Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Li-derkenar

2. Bölüm

Yayın Tarihi: 30.09.2011

< Makalenin 1. bölümünü görüntüle

Peki bey, sen bilirsin...” demiş olabilir Sara kocası İbrahim’e bu durumda. Zaten ona boyun eğmeyi iyi biliyordu.

Hangi durumda? Anlatayım...

“Kavga” kelimesi Kutsal Kitap’ta ilk defa Yaratılış’ın 13. bölümünde geçer.

Bu Kutsal Kitap’taki ilk anlaşmazlık değildi, tabii ki. Kayin Habil’i kıskandı ve kurban gibi kesti. Yeryüzü zorbalıkla doldu ve Rab dünyanın taşkın pisliğini Tufan’la yıkadı.

Ama “kavga” kelimesi ilk olarak Yaratılış 13’te geçer. İlk geçtiği yerde de, kavgayı önlemek söz konusuydu.

Bu olayı üç sahne olarak inceleyelim...

 

Rezalet

Hepimiz İbrahim’i iman kahramanı olarak tanırız. Tanrı’dan büyük bir vaat aldı, O’na büyük itaat sergiledi: İman sayesinde, “Tanrı’nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı” (İbr. 11:8). Karısını ve yeğeni Lut’u da yanında alarak vadedilen topraklara gitti.

O ülkede Tanrı İbrahim’e göründü. İbrahim sunak yaptı ve O’na tapındı.

Ama biz sayfayı çevirmeden, terslikler başlar. Tanrı’nın İbrahim’i yolladığı ülkede şiddetli bir kıtlık oldu. İbrahim (Rab’be güvenemeyerek), “Burada açlıktan ölürüz, geçici olarak Mısır’a gidelim” dedi Sara’ya.

“Peki bey, sen bilirsin.”

Yeğeni Lut’u da yanında alarak İbrahim Mısır’a gitti. Ancak oraya yaklaşırken İbrahim (Rab’be güvenemeyerek), “Ya bu Mısırlılar güzelliğini görünce seni almak için beni öldürürler. Kardeşim olduğunu söyle”, dedi Sara’ya.

“Peki bey, sen bilirsin.”

Mısır’da olan oldu. “Güzel kadın” firavunun sarayına alındı ve “ağabeyi”ne zengin armağanlar verildi. İbrahim ölmedi ama Sara firavunun haremini boyladı.

İbrahim’in çektiği vicdan azabı, dinmeyen korkuları kim bilir ne kadar şiddetli olmuştur. İbrahim zengin oldu ama rezil oldu.

 

Merhamet

Ama Tanrı İbrahim’e merhamet etti. İbrahim karısını tehlikeye attı, Tanrı’ysa onu korudu: “RAB Avram’ın karısı Saray yüzünden firavunla ev halkının başına korkunç felaketler getirdi (Yar. 12:17).

Suç İbrahim’deydi ama Tanrı firavunu cezalandırdı. Firavun İbrahim’i azarladı ama ona dokunmadı. Zengin armağanlarını da ondan geri almadı. Tanrı İbrahim’le birlikteydi. Firavun onu sınırdışı etmekle yetindi.

İbrahim kendini savunmak için sesini çıkarmadı. Sanırım İbrahim kendinden ne kadar utanmışsa, Tanrı’nın merhametine o kadar da sevinmiştir. Aldı ailesini ve döndü geldiği ülkeye. Orada Rab’be tapındı:”Önceden yapmış olduğu sunağın bulunduğu yere gidip orada RAB’be yakardı (Yar. 13:3-4).

İbrahim Tanrı’nın büyüklüğünü ve merhametini daha derinden anlamıştı, imanı pekişti.

 

Selamet

Şimdi kavga faslına gelmiş bulunuyoruz!

İbrahim ve Lut ikisi de çok zengin olmuştu. Metne göre, “Malları öyle çoktu ki, toprak birlikte yaşamalarına elvermedi; yan yana yaşayamadılar. Avram’ın çobanlarıyla Lut’un çobanları arasında kavga çıktı” (Yar. 13:6-7).

İbrahim, ailenin büyüğü olarak, nasıl müdahale edecekti? Mısır’a gittiği zamanki İbrahim olsaydı kendini zarardan korumaya öncelik verirdi, kurnazlık da yapardı. Ama Mısır’dan dönen İbrahim sanki değişmişti.

İbrahim Lut’a, “Aramızda kavga çıkmasın” diyerek şöyle bir teklifte bulundu: “Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim” (Yar. 13:8-9).

Bu durumda İbrahim ile Sara arasında şöyle bir konuşma geçmiş olabilir:

 “Bey, aile büyüğü sensin. Niye seçme hakkını ona verdin? Tabii o da en güzel yeri kendine kaptı...”

 “Merak etme hanım... Fakir değiliz. Lut o yörenin tadını çıkarsın, RAB ailesini orada fazlasıyla bereketlesin.”

“Peki bey, sen bilirsin...”

“Hanım, ‘sen bilirsin’ deme! RAB bize o kadar merhamet etti ki!” Duygulanmaktan bir anlık dili tutuluyor İbrahim’in... “Yeter ki ailemizde selamet olsun...”

Olgun iman cömerttir. İmanlı, Tanrı’yı tanıdıkça, O’na güvenip yaşamını adım adım her açıdan O’na teslim ettikçe kavgacı tutumu değişecek, eriyecektir.

  • Telif Hakları © 2011
  • Chuck Faroe
  • Tüm Hakları saklıdır. İzin ile kullanıldı.
İlk yayınlama: e-manet Sayı 25 (Temmuz - Eylül 2011), s. 3–4.