Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Kitap

İnsan Sadece İman Etmekle Aklanır mı?

  • Çiğdem Özbek

Yayın Tarihi: 11.04.2011

Bir insanın Tanrı’yla arası nasıl düzelebilir? Başka bir deyişle, Elçilerin İşleri 16’da söz edilen Filipi’deki zindancının ağzından aktaracak olursak, “Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?” Bu sorunun yanıtı bu bölümde ele alınacak, daha sonra Pavlus’un İncil’deki diğer yazılarının yanı sıra Galatyalılara Mektubu’yla da genişletilecektir. Bu sorunun kararlılıkla yanıtlanması gerekiyordu, çünkü küçük bir mesele değildi. İlk kilise, artan ölçüde Yahudi olmayan uluslardan imanlıların katıldığı bir beden olmanın mücadelesini veriyordu. Öbür uluslardan olanlar, Hristiyan olabilmek için önce Yahudi mi olmalıydı? Kilisedeki Yahudiler ile Yahudi olmayanlar Tanrı’nın gözünde eşit miydi? İmanlının yaşamında Yasa’nın yeri neydi? Galatyalılar 2:15-16’da Pavlus, imanla aklanma doktrinini kısa ve net bir şekilde önümüze sermektedir. Pavlus’un bu sözleri, Petrus’la arasındaki, Antakya’daki toplulukta başlayıp Galatya’ya sıçrayan (bkz. Gal. 2:1-14) anlaşmazlığa cevap niteliğindedir. Timothy George şöyle yazar:

Antakya’daki anlaşmazlık artık Galatya’da sıcak bir tartışma konusuydu; iki lider elçinin kişisel çatışması, hatta kilisenin ki ayrı kolunun (“Yakup’un adamları”na karşı “Pavlusçu” kanat) arasının açılmasından çok, sadece ve sadece her yerde yaşayan bütün halkların kurtulmasına dayanıyordu. Pavlus, 2:21’de iddiasını ezici bir sonuca bağladı. Eğer, Galatyalı kışkırtıcıların geliştirdiği ve Petrus ile Barnaba’nın bu ddiayla çelişen davranışlarıyla en azından üstü kapalı olarak teşvik edilen doktrin doğruysa, İsa Mesih’in çarmıhta ölmesi hiçbir işe yaramıyordu! 1

Başka bir deyişle, “Mesih’e iman, artı hiçbir şey, eşittir kurtuluş” tur. 

Pavlus, 16. ayette “biliyoruz” diyerek elçiler tarafından görüş birliğine varılan konuları hatırlatarak, Petrus ile Barnaba’nın bu kararla çelişen uygulamalarına cevapla meseleyi ele almaya başlar. Pavlus, “kişinin Yasa’nın gereklerini yerine getirmekle değil, İsa Mesih’e imanla aklandığını biliyoruz,” der.  Başka bir deyişle, “Mesih’e iman, artı hiçbir şey, eşittir kurtuluş” tur. Pavlus’un burada vurguladığı genel bir ilkedir ve bunun Yahudiler kadar Yahudi olmayan uluslar için de geçerli olduğunu belirtir. Bizler, kendi insani çabamızla (dinsel kuralları yerine getirmek gibi) Tanrı’nın önünde aklanamayız; Tanrı’yla aramızı kendi başımıza düzeltemeyiz. Dünyanın şimdiki haline bakacak olursak, birçoklarının tam da bunu yapmaya çalıştığını görürüz. Onlar “kötü işlerine karşılık, “iyi işler” yapmaya çabalayarak terazide dengeyi sağlamaya çalışırlar. Umutları, Tanrı’nın gözünde kabul edilebilir kişiler olabilmektir. İnsanların çoğu, iyilikler aracılığıyla aklananacağını umar ama buradaki sorun hemen göze çarpmaktadır: “Ne zamana kadar yeterince iyilik yaptığımı bilebilirim?” Pavlus’un buna cevabı, Tanrı’nın önünde “doğru” olmak için hiçbir zaman yeterince “Yasa’nın gereklerini” yerine getiremeyiz, olurdu. John Stott bunu bizim için şöyle özetler:

Çünkü kesin olarak bildiğimiz en az üç temel şey vardır: Birincisi, “Tanrı doğrudur”, ikincisi, “biz değiliz”. Bu iki gerçek yan yana koyulduğunda bize, vicdanımızın ve deneyimlerimizin de çoktan söylediği gibi, Tanrı’yla aramızın iyi olmadığını nasıl varsaydığımızı açıklar. Uyum yerine sürtüşme vardır. Bizler Tanrı’nın verdiği adil kararın, yargının altındayız. O’nunla paydaşlıktan uzağız, O’nun huzurundan kovulmuşuz; çünkü, “doğrulukla fesadın ne ortaklığı olabilir?” 2

Aklanma veya “Tanrı’yla aramızın düzelmesi” ne anlama gelmektedir? “Aklanma” hukuki bir terimdir ve “suçsuz” veya “masum” anlamına gelmektedir.  Zıt anlamı, “yargılanmak” veya “suçlu ilan edilmek”tir.  Alister McGrath, Pavlus’un sözcük nasıl kullandığına baktığımızda  dikao fiilinin, Tanrı’nın, inanlıların hakkını korumaya ve temize çıkarmaya yeterli, kendisiyle doğru ve sadık bir ilişkiye taşıyan, günahkâr insanlıkla Tanrı arasındaki ayrılığın değişmesine etki edecek güçlü, kozmik ve evrensel eylemini ifade etmektedir.3

Aklanmayla ilgili klasik Protestan anlayışı, Heidelberg İlmihali’nin 60. sorusunda tam bir netlikle ele alınır. “Tanrı’nın önünde nasıl doğru olursun?” sorusunun cevabı şöyledir:

Yeter ki güvenen bir yürekle bu iyiliği kabul edeyim.

“Ancak İsa Mesih’e gerçek imanla. Vicdanım beni Tanrı’nın bütün emirlerine karşı kederle günah işlediğim için suçluyorsa da, bu emirlerin hiçbirini yerine getirmemişsem, kötü olan ne varsa hâlâ ona meyilliysem de, yine de, Tanrı, benim hiçbir katkım olmaksızın, tamamen arı bir lütufla, Mesih’in yerime itaati sayesinde sanki günahkâr değilmişim ya da tek bir günah bile işlememişim gibi bana kendi doğruluğunu ve kutsallığını yükleyerek Mesih’in kusursuz kefaretinin sağladığı bütün hakları bağışlar. Yeter ki güvenen bir yürekle bu iyiliği kabul edeyim.” 4

Warren Wiersbe aklanmayla ilgili şu örneği vermektedir:

Dostum Dr. Roy Gustafson, duyduğum en güzel aklanma betimini yapar. Bir İngiliz, Rolls Royce marka arabasını bir gemiye yüklemiş ve tatil yapmak üzere bütün kıtayı aşmış. Avrupa’da dolaşırken arabasının motoruna bir şey olmuş. İngiltere’deki Rolls Royce firmasını arayıp “Arabamda bir sorun var.  Ne yapmamı önerirsiniz?” diye sormuş. Firma hemen uçakla bir tamirci yollamış! Tamirci arabayı tamir etmiş ve adamı tatiline devam etmesi için geride bırakıp İngiltere’ye uçmuş. Tahmin edebileceğiniz gibi adam meraklanmış, “Acaba bu bana kaç paraya mal olacak?” diye. İngiltere’ye geri döndüğü zaman, firmaya bir mektup yazmış ve onlara ne kadar borcu olduğunu sormuş. Bir süre sonra aldığı cevapta şöyle yazılıymış: “Beyefendi, dosyalarımızın hiçbirinde bozulan bir Rolls Royce hakkında bir kayıt bulunamamıştır.” İşte bu, aklanmadır! 5

Tanrı’nın aklayan lütfunun ışığında, “kazanç” saydığı her şey artık birer “kayıp”tı.

Pavlus da imanla aklanmadan söz eder ve 16. ayette bunun kendisi dahil olmak üzere iman eden herkes için geçerli olduğunu vurgular: “Bunun için biz de Yasa’nın gereklerini yaparak değil, İsa Mesih’e iman ederek aklanalım diye Mesih’e iman ettik.” Mektuplarındaki başka yerlerde de betimlendiği gibi, dindar bir Yahudi olan Pavlus’un da, sert ve istekli Petrus kadar Mesih’e imanla aklanmaya ihtiyacı olmuştur. Pavlus’un Mesih’e iman edişi sırasında yaşadıkları, Tanrı’nın onun kötülüğünü yargılaması değildir (ki bu Yahudi din önderlerinin genel varsayımıydı), daha çok Tanrı’nın Pavlus’u iyiliğine güvenmesinden ötürü itham etmesiydi. İşte bu nedenle Pavlus, eskiden yaşamda en değerli saydığı her şeyi şimdi çöp yığını olarak görüyordu. Fark etti ki, kendisinin en sevdiği, en değerli bulduğu şeyler, Tanrı’nın önünde “doğru” sayılmasına yetmiyordu. Tanrı’nın aklayan lütfunun ışığında, “kazanç” saydığı her şey artık birer “kayıp”tı. 6

Kilise, sadece ve sadece Mesih’e imana dayanarak Tanrı’ya gelen insanlardan oluşur. Hepimiz günahkârız ve kutsal ve doğru olan Tanrı’nın önünde, kendimizi övecek hiçbir yanımız yoktur. Pavlus açıkça ilan eder: “Yasa’nın gereklerini yerine getirmekle kimse aklanmaz.” İyiliklerle aklanma, Yahudi olsun olmasın, kimse için bir yarar sağlamaz. Stott bunu özetle en iyi şekilde şöyle ilan eder:

Eğer bir kimse aklanmanın kendi eylemlerine dayandığında ve kendi çabalarıyla kurtuluşu elde edebileceğinde ısrar ederse, Hristiyan inancının temellerinin altını kazıyor demektir. Tanrı’nın lütfunu yok sayıyor (çünkü eğer kurtuluşa sahip olmak iyi eylemlerle mümkün oluyorsa, lütufla olmuyor demektir) ve Mesih’in ölümünü gereksiz (çünkü eğer kurtuluş bizim yaptıklarımıza bağlıysa, Mesih’in bir şey yapmasına gerek yoktur) kılıyordur. 7  

  • 1T. George, Galatians, The New American Commentary, 30. Cilt (Nashville, Tennessee: Broadman & Holman, 2001), s. 188.
  • 2J.R. W. Stott, The Message of Galatians: One Way Only (Downer’s Grove, Illinois: Inter-Varsity Press, 1986), s. 60.
  • 3T. George, a.g.e., s. 191.
  • 4A.g.e., s. 192.
  • 5W. Wiersbe,Key Words in the Christian Life (Grand Rapids, Michigan: Baker, 2002), s. 16.
  • 6W. Wiersbe, Key Words in the Christian Life (Grand Rapids, Michigan: Baker, 2002), s. 16.
  • 7J.M. Boice, Galatians, The Expositor’s Bible Commentary, 10.Cilt, Frank E. Gaebelin, ed. (Grand Rapids: Michigan: Zondervan, 1976), s. 452.
  • Telif Hakları © 2011
  • Paul Rushing
  • Tüm Hakları saklıdır. İzin ile kullanıldı.
İlk yayınlama: e-manet Sayı 24 (Nisan - Haziran 2011), s. 10–11.