Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Kitap

İman

Yayın Tarihi: 01.04.2010

İman sözcüğü Eski Antlaşma’da yüzden çok kez emun, emuna, aman olarak ve Yeni Antlaşma’da yaklaşık 240 kez pistis olarak geçer. İman sözcüğü çoğu kez inanmak, umut etmek, güvenmek sözcükleri ile tanımlanmaktadır. İbr 11:1 ayeti bunlara “emin olmak” kavramını da ekler. İmanın birçok yönü olduğu için bu kavramın yalın bir tanımını yapmak çok zordur. Yine de birçok yönü içerecek biçimde bir tanım yapmak gerekirse, “İman, Mesih ile ilgili bildiriye inanmak, geçmiş, gelecek ve günümüz ile ilgili içerdiklerine güvenmek, gündelik yaşamda bu bildiriye bağlılıkla davranmak, gelecekle ilgili vaatleri umutla beklemek ve bütün bunlardan emin olmaktır”.

İman, Mesih inancı öğretilerinin en temel unsurlarından biridir. İnsanlar;

a) iman yoluyla kurtulurlar (Ef. 2:8; Rom. 5:1; İbr. 10:39);

b) iman aracılığıyla Kutsal Ruh’u alırlar (Yu. 7:39; Gal. 3:14);

c) imanla kutsal kılınırlar (Elç. 15:9; 26:18);

ç) imanla kurtuluş güvencesi edinirler (1Pe. 1:5);

d) imanla dua edildiğinde Rab iyileştirir (Yak. 5:15; Elç. 14:9);

e) ruhsal savaşın içindeyken imanla kendilerini savunurlar (Ef. 6:16).

f) Mesih inanlısı gündelik yaşamını imanla sürdürür (Gal. 2:20; İbr. 10:38).

İman, Türkçede çoğu kez “gözü kara cesaret” ile bir tutulur. Oysa Kutsal Kitap’a göre iman bilginin, aydınlanmış zihnin bir ürünüdür. “İman haberi duymakla, duymak da Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur” (Rom. 10:17). Ancak haberi işitip duygusal bir biçimde tepki vererek iman ettiğini düşünen kişiler de vardır (Mat. 13:20-21). Böyle kişilerin kişisel güvene sahip olmadıkları için imanları bir bilgiden öteye gidemez. Bu nedenle sıkıntı zamanlarında dayanacak gücü bulamaz. Böylece yalnızca haberi işitmenin yeterli olmadığını, bu gerçeklerin kavranmasının ve yürekten inanılmasının da gerekli olduğunu görüyoruz (Rom. 10:10, 4:21).

İmanla ilgili olarak bazı yanlış düşünceler de bulunmaktadır:

a) “İsa Mesih bütün yaşamında Rab (egemen) olursa iman etmişsin demektir.” Bu düşünce Rom 10:9 ayetinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Buna göre, Mesih’in kişinin yaşamının her yönünde egemenlik kurması ya da en azından inanlının bu yönde bir eğilimi olmaksızın kişi kurtulmuş sayılamaz. Oysa ayetteki “Rab” sözcüğü Mesih’in Kurtarıcı olabilmesi için gereken kimliği vurgulamaktadır: Mesih Tanrı’dır, yani Eski Antlaşma’da İsrail halkını her türlü felaketten kurtaran Yahve’dir.

Mesih’in inanlının yaşamındaki egemenliği kurtuluş için bir önkoşul olmasa bile, kurtulmuş inanlının bu egemenliği kabul etmesi gerekir. İnanlı bu egemenliği kabul eder ve yaşamının her yönünde süreç içerisinde bu egemenliğin etkilerini (meyvelerini) gösterir.

b) “İman ve vaftiz birlikte kurtuluşu sağlar”. Bu düşünce de yine birçok ayette iman ve vaftizin birlikte anılmasından kaynaklanıyor (Elç. 2:38, 8:13). Vaftiz olmak, Mesih’in bir buyruğudur ve dolayısıyla çok önemlidir (Mat. 28:19). Ancak vaftiz kurtuluşun bir önkoşulu değil, sahip olunan kurtuluşa ilişkin insanların önünde verilen bir tanıklıktır.

c) “Tövbe etmelisin.” İmanla ilgili olarak yukarıda yapılan tanımda “Mesih’le ilgili bildiriye inanmak” yazmaktadır. Bu bildiri kişinin günahlı olduğunu ve günahın ancak İsa Mesih aracılığıyla ortadan kaldırıldığı sözünü de içermektedir (Rom. 3:22-24). Kişi bu bildiriye iman etmişse, zaten kendi günahlı niteliğini de kabul etmiş ve bundan kurtulmak istemiş demektir. İman kavramı bu anlamdaki tövbeyi kapsar. Ancak imana ek olarak bir de “tövbe etmek” söz konusu olduğunda, bu “tövbe” doğru değildir. İsa Mesih’e iman edildiğinde “tövbe duası” yapma geleneği bu açıdan yanlış olmaktadır.

ç) “İman ve iyi işler birlikte olmalıdır.” Bu ifade de içinde doğruyu ve yanlışı barındırmaktadır. Yanlıştır, çünkü bu söze göre kurtuluş için “iyi işler” zorunlu gibi gösterilmektedir. Oysa İncil’e göre iyi işler nedeniyle değil, iman aracılığıyla kurtulduk (2Ti. 1:9; Tit. 3:5). Ancak kurtuluşa yol açan iman sonucunda kişi iyi işler yapmaya başlar (Ef. 2:10; Yak. 2:14-26).

d) “İman ettiğim için kurtuluşu kazandım”. Kurtuluş ne kazanılır ne de hak edilir. Kurtuluş Tanrı’nın karşılıksız bir armağanıdır. Kişi bu armağanı alabilmek için uygun duruma gelmelidir. İman, Tanrı’nın insana kurtuluş armağanını verebilmesi için bir yol, araç işlevi görür (Ef. 2:8-9).

Ayrıca Yeni Antlaşma’da iman Kutsal Ruh’un armağanlarından biri olarak da yer almaktadır (1Ko 12:9). Tanrı bu armağanı olağanüstü durumlarda olağanüstü işlerde kullanmayı düşündüğü kişilere vermektedir. Tanrı’nın doğaüstü işlerini yapabileceğine olan olağanüstü güven ve inançla ortaya çıkar. Matta 17:20; 21:21’da adı geçen iman, bu iman armağanıdır.

Alıntı: İhsan Yinal Özbek, İman, 2. baskı (Ankara:Kucak Yayıncılık, 2002), s.146-148.

İlk yayınlama: e-manet Sayı 20 (Nisan - Haziran 2010), s. 16–17.