Neden şişmanım? Bu konuda internette şu aydınlatıcı paragrafa rastladım:
Obeziteyi belirleyen, genetik, çevresel etkenler, sosyo-ekonomik durum, metabolik hastalıklar, ilaçlar gibi birçok faktör vardır. Genelde hastaların eğilimi, daha çok bu faktörleri sorumlu tutmak yönünde olsa da; obezitenin en önemli nedeni, gereğinden fazla gıda alımıdır.
Bunu özetleyecek olsam, hem kalıtımsal hem de çevresel etkenlerden dolayı şişmanmışım. Artı çok fazla yemek yiyormuşum.
Filanca çocuğun sınıftaki uyumsuz davranışları neden kaynaklanıyor? Yine internette “sınıftaki uyumsuz davranışların nedenleri" konusunu işleyen bir makalede şu nedenler sıralanır: kalıtım, bedensel nedenler, temel ihtiyaçların doyurulamaması, çevre ve sosyo-ekonomik etmenler ve yanlış eğitim.
Esas olarak o çocuğun yaramazlıkları genetik, biyolojik, psikolojik, ekonomik, duygusal, çevresel, toplumsal ve eğitimsel etkenlerden kaynaklanır. Özet olarak hem kalıtımsal hem de çevresel etkenler söz konusudur.
Davranışlarımızın kaynağının kalıtımsal mı yoksa çevresel mi olduğunu ruhbilimciler, toplumbilimciler, insanbilimciler ve hekimler tartışıp dururlar.
İnsan da hem kendinin hem de diğer kişilerin davranışlarını açıklarken kalıtımsal ve çevresel etkenlere başvurur.
Sadece “uzmanlar” değil, sokaktaki insan da hem kendinin hem de diğer kişilerin davranışlarını açıklarken kalıtımsal ve çevresel etkenlere başvurur. Şu örnekleri düşünün: Yapım böyle işte, genetik yatkınlığım vardır... Eğitimsizlik işte!.. Tanrı beni böyle yaratmış… Böyle toplumda yetişen kişi böyle olur... Bizim ailede herkes böyle yapar... Böyle ağır şartlar altında başka ne yapabilirdim ki?.. Dar gelirli aileden gelme olarak... Hali vakti yerinde biri olduğu için... vs.
Hayatı açıklamaya, anlamlandırmaya çalışırken davranışların hangi oranda geçmişimizden (kalıtım) ve hangi oranda dışımızdan (çevre) kaynaklandığını hesaplamanın ince bir çekiciliği vardır. (Yoksa bu duygu, “elimizde olmayan nedenlerle” böyle davranıldı, demekten mi kaynaklanır?)
Oysa “çevre artı kalıtım eşittir davranışlarımız” şeklindeki denklemin ciddi bir sorunu vardır: Kutsal Kitap’ın “yürek” diye adlandırdığı etkeni yoksayar. Tanrı’nın sözüne göre, bütün davranışlarımız yüreğimizden kaynaklanır. Nitekim Süleyman’ın Özdeyişleri’nde şöyle yazılmıştır: “Her şeyden önce de yüreğini koru, Çünkü yaşam ondan kaynaklanır” (Özd. 4:23; ayrıca bkz. Mar. 7:14-23).
Yürek bütün durum ve şartlara aktif bir şekilde tepki gösterir.
Eski Antlaşma’daki “yürek” terimi iç hayatımızın bütün yönlerini kapsar. Vicdan, motivasyonlar, tutkular, duygular, kararlar ve düşünsel hayatımızın bütün süreçleri yüreğe bağlıdır. Yürek, ruhsal hayatımızın da merkezidir. Yürek olup bitenlere maruz kalan pasif bir kurban değildir. Tersine, bütün durum ve şartlara aktif bir şekilde tepki gösterir. Her durumda da aktif bir şekilde Tanrı’ya yönelmeli ve O’na boyun eğerek tapınmalıdır.
Böylece yaşadığımız (ister kalıtımsal, ister çevresel, ister olumlu veya olumsuz olsun) her şeye gösterdiğimiz tepkiler yüreğimizi ifşa eder. İsrail halkının çölde çektiği “sıkıntılar sınavı” böyleydi: “Tanrınız RAB'bin sizi kırk yıl boyunca çölde dolaştırdığı uzun yolculuğu anımsayın! Buyruklarına uyup uymayacağınızı, amacınızın ne olduğunu öğrenmek için (“yüreğinde olanı bilmek için”) sizi sıkıntılara sokarak sınadı” (Yas. 8:2). Vaat edilen topraklarda yaşayacakları “bolluk sınavı” da böyleydi: “Sıkıntısız ekmek yiyebileceğiniz, hiçbir şeye gereksinim duymayacağınız bir ülke”de... “Yiyip doyduğunuzda, güzel evler yapıp yerleştiğinizde, sığırlarınız, davarlarınız çoğaldığında, altınınız, gümüşünüz ve her şeyiniz arttığında,” hangi tehlike söz konusu olacaktı? Böbürlenmek (“yüreğin yükselmesin”) ve dolayısıyla Rab’bin buyruklarını savsaklamak ve Rab’bi unutmak tehlikesiydi (bkz. Yas. 8:7-20).
Bütün davranışların kaynağı ve ruhsal hayatımızın temeli olan yürek hakkında bir “ayrıntı” daha var: “Yürek her şeyden daha aldatıcıdır” (Yer. 17:9). Sanki şirketi yöneten en sorumlu kişi aynı zamanda usta bir dolandırıcıdır! Herhalde bu yüzdendir ki yüreğimizi “her şeyden önce” korumamız gerekir (Özd. 4:23).
Sonuç olarak, deneyimlerimiz yüreğimizi biçimlendirmez, yüreğimizin eğilimi ve alışkanlıklarını dışa vurur. Davranışlarınız yüreğinizin durumu hakkında size neler gösteriyor?