bölümlerin, Hezekiel 36–39’da öğretildiği gibi, İsrail ve Yahuda’nın yeniden birleşmesi ve Yeni Antlaşma’nın kurulmasından sonra tapınağın gelecekte, kelimenin tam anlamıyla yeniden inşa edileceğini anlattığı sonucuna götürür. Daniel 9:24-27, her biri 7 yıl olan 70 haftalık bir dönemi anlatır. İlk 69 hafta, Ezra’nın veya Nehemya’nın görevi almasıyla başlayarak İsa’nın çarmıha gerilmesi ve dirilişi de dahil olmak üzere, İsa’nın son haftasına kadar tamamlanmıştır. Ancak 70. hafta, 9:24’te sıralanan koşulların yerine getirilmesi durumunda gelecekte gerçekleşecektir.
Premilenyumculuğun temeli, Kutsal Yazıların sayfalarında defalarca teyit edilen, Tanrı’nın antlaşmaya sadık doğasıdır.
Luka 1:31-33, Davut’la yapılan antlaşmanın vaatlerinin nasıl yerine getirileceğini daha ayrıntılı açıklar. Melek “Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek” dediğinde, Meryem bunun bugün bildiğimiz kiliseyi kastettiğini anlayamazdı. Bu ayetlerin doğal yorumu, Eski Antlaşma’yı bilen birinin beklediği gibi, tam anlamıyla fiziksel açıdan yerine getirilmeye işaret eder. Elçilerin İşleri 1:6’da öğrenciler “İsrail’e egemenliğin geri verilmesi” hakkında soru sormuş, İsa’nın cevabı adeta “şimdi değil” olmuştur. İsa, krallığı beklemelerinin yanlış olduğunu, krallığın kendi hizmetinde yerine getirildiğini veya krallığının kilisenin kurulmasıyla birkaç gün içinde başlayacağını söylemedi. Onların anlayışını düzeltmedi veya değiştirmedi. Petrus, Elçilerin İşleri 3:19-21’de aynı anlayışı dile getirdi: “Tanrı’nın eski çağlardan beri kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, her şeyin yeniden düzenleneceği zamana dek İsa’nın gökte kalması gerekiyor.” Pavlus da Tanrı’nın planında İsrail’in gelecekteki konumunu destekler. Romalılar 9–11, birkaç nedenden dolayı önemli bir pasajdır. Mesih’te bulunan tam kurtuluşu açıkladıktan sonra (Romalılar 5–8), Pavlus önemli bir soruyu yanıtlar: Mesih’teki kurtuluş kesin ve kaybedilemez ise (Romalılar 5–8’in öğrettiği gibi), neden İsrail ulusu bir kenara bırakılmış gibi görünmektedir? İsrail’e antlaşma vaatleri verilmiştir. Açıkçası, Yahudi imanlılar bireysel olarak Mesih’te kurtulmuşlardır. Ancak ulus bir kenara bırakılmışsa, Tanrı bizim kurtuluşumuzu da “bir kenara bırakamaz” mı? Pavlus, Tanrı vaat ettiği için İsrail’in hâlâ bir geleceği olduğunu gösterir (bkz. 11:12-32, özellikle 26-29). Romalılar 9-11’deki “İsrail”in kiliseyi kastettiğini varsayarsak, bu bağlamda hermenötik zorluklar ortaya çıkar; örneğin, kilise nasıl “kısmen ve geçici olarak nasırlaştırıldı”? Ayrıca, bu metinde Yaratılış 12 ve 17’deki toprak vaatlerinin iptal edildiğine dair hiçbir işaret yoktur. “Premilenyumculuğun temeli, Kutsal Yazıların sayfalarında defalarca teyit edilen, Tanrı’nın antlaşmaya sadık doğasıdır.”4
Premilenyumculuğun önemli bir yönü, krallığın Tanrı’nın bu dünya için genel planına dahil edilmesidir. Kutsal Yazılarda Tanrı’nın krallığı kavramı üç şekilde anlaşılır. Birincisi, Tanrı’nın tüm dünya üzerinde ebedi, evrensel ve mutlak yetkili hükümdarlığıdır (1Ta. 29:11 vd. ve Mez. 145:13). Yeni Antlaşma’da vurgulanan bir başka yön ise, yeni doğumla ilişkili Tanrı’nın krallığının biçimidir (Yu. 3:3-35; Kol. 1:13 ve Rom. 14:17). Üçüncü yön ise, Mesih’in Davut’un oğlu olarak yeryüzünde gelecekte 1000 yıl sürecek krallığıdır. 1. Korintliler 15:24,28 aşamalı bir sırayı gösterir: Mesih’in düşmanları O’nun hükümdarlığıyla yenilgiye uğratılır ve ardından Mesih Krallığı Baba’ya devreder. Bu, bin yıllık krallığın sonsuz durumun olmadığını açıkça gösteriyor gibi görünmektedir. İsa’nın sunduğu krallığın yönü (1Ko. 15:24) sadece ruhani krallığa atıfta bulunamaz, çünkü İsrail bunu Tanrı’nın evrensel egemenliğinde zaten kabul etti. Bu, Mezmurlar’da, Eski Antlaşma imanlılarının dualarında ve peygamberlerin sözlerinde belirtilmiştir (Mez. 145, Neh. 9). Mesih, Yuhanna 3’te kurtuluş sunmuştur, ancak Elçilerin İşleri 1:6 ve 3:19-21’e göre, kurtuluştan ayrı bir gelecek krallık olduğu açıktır.
Bugün premilenyumculuk inancı ne anlama geliyor, nasıl bir önem taşıyor? Önemli bir yönü, Mesih’in ikinci dönüşünün yakın olması, yani her an gerçekleşebileceğidir. Yuhanna 14:1-3 ve 1. Selanikliler 4:13-5:11’de bahsedilen Mesih’in ikinci dönüşü kilise içindir. Vahiy 3:10, bu dönüşün Vahiy 6-19’da anlatılan Büyük Sıkıntı’dan önce gerçekleşeceğini belirtir. Bu, Mesih’in yargı için geleceğini anlatan Matta 24, Markos 13, Luka 21 ve Vahiy 19’da anlatılan Mesih’in dönüşünden farklıdır. 1. Selanikliler 4 ve 5 bize, Mesih’in kilise için geri dönmeden önce gerçekleşmesi gereken hiçbir işaret göstermiyor. İsa bugün gelebilir; bu da biz imanlıları kutsal bir tanıklık sürdürme konusunda yürekli ve hevesli olmaya sevk eder (2Pe. 3:10-12 ve 1Yu. 3:1-3).
Premilenyumculuk ve onun hermenötiğinin bir değeri, Tanrı’nın Eski Antlaşma’da İsrail’e verdiği tüm vaatleri yerine getirmeye sadık olduğu gibi, şimdi de bizim kurtuluşumuzu garanti altına almaya verdiği vaatlere sadık olduğu anlayışına dayanır. Kurtuluşumuzun kesin olduğundan eminiz. Romalılar 5–8’de kurtuluşumuzun açıklanmasının ardından 9–11’de, özellikle de 11. bölümde İsrail’in geleceğinin açıklanması tesadüf değildir. Bu iki müzakere birbirinin ardından gelmesi, Tanrı’nın tüm vaatlerini yerine getireceğine olan inancımızı pekiştirir.
Kutsal Kitap’taki bir pasajın peygamberlik niteliğinde olabileceği için Kutsal Kitap’a yaklaşımımızı değiştirmekten endişe duymamalıyız.
Son olarak, Kutsal Kitap’ı okuyup yazılanları anlayan bizler, Kutsal Kitap’taki bir pasajın peygamberlik niteliğinde olabileceği için Kutsal Kitap’a yaklaşımımızı değiştirmekten endişe duymamalıyız. Bir vaadi okuduğumda ona inanabilirim; bağlamında simgesel bir terim veya ifade gördüğümde onu o şekilde yorumlayabilirim. Sembol “olmak zorunda olmayan” bir şey okuduğumda, onu düz anlamıyla yorumlayabilirim. Daha var olmamış gibi görünen bir kişi veya daha gerçekleşmemiş gibi görünen bir olay hakkında okuduğumda, metnin işaret ettiği gibi, bunun gelecekte gerçekleşmesini bekleyebilirim.
Amillenniyumcu ve postmillenniyumcu olan sadık ve iyi imanlılar vardır. Onların görüşlerinin nedenleri vardır ve teolojilerini sadakatle yaşarlar. Onlara saygı duyuyoruz. Aynı zamanda, premilenyumculuğun, Kutsal Kitap’ta açıklandığı gibi, Tanrı’nın bu dünya için olan planına dair daha kapsamlı ve birleştirici bir bakış açısı sağladığına inanıyoruz. Premilenyumculuk, Eski Antlaşma’daki Tanrı’nın vahyine uygun bir ağırlık sunar. Premilenyumculuk ayrıca, Mesih’in her an gelebileceğini beklediğimiz için, kutsallığa ve tanıklığa yönelik günlük cesaret verir.
Biz premilenyumculuğu öneriyoruz!
Kaynakça
Bock, Darrell. “Evangelicals and the Use of the Old Testament in the New: part 2,” BibliothecaSacra, Cilt 142 (Dallas: Dallas Theological Seminary, Ekim-Aralık 1985), s. 306-319.
Campbell, Donald ve Townsend, Jeffrey, eds. The Coming Millennial Kingdom (Kregel Publications: Grand Rapids, Michigan, 1997).
Decker, Rodney. “Metinler Çarpıtılıyor mu? Yeni Antlaşma’da Bulunan Eski Antlaşma Alıntıları.” (e-manet, Sayı 12 (Temmuz - Eylül 2007), s. 8–10).
Feinberg, John, ed. Continuity and Discontinuity: Perspectives on the Relationship between the Old and New Testaments (Crossway Books: Westchester Illinois, 1988)
Ryrie, Charles. Dispensationalism (Moody Press: Chicago, 1966).
Walvoord, John. The Millennial Kingdom (Zondervan: Grand Rapids, Michigan, 1959).
Waterhouse, Steven. Understanding Dispensationalism (Westcliff Press: Amarillo, Teksas, 2012).
- 1Darrell Bock, “Evangelicals and the Use of the Old Testament in the New: part 2,” BibliothecaSacra, Cilt 142 (Dallas: Dallas Theological Seminary, Ekim-Aralık 1985), s. 306-319. Dipnot 5 (s. 316-317).
- 2“Yorum bilimi” anlamına gelen bu terim Grekçe hermēneutikos kelimesinden İngilizce’ye hermeneutics kelimesi olarak geçmiştir ve özellikle Kutsal Kitap yorum bilimi ve yöntemini kasteden teknik bir terimdir.
- 3Rodney Decker, “Metinler Çarpıtılıyor mu? Yeni Antlaşma’da Bulunan Eski Antlaşma Alıntıları,” e-manet, Sayı 12 (Temmuz - Eylül 2007), s. 8–10. e-manet.blog sitesinde makaleye ayrıca şu linkten erişilebilir: https://e-manet.blog/kitap/metinler-carpitiliyor-mu > (18.02.2026 tarihinde erişildi).
- 4Jeffrey Townsend, “Premillennialism Summarized: Conclusion,” The Coming Premillennial Kingdom, dü. Donald Campbell ve Jeffrey Townsend, (Grand Rapids, Michigan: Kregel Publications, 1997), s 271.