“Değişebilir miyiz?” Bu ne biçim soru diyebilirsiniz. Mükemmel bir insanın değişmesine ne gerek vardır ki! Değişmesi gereken, onlardır! Onlar değişirse, ortada sorun kalmaz!
Haklısınız, galiba... O zaman bu küçük yazıya başlarken sizden bir ricam olacak. Bu yazıyı okuduktan sonra bir zahmet onlara da iletir misiniz?
Haklı olduğumuzdan bu kadar eminken değişebilir miyiz?
“Haklısınız” demişken, insanların neden değişmediklerine dair bir sebep aklıma gelir. Psikoloji araştırmalarına göre bireyler kendilerini haklı görmeye eğilimlidir. Buna “kendimizi kayıran önyargı” denir. Nitekim, Süleyman’ın Özdeyişleri’nde “İnsan izlediği her yolun doğru olduğunu sanır” denir (21:2a). Haklı olduğumuzdan bu kadar eminken değişebilir miyiz?
Değişmemizi engelleyen bir başka etken, alışık olduğumuz şeylere olan derin bağlılığımızdır. Bir danışman bunu şöyle örneklemiştir: Danışmanlık yaptığı bir hanım, istismarcı kocasından boşandıktan sonra “ideal” bir erkekle tanışır. Ancak bu kişiyle evlendikten sonra, o da aynen eski kocası gibi istismarcı çıkar! İstismarcı kocasının kötü huylarını sevmediği halde, gayri ihtiyari olarak alışık olduğu bir kişilik tipini seçmiştir.
Sevmediğimiz şeyler değişsin isteriz. Oysa, derinliklerimizde değişime direniriz. Bildiğimiz olumsuz statükoları bilmediğimiz yeniliklere tercih ederken değişebilir miyiz?
Her yılbaşı yapılan ve genelde çabucak unutulan veya vazgeçilen yeni yıl kararları hayatlarımızı değiştirmenin zorluğunu vurgular. İnsan olarak sanki değişmezliğe mahkûmuzdur. Kötü alışkanlıkların direncinden Kutsal Kitap'ta bile söz edilmiştir: “Ahmağı buğdayla birlikte dibekte tokmakla dövsen bile, Ahmaklığından kurtulmaz” (Özd. 27:22).
Bilge kişi Rab’bin tasarısını ayırt ederek her konuda onun doğrultusunda yaşar.
Peki “kötü alışkanlık” diye nitelendirdiğimiz davranışımız ruhsal anlamda “ahmaklık” olabilir mi? Bilgelik ruhsal bir meseledir. Bilgeliğin temeli “RAB korkusudur” (Özd. 9:10). Bilge kişi Rab’bin tasarısını ayırt ederek her konuda onun doğrultusunda yaşar. Öyleyse Rab’bin tasarısına aykırı alışkanlıklarımız ruhsal anlamda ahmaklık sayılabilir. Onları değiştirmeliyiz. Ama değişebilir miyiz?
Rab, “Düşüncenizin yenilenmesiyle değişin” (Rom. 12:2) diye buyurduğuna göre, değişmenin imkânsız olmadığını biliriz. Değişmemiz için gerekli tüm kaynaklar Mesih’te bulunmaktadır; hem de zengince!
O zaman değişmek için ne yapmalıyız? İlk önce (bu makalede yapmaya çalıştığım gibi) değişmenin zor olduğunu anlamalıyız.
İmanlı olarak, belki Rab’bin sağlayacağı bir uyanışla kötü alışkanlıklarımızdan topyekun sıyrılmayı bekliyoruzdur. Oysa, ruhsal değişim bizden uzun vadeli gayret ister: “İşte bu nedenle her türlü gayreti göstererek imanınıza erdemi, erdeminize bilgiyi, bilginize özdenetimi, özdenetiminize dayanma gücünü, dayanma gücünüze Tanrı yoluna bağlılığı, bağlılığınıza kardeşseverliği, kardeşseverliğinize sevgiyi katın” (2Pe. 1:5-7). Nitekim, bilgeliği “gümüş ararcasına” ve “define arar gibi” büyük çaba sarf ederek aramak zorundayız (Özd. 2:4).
Bunun yanı sıra, Rom. 12:2’de vurgulandığı gibi, değişim düşüncelerimize bağlıdır. Mesih’in bizim için sağladığı zenginlikleri ne kadar iyi anlıyoruz? Günahtan özgürlüğümüzün bilincinde miyiz? Bizi bekleyen sözle anlatılamaz yücelik hakkında derin derin düşünüyor muyuz? (bkz. Ef. 1; Rom. 6; Rom. 8 ve 1Ko. 15).
Karakterimizi değiştirmeye çalışırken kendimizi daha iyi tanımış oluruz.
Son olarak, değişimin özeleştiriye bağlı olduğunu kavramalıyız. Toplum psikolojisinin öncüsü Kurt Lewin (1890-1947), “Bir şeyi gerçekten anlamak isterseniz, onu değiştirmeye çalışın” demiştir. Karakterimizi değiştirmeye çalışırken kendimizi daha iyi tanımış oluruz; çünkü neyin nasıl değişmesi gerektiğini anlamak için davranışlarımızı samimiyetle sınamak zorunda kalırız. Özeleştiri değişimin kaçınılmaz gereğidir!
Yani değişebilir miyiz? Evet, kesinlikle! Hatta değiştik bile: Mesih’te aklandık! Ayrıca hâlâ değiştiriliyoruz: Ruh sayesinde Mesih’te dönüştürülüyoruz (2Ko. 3:18). Sonunda, tam anlamıyla Mesih’e benzer olacağız (1Yu. 3:2). Buna ne dersiniz? “Mesih’te bu umuda sahip olan, Mesih pak olduğu gibi kendini pak kılar” (1Yu. 3:3). Bu da bizim gayretli, düşünen ve özeleştiride bulunan kişiler olmamızı gerektirir.
Kardeşler, değişebiliriz!