Yakın zamanda Türkiye’deki inanlılar da Kuzey Amerika’daki inanlıların artık aşina oldukları bir olguyla yüz yüze gelecekler. Amerikan televizyonlarında yayınlanan birçok Hristiyan programı, “İman Hareketi (Faith Movement)” olarak bilinen bir akımın çeşitli biçimlerine destek veriyor. Bu akım, “Word of Faith (İman Sözü)” ya da “Word-Faith” olarak da adlandırılıyor. Yakın zamanda CNN, Fox News, CBS News ve NY Times’ın yaptıkları yayınlar, bu akımın içinde yer alan Tanrı hizmeti kuruluşlarının halkın gözündeki tanınırlığını artırdı. Peki, bunların öğretileri nelerdir? Kutsal Kitap’a uygun mudur? İnanlının bu öğretilere yönelik tavrı ne olmalıdır?
Tarihçe ve İnançları
Birçokları İman Sözü (Word of Faith) akımının tarihsel kökenini Vaftizci müjdeci E.W. Kenyon’a1 dayandırır. Kenyon, yaşamının son dönemlerinde Yeni Düşünce (New Thought) metafiziğine adanmış bir okul olan Emerson College of Oratory’den büyük oranda etkilenmiştir. “Yeni Düşünce, başka şeyler arasında Tanrı’nın bize yakın olduğunu, tüm sonuçların arkasındaki nedenin zihin olduğunu, hastalık ve yoksulluktan kurtulmayı, insanların ilahi doğasını, doğru düşünmenin günahlara ve sağlığa olan etkisini vurgular.”2 Bu fikirler, tamamen olmasa da, gönenç tanrıbiliminin temelini oluşturur.
Böylece, Roberts ve Hagin’in önderliğini yaptığı bu iki hizmette gönence dayalı düşünüşün belli başlı ilkeleri benimsenmeye başlandı.
Ancak bu bakış açısının tek tarihsel kaynağı Kenyon değildir. Geleneksel Pentikostçu şifacı uyanış hareketi, özellikle de Oral Roberts’ın yürüttüğü Tanrı hizmeti kuruluşu, bu öğretinin bir diğer kaynağıdır. “Tanrı’nın her zaman şifa vermek istediği ve bunun gerçekleşmesinin kişinin imanına bağlı olduğu” yolundaki temel inanışları, bu hizmet kuruluşlarını 1900’lerin ilk yılları boyunca taşımıştır.3 Oral Roberts, 3. Yuhanna 2 ayetini yorumlayışından hareketle, 1947 yılında öğretilerinde önemli bir değişikliğe gitti. Geleneksel Pentikostçuluk zayıflarken, onun yerini, daha az kuralcı olan karizmatik akım aldı. Pentikostçu ve karizmatik öğretiler arasındaki aralığı kapatanların içinde en öne çıkan isim Kenneth Hagin’di. Hagin bunu Kenyon’un zihnin, imanın ve kişinin kendi sözlerinin gücü hakkında yazdıklarından yararlanarak yaptı. Böylece, Roberts ve Hagin’in önderliğini yaptığı bu iki Tanrı hizmetinde, şifa konusuna yapılan vurgudan tam olarak vazgeçilmese de, gönence dayalı düşünüşün belli başlı ilkeleri benimsenmeye başlandı.
Hagin’in bu akımın atası olduğu kabul edilir. Onun ilk başlarda yavaş gelişen şifa hizmeti, gönenç, iman ve ikrara dayalı görüşlerin katkısıyla 1960’larda güç kazandı. Kendi kurduğu Rhema Kutsal Kitap Enstitüsü, bu akımın ana öğreti merkezi haline geldi. Televizyon müjdecileri Kenneth Copeland ve Fred Price da, Hagin’den etkilenmişlerdir. Hagin öldükten sonra Copeland bu akımın önderi konumuna geldi.4 Bu akımın günümüzdeki vaizleri Joyce Meyer, Bennie Hinn ve Joel Osteen’dir.
İman Sözü akımının temel inançları, geleneksel Hristiyan inancından üç alanda farklılık gösterir: şifa, gönenç ve ikrar.5 Gönence dair fikirleri belli bir tanrıbilimsel sentezden gelir. İbrahim’le yapılan antlaşmadaki “kutsama” fikrinden yola çıkılıp, bu temanın devamı olan Yas 28. bölümdeki “kutsama” fikrine ulaşılır. Bu düşünceye, Galatyalılar 3:13 ve Yeşaya 53:4-5’teki kefaret kutsanmasıyla daha fazla açıklık getirilir ve nihayetinde Markos 10:29-30’daki “kutsama” vaadiyle son bulur. İnanlılara sunulan bu kutsama, diğerlerinin gereksinimlerinin karşılanması ve müjdeleme çalışmaları için cömertçe kullanılmalıdır.6 Öğretilerin şifayla ilgili yanıysa, ilk dönem Pentikostçu vaazlarda geçen şifacı uyanışın bir devamıdır. Hareketin “ikrara” ilişkin öğretisi, inanlının Tanrı’nın vaatlerini aynen kabul etmesi (bunlara iman etmesi), ardından kendi sözlerinin gücüyle Tanrı’nın bu vaatlerini yerine getirmesini “sağlaması” yolundadır.
Onların bakış açısına göre, Kutsal Kitap’taki yazılar, inanlı tarafından yüksek sesle söylendiğinde fiilen varlık kazanır.
Bu öğretinin savunucuları, tanrıbilimlerini birkaç noktaya dayandırır. En temel inanışları sözcüklerin gücüne ilişkindir. Onların bakış açısına göre, Kutsal Kitap’taki yazılar, inanlı tarafından yüksek sesle söylendiğinde fiilen varlık kazanır. Kişi bunu görse de görmese de, söylemek ve inanmak söylenenlerin gerçekleşmesini sağlar. Bu nedenle, bu akımın sloganı bazen “Söyle ve sahip çık!” olarak açıklanır. Osteen, “Increasing in Favor” adlı vaazında şöyle der:
Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın lütfuna artan bir şekilde sahip olabileceğimiz bildirilir… Tanrı’nın lütuna daha erişebilmek için yapabileceğimiz en önemli yollardan birinin bunu açıkça ilan etmek olduğuna inanıyorum. Okumak ve inanmak yeterli değildir. Bunu yüksek sesle söylemelisiniz. Sözlerinizin yaratıcı gücü var. İmanımızı açıklamak için kullandığımız başlıca araçlardan biri kendi sözlerimizdir. Tanrı’nın lütfunu açıklamanızla, bunun yaşamınızda etkin olduğunu görmeniz arasında ilahi bir ilişki vardır… Açıkça ilan ederek, imanınıza yaşam vermelisiniz.” (vurgu eklenmiştir; RealAudio http://www.lakewood.cc/a_v_library.htm)>.7
Çoğunuz bunu biliyorsunuz. Buna yüreğinizin derinliklerinde inanıyorsunuz. Ama bu deneyimi yeterince yaşamıyorsunuz, çünkü bunu açıklamıyorsunuz. Konuşarak imanınıza yaşam vermelisiniz. Sözlerinizin yaratıcı gücü vardır. Çevrenizdekilere ‘Tanrı bana lütfediyor. İnsanlar bana karşı iyi olmak istiyor, doğaüstü kapılar bana açılıyor' dediğinizde, yani iman ettiğiniz bu şeyleri ağzınızla açıkça söylediğinizde, ortamı güçle doldurursunuz. Bütün bunların gerçekleşmesini kendi sözleriniz sağlayabilir. Bu nedenle, her gün, aksatmadan yaşamımızdaki Tanrı’nın lütfunu ve kutsamalarını açıklama alışkanlığını edinmek zorundayız. (vurgu eklenmiştir; Joel Osteen, “Experiencing More Of God's Favor, Teyp # 212, Daystar, 10 Temmuz 2004).8
Copeland bunu şöyle betimler: “İman ruhsal bir kuvvet, ruhsal bir enerji, ruhsal bir güçtür. Ruhsal alemin yasalarının işlemesini sağlayan, işte bu iman gücüdür... Gönenç ile ilgili konuları düzenleyen ve Tanrı’nın sözünde bildirilen belirli kurallar vardır. İman bunların işlemesini sağlar.”9
Bu akımın söylemine göre, Mesih’in çarmıhta tamamladığı eylemi aracılığıyla inanlı kişi hastalık ve yoksulluktan özgür kılınır. Bu görüşü desteklemek için kullanılan ayetler Yeşaya 53:3-5 ve 2. Korintliler 8:9’dur. Copeland’a göre, “Hristiyan yaşamının temel ilkesi, Tanrı’nın günahlarımızı, hastalıklarımızı, üzüntülerimizi, acılarımızı ve yoksulluğumuzu Golgota’da İsa Mesih’e yüklediğini bilmektir.”10 Tanrı’nın isteğinin, her inanlının sağlıklı olması yönünde olduğu kabul edilir. Hinn şöyle der: “Tanrı Şifa Veren’dir ve her zaman da öyle olmuştur. Tanrı, ‘...size şifa veren RAB benim’ demiştir. O sizin yüce şifayla yaşamanızı istiyor. Bugün yüz yüze olduğunuz sorun her ne olursa olsun, mucizelerin Tanrısı tüm sıkıntılarınızı ortadan kaldırabilir. Sağlığınıza ve dinçliğinize kavuşmanız konusunda O’na güvenebilirsiniz.”11 “Yazar Harvey Cox, Kenneth Hagin’in gönenç tanrıbilimine değinerek şöyle yazar: ‘Mesih’in çarmıhtaki ölümü aracılığıyla Hristiyanlar, Tanrı’nın İbrahim’e verdiği vaatlerin tümünün varisi olmuştur. Buna hem ruhsal hem de maddesel esenlik dahildir.’”12
Başarı teması da gönenç müjdesinin açık bir öğretisi olarak öne çıkar.
Başarı teması da gönenç müjdesinin açık bir öğretisi olarak öne çıkar. Bu müjdeye göre Tanrı, Mesih’in acı çekip ölmesi aracılığıyla insanların tüm gereksinimlerini karşılamıştır. Bu yüzden her inanlı Mesih’in günah, hastalık ve yoksulluk üzerinde kazandığı zaferi paylaşmalıdır... ve tüm bunlar imanın ikrarı yoluyla elde edilebilen bereketlerdir. Bu öğreti her zaman “iman tohumu” düşüncesiyle ve Kutsal Kitap’taki “ekme ve biçme” simgesiyle ilintilidir. Ondalık ve sunular gönenç için birer araçtır.13 Markos 10:29-30, Galatyalılar 6:7 ve 2. Ko 9:6-7 gibi ayetler “tazmin/telafi kuralı” olarak adlandırılan olguyu desteklemek için kullanılır: verin, verdiğiniz yüz misliyle size geri verilecektir. Joyce Meyer, diğerleri kadar olmasa da, İman Hareketi’nin gönenç öğretisini benimsemiştir. “Joyce Meyer’in kendi kuruluşuna para verilmesi için yaptığı istek, kökü Oral Roberts’a dayanan gönenç öğretisinden kaynaklanır. “Ekmek ve biçmek ruhsal bir yasadır... cömertçe ekin ki cömertçe biçesiniz.” (Joyce Meyer, “What Does Your Future Hold”, 21 Mayıs 2004) “Bu mirasa olabildiğince fazla sahip çıkmalıyız... Hemen şimdi yapabileceğiniz bir şey, geleceğiniz hakkında olumlu konuşmaktır.”14 Joel Osteen, Time dergisinde,“Zengin Olmak İster Misiniz?” gibi tam yerinde bir başlıkla kaleme alınan makalede şu yorumu yapar: “Zengin sözcüğünü duyduğumda insanların ‘Evet, o herkesin milyoner olacağını vaaz ediyor’ dediklerini düşünüyorum. Aslında öyle değil. Ben herkesin kendi yaşamını iyileştirebileceğini vaaz ediyorum. Tanrı’nın bizim gönenç içinde yaşamamızı istediğini düşünüyorum. Bence O bizim mutlu olmamızı istiyor. Bence, faturalarınızı ödemek için paraya ihtiyacınız var. Bana göre Tanrı çocuklarımızı üniversiteye göndermemizi istiyor. Bizim başkaları için bir kutsama kaynağı olmamızı istiyor. Ama Tanrı bizim zengin olmamızı istiyor diyemem. Her şey göreceli, öyle değil mi?”15
Eleştiri
Tanrı’nın, inanlıların sağlıklı ve zengin olmasını istediğine ilişkin inanış, “sağlık ve gönenç” müjdesi olarak da bilinen İman Sözü akımının en çekici yönüdür. Yaptığımız bu eleştiri, özellikle bu öğretiyle sınırlandırılmıştır. Ancak, eleştiriyi öğretinin yalnızca bu yönüyle sınırlandırmamız, akımın bütünündeki kuşkulu öğretiler içeren sistematik tanrıbilimi diğer yönleriyle görmezlikten geldiğimiz anlamına gelmez.16 Her ne kadar kişinin verdiği öğretinin bir yönden haklı bir yönden de hatalı olabileceği doğru olsa da, bir Tanrı hizmetinin ya da topluluğun (Kutsal Kitap öğretisine aykırı olmasa da) dengesiz bir temele sahip olduğunu göstermek, sağlık ve gönenç öğretisinin yanlış olduğunu kanıtlamaz. Bunun ayrı olarak kanıtlanması gerekir.
Her şeyden önce gönenç tanrıbilimi yanlış bir Tanrı öğretisi üzerine kurulmuştur.
Her şeyden önce gönenç tanrıbilimi yanlış bir Tanrı öğretisi üzerine kurulmuştur. “Bu öğretinin özündeki yanlışlık, insanı Tanrı’nın iradesine tâbi olarak görmektense, Tanrı’yı insanın irade ve arzularına tâbi olarak görmesidir... (Copeland) inanlının ağzından çıkan sözlerin, imanının da katkısıyla, ruhsal yasaları etkin kıldığını ve Tanrı’yı bu sözlerle ifade edilen istekleri yerine getirmeye yönelttiğini öğretir. Bu durumda, Tanrı, kendisinin o inanlıya ilişkin isteği ne olursa olsun, inanlının tüm istek ve arzularının sağlayıcısı ve yerine getiricisi haline gelir. Çünkü Tanrı, değişmez ruhsal yasalar nedeniyle, doğru sözler kullanılarak yapılan istekleri reddedemez.”17
Tanrıbilimci Walter Kaiser burada çok önemli bir konuyu gündeme getirir. Gönenç vaaz edenlerin bakış açısından, “...Eski Antlaşma’da etik davranışlar, maddesel gönenç vaadiyle teşvik edilirdi… Eğer bu iddia doğruysa, Tanrı’dan kaynaklandığını öne süren bir etik kuram, etik yükümlülükleri nasıl olur da yalnızca kişisel refaha bağlıymış gibi tanımlar?”18 Başka bir deyişle, anlaşılan o ki, en önemli şey Tanrı değil, insandır. Tanrı’nın yüceliğinden söz edilir, ama (bu yüceliğin) gönenç peşinde koşan inanlının yaşamı boyunca alacağı kararlar açısından pratikte hiçbir etkisi yoktur. Tanrı’nın mutlak yetkisi zayıflatılmış, insanın gücü ve konumu ise yüceltilmiştir. İnsan, imanını kullanarak ve Tanrı’nın “tazmin/telafi” kuralına güvenerek, Tanrı’yı “harekete geçirir.” Bu öğretinin bakış açısından insan, neredeyse Tanrı gibidir; Tanrı’nın krallığındaki “kral” insandır. İnsanın arzuları Tanrı’nın sözünden daha önemlidir.19 Bu yaklaşımla, insan ile Tanrı arasındaki ilişkide “mutlak yetkili” insanmış gibi görünür. Copeland’ın insanbilimi (insanın “yarı-tanrılığına” olan inancı) onun Tanrı’yı nasıl gördüğünü derin ve önemli bir şekilde etkilemektedir.
Eski Antlaşma’da sözü edilen “gönenç” (kişisel değil) ulusal kutsamalara bağlanmıştır. Bu kutsamalar Tanrı’nın halkıyla yaptığı antlaşmaya bağlılığının bir parçasıdır.
Gerçek şu ki, Eski Antlaşma’da kişiyi doğru olanı yapmaya sevk eden, Tanrı’nın sıfatları ve tarih boyunca gösterdiği lütfudur. Ayrıca, Eski Antlaşma’da sözü edilen “gönenç” (kişisel değil) ulusal kutsamalara bağlanmıştır. Bu kutsamalar Tanrı’nın halkıyla yaptığı antlaşmaya bağlılığının bir parçasıdır. Bu kutsamalar, Tanrı tarafından sağlansa da, esirgense de, dünyaya birer tanıklıktır. Günümüzde gönenç vaaz edenlerin de müjdeciliği desteklemek üzere aynı şeyi yapmakta olduğu söylenebilir, ancak yine de onların toplumdan ziyade özele (yani bireye) odaklandıkları görünüyor.20
İkinci olarak, gönenç tanrıbilimindeki Kutsal Kitap yorumları ve yorumlama yöntemleri kuşkuludur:
- Eski Antlaşma’daki kutsamalar ve lanetler, Yasa’nın Tekrarı 28. bölümde net bir şekilde açıklandığı gibi, İsrail halkının Tanrı’ya itaat etmesi ya da etmemesi koşuluna bağlıydı. Yeni Antlaşma’da bunlar tekrar edilmemiştir. Buna göre bunlar İsrail halkına yönelik kutsamalardır; yani her zaman, her yerde ve herkes için geçerli değildir.
- Kutsal Yasa’da kutsamalar, yasanın gereklerini yerine getirmekle koşullandırılmıştı. Bu itaatin temelinde kişinin imanının olduğunu kimse yadsıyamaz, ancak gönenç öğretisinde itaatkar yaşama fazlaca vurgu yapılmaz.
- Yeni ve Eski Antlaşmalar’da servet sahibi olmanın ve para hırsının tehlikeleri üzerinde durulmasına rağmen, gönenç öğretisinde bunlara yer verilmez. Konunun bu yönü aşağıda daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
- Yeni Antlaşma’ya göre, inanlının Tanrı’nın İbrahim’e vaat ettiği kutsamalarla olan ilişkisi, Mesih’e iman ederek kurtulmasıyla bağlantılıdır. Eski Antlaşma’daki vaat edilmiş topraklarda kutsanma vaadinden, İsrail’in umudu olarak, asla vazgeçilmemiştir. Yeni Antlaşma’da açıklanan kutsamalar, Kutsal Ruh aracılığıyla yerine getirilir (krş. Gal.3:6,13-14; 2Ko.3:5-11).
- Galatyalılar 6:7’deki ekme ve biçme konusunun, eldekini paylaşmakla ilgili bir içeriği vardır (6:6). Ama buradaki “biçme”, geçici (dünyevi) kutsamadan ziyade göklerdeki ödüldür. Dahası, metnin içeriğinin inanlının ruhsal yaşamına odaklandığı açıktır.
Bu görüştekiler, Kutsal Yazı yorumculuğuyla, dilbilgisiyle, bağlamla ve yazarın niyetiyle ilgili etmenleri göz ardı ettiği gibi, süreklilik gösteren vahiy olgusuna yönelik doğru bakıştan da yoksundur. Örneğin 3. Yuhanna 2 ayeti, genel anlamda “iyilik dileyen” olağan bir selamlamadır. Yazarın buradaki amacı, selamlamayı amacının ötesine taşıyıp tüm zamanlardaki tüm inanlıların maddi gönenciyle ilgili bir anlam yüklemek değildir.21 Yeşu 1:8’de vaat edilen başarı ise tüm inanlıların yapacakları tüm girişimler için geçerli olmaktan ziyade antlaşmadaki vaatlerin doğrultusunda (ve o zaman ile o yer için geçerli olan) askeri bir başarıydı. Yeşaya 53:3-5 ayetleri, Yeni Antlaşma 1. Petrus 2:24’te de ima edildiği gibi, öncelikli olarak günahların bağışlanması, günahtan arındırma üzerinde yoğunlaşır. Matta 8:17’deyse İsa’nın insanları iyileştirmesiyle ilgili olarak bu ayetten alıntı yapılır. Ama burada önemli olan, ayetin bulunduğu yerdir; yani İsa’nın çarmıhtaki ölümünden önce, hizmetlerinin Mesihsel niteliği, gerçekleştirdiği mucizeler aracılığıyla kanıtlanmaktadır. 2. Korintliler 9:6’nın bağlamı, ayetin parasal zenginlikle değil, Makedonya’da olduğu gibi (2Ko. 8:1-5), maddi yoksulluk içinde bile olunsa kiliseye destek vermekle ilgili olduğunu gösterir. Görüldüğü üzere gönenç öğretisi, daima şimdiki yaşama, kutsamayı şimdi elde etmeye vurgu yapar. Korint’teki inanlıların ‘gerçekleşmiş eskatolojisi’ vardı, yani göksel çağın tüm doluluğuyla başlamış olduğu görüşündelerdi. Pavlus mektubunda bu görüşü reddeder. İçinde oldukları çağın, acı ve güçsüzlükler içinde ve bunlar aracılığıyla, Tanrı’nın, tüm dünyanın Mesih’in müjdesini duymasına ilişkin tasarısının sürmekte olduğunu bildirir (2Ko. 4. bölüm). Markos 10:29-30’daki “yüz kat artış”, müjdeciliğin meyvesi olarak gerçekleşen bir artıştır. Başka bir anlatımla, Mesih’e iman eden kimsenin artık her yerde evi, erkek ve kız kardeşleri vardır.
Kutsal Kitap’a dayalı iman kavramı, Tanrı’nın özyapısına, tasarısına ve vaatlerine güven duymak ve onlarda huzur bulmaktır.
Kutsal Kitap’a dayalı iman kavramı, Tanrı’nın özyapısına, tasarısına ve vaatlerine güven duymak ve onlarda huzur bulmaktır (İbr. 11. bölüm). Gönenç öğretisi ise imanı, koşulları değiştirmek için kullanılan ruhsal bir güç olarak tanımlar. İman hakkındaki bu görüş, “kişinin iman ettiği şeyleri açıkça söylemesi, yani ikrar etmesine” dair öğretiye açıkça yansır. Sözcüklerin gerçekleştirme gücüne dair inanışlarını ise, Romalılar 10:9-10; Yeremya 23:29 ve Yeşaya 55:10-11 gibi ayetlere dayandırırlar. Oysa Yeremya ve Yeşaya kitaplarındaki ayetler, peygamberler aracılığıyla aktarılan Tanrı’nın sözleridir. Yani güç Yeremya ve Yeşaya’nın sözlerinde değil, Tanrı’nın kendi sözlerini gerçekleştirme iradesindedir. Yas. 28. bölümdeki lanet ve kutsamalar için de aynı şey söylenebilir. Bu bölümde kişinin “ağzıyla söylediklerinin” bir kutsama ya da lanetin gerçekleşmesini sağlayacağına işaret eden hiçbir şey yoktur. Aksine, Tanrı bu kutsama ve lanetleri, İsrail halkının kendisiyle olan ilişkisine bağlı olarak gerçekleştirir.
Kutsal Kitap zenginlik hakkında neler öğretir? İlk olarak, zenginlik kendi başına bir kötülük kaynağı değil, dünyanın sahibinin armağanıdır (Mez.24:1). İkinci olarak, zenginlik, özellikle de para arzusu, tehlikeli ve kişiyi daha büyük günahlara yönelten bir tuzak olarak kabul edilir (Mat.6:19-24; 1Ti.6:6-10). Kişi para konusunda bilgece davranmalıdır; aksi taktirde tuzağa düşebilir (Vai.5:10-12; Luk.12:13-21; Özd.23:4-5). Üçüncü olarak, servet, Tanrı’nın armağanı olsa dahi, normal olarak çalışma sonucunda elde edilir (Özd.12:11; 13:4; 14:23; 2Se.3:6-13; 1Se.4:11-12). Öte yandan, gönenç öğretisi, uyulduğu takdirde kişiyi zengin edebilecek bazı “kurallar” olduğunu ima eder. Kutsal Yazılar’da böylesi bir öğretiyi destekleyen hiçbir şey yoktur. Dördüncü olarak, Kutsal Kitap’ta yoksulluğun, tembellik, cimrilik, zevk düşkünlüğü gibi bir günahın sonucu olabileceği gibi, günahlı bir dünyada yaşıyor olmanın doğal bir sonucu olabileceği de bildirilir.22
Gönenç öğretisini vaaz edenlerin yoksulluğa bakış açısı Kutsal Kitap’la tutarsızdır. “Gönenç müjdesi, yoksulluğun bir günah olduğunu ima etmekte hatalıdır... İkincisi, gönenç müjdesi ‘yoksulları ve hastaları, Tanrı’nın sözünden çok, kendi arzularının gerçekleşmesine daha fazla güvenmeye çağırır’ (Alıntı, Sarles, “Theological Evaluation,” s. 343’ten). Üçüncüsü, gönenç müjdesi Mesih inanlısının yaşamında olumlu değişimlere yol açtığı zaman, övgünün çoğu bu öğretiyi vaaz edene gider. Ama inanlı gönence kavuşamadığı zaman, suçlanan genellikle kendisidir.”23
İnsanlar zenginliği yüceltir, Tanrı ise tiksinir.
Thomas Schmidt’in Yeni Antlaşma’nın yalnızca üç ayeti hakkında yaptığı yorumlar (Mat.6:33; Luk.14:33 ve 16:15), bu konuda tanrıbilimsel bir duruş belirlemeden önce konuyla ilgili tüm Kutsal Kitap ayetlerini dikkate almanın önemini ortaya koyar. Schmidt bu üç parçayı Yeni Antlaşma’da var olan “zenginlik hakkındaki olumsuz görüşü” vurgulamak için seçmiştir ve ayetlerde neler bildirildiğine dair vardığı sonuçlar oldukça çarpıcıdır: “Matta 6:33… [Mesih’in] bütün öğrencileri dikkatlerini ve ilgilerini yalnızca Tanrı’nın egemenliğine odaklamalıdır, maddesel gereksinimleri Tanrı tarafından karşılanacaktır... ve Luka 16:15… İnsanlar zenginliği yüceltir, Tanrı ise tiksinir.”24 Son olarak, kişinin zenginliğe bu dünyadaki yaklaşımı, gelecekteki göksel yuvamıza olan yaklaşımını ortaya koyar (Luk.16:1-14). Tanrı bize kendi servetimizin kâhyası olma görevini verdi. Kişi parasını dünyada Tanrı’nın Kilisesi’ni geliştirmek için verdikçe, göklerde kutsama kazanır (krş. Flp.4:10-19). Bu inanış, gönenç vaizlerinin birçoğu tarafından da ileri sürülür ve ellerindekini cömertçe paylaşıyor olsalar da, sürdürdükleri lüks yaşam tarzı daha göze çarpar.
Gönenç vaizlerine göre, sağlık “tüm inanlıların belirleyici özelliği olmalıdır”. Şifa için yapılan duaya, iman ve olumlu ikrar eşlik etmelidir. Bu arada hastalık belirtileri devam etse de, inanlı verdiği şifa için Tanrı’ya şükretmelidir.25 Ancak, Dennis Hollinger’e göre, İsa’nın, Mat. 8. bölümde anlatılan, insanları iyileştirme hizmeti ve böylelikle Yşa. 53. bölümdeki sözlerin gerçekleşmiş olması, yalnızca bin yıllık dönemin ve sonsuzluktaki yaşamın bir ön işaretidir. Kutsal Yazılar’da inanlının sağlıklı olmasının kural olduğunu gösteren hiçbir ayet yer almaz.26
Douglas Moo, gönenç vaizlerinin şifacılığa olan yaklaşımlarını geçerli kılmak için kullandıkları görüşleri masaya yatırır: imansızlık şifayı önler (Mar.6:5-6), İsa bugün de, yeryüzüne ilk geldiği zamankiyle aynıdır (İbr.13:8). İsa, takipçilerine hastaları iyileştirme hizmetini devretmiştir (Mat.10:1,8) ve elçiler hastalara şifa vermiştir (Elç.3:1-10; 9:32-35; 14:8-10; 20:9-12). Bunlara ek olarak, Yuhanna 14:12 ve Elçilerin İşleri 5:12-16’daki sözlerin sürdürülen şifa hizmetine destek verdiği söylenir. Ancak, Moo, gönenç vaaz eden toplulukların Kutsal Yazılar’ı ele alış biçimi ve tanrıbilim yöntemleriyle ilgili bazı kaygılarını dile getirir. Moo haklı olarak elçilerin benzersizliğine ve gerçekleştirdikleri şifa mucizelerinin, vaaz ettikleri müjdeyi doğruladığına işaret eder (bkz. İbr.2:3-4). Ayrıca “herkesin” imanları karşılığında şifa bulacağı konusundaki” ısrarın yanlış olduğunu da belirtir.27 Şifa dahil tüm mucizelerin, Egemenliğin varoluşunun bir “işareti” olduğu inanışını eleştirir. Yeni Antlaşma’da şifanın mutlaka Egemenliğin bir işareti olduğuna dair bildiri yer almaz. Başka bir deyişle mucizelerin varlığı egemenliğin gelişini kanıtlamaz, mucizelerin yokluğu da egemenliğin gelmediğini kanıtlamaz. Tanrı, gücün ve kuvvetin değil, en açık biçimde güçsüzlüklerin görüldüğü durumlarda etkindir (2Ko. 12. bölüm).28 Tanrı hem inanlının gelişmesi hem de kilisenin genişlemesi için acı ve hastalıkları kendi tasarısını gerçekleştirecek birer aracı olarak kullanır. Acının Tanrı’nın tasarısında oynadığı rolü görmek için Pavlus’un hizmetlerinin aktarıldığı ayetleri okumak yeterlidir (Kol.1:24-29; 1Se.2:1-12; 2Ko.1:3-11; 2:14-7:1; 2Ti.2:1-9; 3:10-4:8; ayrıca Rom.5:1-6; 8:18-39; 1Pe.1:6-7; 4:12-19). Bu kısımlarda sadece acı ve zulüm değil, günahlı bir dünyada yaşamanın zorlukları da anlatılır. 2. Korintliler 12:7-9 bu konuda özellikle öğreticidir. Burada belli bir fiziksel hastalığın Tanrı tarafından verildiğine ve iman dolu dualar aracılığıyla kaldırılmadığına dair ifadeler yer alır; hatta bu hastalık ruhsal olgunlaşma getirmiştir. Hastalık kendi başına bir “iyilik” değildir, ama Tanrı’nın amaçlarına bütün yüreğiyle güvenen ve O’na sadakatle hizmet etmeyi sürdüren inanlının yaşamına iyilik getirebilir.29
Sonuç
Kişi tanrıbilimsel düşünceyi ve değerlendirmeyi bir kenara attığında, arzuladığı veya önceden kabul ettiği her türlü öğretiye inanmaya açık hale gelir.
Peki sağlık ve gönenç öğretisi niçin bu kadar tutuldu? Sarles nedenin “tanrıbilimin tamamen gözardı edilmesi...”30 olduğunu söyler. Joel Osteen’in CNN’de Larry King ile yaptığı söyleşi, bu gözardı edişi açıkça gözler önüne sermiştir. Osteen, yanıtları Kutsal Kitap’ta açıkça verilmiş sorular sorulduğunda dahi “Bilmiyorum” diyerek yanıtlamıştır.31 Kişi tanrıbilimsel düşünceyi ve değerlendirmeyi bir kenara attığında, arzuladığı veya önceden kabul ettiği her türlü öğretiye inanmaya açık hale gelir. Bu inanışa yol açan ise, doğru tanrıbilimsel yöntemler değil, tanrıbilimsel eğitim eksikliğidir.
Gönenç tanrıbilimi, Müjde’nin saptırılmasıdır, Tanrı’nın asla vermediği bir vaattir. Pavlus’un, yasanın gereklerini Mesih’in lütuf müjdesiyle karıştıranlara verdiği yanıtta olduğu gibi (Gal.1:6-9), bunu “değişik” bir müjde olarak, müjde olmayan bir müjde olarak, reddetmeliyiz. Çünkü İyi Haber’in çarpıtılması, kötü haberdir.
- 1Dennis Hollinger, “Enjoying God Forever: An Historical/Sociological Profile of the Health and Wealth Gospel,” TrinJ 9 NS (1988), s. 136-140, Bruce Barron’dan alıntı, The Health and Wealth Gospel (Downers Grove, Illinois: IVP, 1987), s.9 Hollinger Barron’un kitabını ve D.L. McConnell’ın A Different Gospel: A Historical and Biblical Analysis of the Modern Faith Movement (Peabody, Massachusetts: Hendricksen, 1988) adlı yapıtını başlıca kaynakları olarak kullanıyor.
- 2A.g.e., s. 143.
- 3A.g.e. s. 140.
- 4A.g.e., s. 137-139.
- 5A.g.e. s. 132, Bruce Barron’dan alıntı, The Health and Wealth Gospel (Downers Grove, Illinois: IVP, 1987), s. 9.
- 6A.g.e., p. 135.
- 7 http://www.letusreason.org/Popteac29.htm > (28 Mayıs 2008’de erişildi.)
- 8A.g.e.
- 9Kenneth Copeland, The Laws of Prosperity (Fort Worth, Texas: Kenneth Copeland Publications, 1974), 19. http://www.bible.org/page.php?page_id=4350 - P55_14798 >
- 10Kenneth Copeland, The Troublemaker (Fort Worth, Texas: Kenneth Copeland Publications, n.d.), s. 6. Vurgu eklenmistir.
- 11 http://www.bennyhinn.org/articles/articledesc.cfm?id=274 > (28 Mayıs 2008’de erişildi.) [Ed: Bu makale https://bennyhinnbiblestudy.org/diving-healing/healing-promises/ > adresine taşınmıştır.] Hinn, Mezmur 103:1-5’i kendi öğretisini desteklemek için kullanıyor. Bu ayetlerde hastalık için kullanılan sözcük, Eski Antlaşmada dört kez daha geçer; biri mecazi anlamda, diğer üçü ise Tanrı tarafından halkını cezalandırmada aracı olarak kullandığı hastalıklar için (Yas.29:22; 2Ta.21:19; Yer.16:4). Tanrı hastalıkları, günahları yargılamak aracı olarak da kullandığından, bu ayetin Tanrı’nın bu tür hastalıkların hepsine şifa verdiğini göstermek amacıyla kullanılması pek doğru sayılmaz.
- 12David Jones tarafından alıntılanmış, “The Bankruptcy of the Prosperity Gospel” Harvey Cox, Fire from Heaven’de (Reading, Massachusetts: Addison-Wesley, 1995), s. 271 http://www.bible.org/page.php?page_id=4350 > (26 Mayıs 2008’de erişildi.) Vurgu orijinal yazıda bulunur.
- 13A.g.e.
- 14 http://www.letusreason.org/Popteac17.htm > (28 Mayıs 2008’de erişildi.)
- 15 http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1533448,00.html > (25 Mayıs 2008’de erişildi.) [Ed: Bu makale https://time.com/archive/6596739/does-god-want-you-to-be-rich/ > adresine taşınmıştır.] Bu makale, öğretinin sorunlarına dair yeterli bilgiler içeren, iyi yazılmış bir makaledir.
- 16Öğretinin savunucularıyla ilgili herhangi bir arama yapıldığında, bunların desteklediği Kutsal Kitap’a aykırı öğretilerin gerçek yüzünü göstermek için kurulmuş onlarca internet sitesi bulunur. Verilen örnekler arasında en kötüleri de Copeland’a ait olanlardır.
- 17 www.ondoctrine.org/10copela.htm > (22 Mayıs 2007’de erişildi.)
- 18Walter Kaiser, “The Old Testament Promise of Material Blessings and the Contemporary Believer,” TrinJ 9 NS (1988), s. 154.
- 19A.g.e., s. 343.
- 20A.g.e., p. 157. Bu hizmet kuruluşlarının servetleri ve önderleri vs. hakkında görüş bildirmemeyi tercih ediyoruz. Bu konu basında oldukça kapsamlı olarak ele alındı ve imanlı olmayan kesim tarafından yeterince eleştirildi. Tanrı’nın Eski Antlaşma’da gerçekleştirmek istediği (Tanrı’nın, halkına sağladığı kutsamaların, gücünü kendi halkının iyiliği için kullandığını göstermesi, Yas.28:8,10) aslında şimdi tam tersine işliyor. Tüm dünya bu kuruluşların servetlerine bakıp onların meşruluğunu ve etiklerini sorguluyor!
- 21Ken Sarles, “A Theological Evaluation of the Prosperity Gospel,” BibSac 143/572 (Ekim-Aralık 1986), s. 339, alıntı Gordon Fee, “The ‘Gospel’ of Prosperity - an Alien Gospel,” Reformation Today 82 (Kasım/Aralık 1984), s. 40
- 22Kaiser, “OT Promises,” s. 161-166.
- 23Jones, “Bankruptcy”, dipnot 41. www.bible.org/page.php?pag_id-4350 > (23 Mayıs 2008’de erişildi.) [Ed: Bu makale https://bible.org/article/bankruptcy-prosperity-gospel-exercise-biblical-and-theological-ethics > adresine taşınmıştır.]
- 24Thomas E. Schmidt, “Burden, Barrier, Blasphemy: Wealth in Matt 6:33, Luke 14:33 and Luke 16:15,”, TrinJ 9 NS (1988), s. 187. Bu konuda eksikliğimizin olduğunu fark etmek, gönencimizle ilgili olarak Mesih’i daha yakından izlemekten vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmez. Schmidt’in de bildirdiği gibi, “Sonun çok uzakta olduğu gerekçesiyle yerimizde durmak, O’nun öğrencisi olarak yapılan yolculuğun önemini gözardı etmektir.”
- 25Douglas Moo, “Divine Healing in the Health and Wealth Gospel,” TrinJ 9 NS (1988), s. 192.
- 26A.g.e., s. 167.
- 27A.g.e. s. 194-196. Moo da ilahi belirtilerle ilgili armağanların geçmişte kaldığına inanmaz ve bu nedenle de hastaları iyileştirme armağanının devam ettiğini kabul eder. Bu da onun sağlık-gönenç müjdesinin şifayla ilgili yönlerine dair eleştirilerini daha güçlü kılar.
- 28A.g.e., s. 198
- 29A.g.e., s. 200-201
- 30Sarles., “A Theological Evaluation,” s. 350.
- 31 http://transcripts.cnn.com/TRANSCRIPTS/0506/20/lkl.01.html > (28 Mayıs 2008’de erişildi.) Söyleşi 20 Haziran 2005’te yayınlandı. Joel Osteen, kurtuluş, müjde gibi konularda ve hatta gönenç müjdesi hakkında dahi tanrıbilimsel yetersizliğini ortaya koydu.