Her ne kadar Tanrı’nın sözü kadar yetki sahibi olmasa da, Tanrı halkı, kilise tarihi boyunca başkalarının da anlayıp itaat edebilmesi için Tanrı’nın sözlerini akılda kalacak biçimde bildirme ve açıklama yoluna başvurmuştur. Akılda kalıcı bazı alıntılara aşağıda yer verilmektedir; kilise önderleri tarafından söylenen bu sözlerin, yüceltmeyi arzuladıkları Rab hakkında daha büyük bir anlayış ve bağlılık yaratacağına inanıyoruz.
“Birikmiş suçların Tanrı’nın merhametinden daha fazla değildir; maruz kaldığın yaralar Yüce Hekim’in iyileştiremeyeceği kadar ağır değildir.”
— Yeruşalimli Cyril (y. 315-386)
“Işık içinde duran kişi karanlığı nasıl göremiyorsa, gözlerini Mesih’e dikmiş kişi abesle iştigal etmez.”
— Nissalı Gregorius (y. 330-395)
“Kendini az düşünen nerede olursa olsun huzur içinde kalır.”
— Abba Poemen (4. veya 5. yüzyılda manastırda yaşayan bir rahip)
“Kilise, dalgaları anımsatan hayatın baskılarınca sarsılan büyük bir gemi gibidir. Görevimiz, gemiyi terk etmeyerek rotamızdan sapmamaktır.”
— Bonifacius (675-754)
“Müjde’yi her zaman ilet; gerekirse kelimeler kullan.”
— Assisili Francis, (1182-1226)
“Bilgince kitaplara sahip olan bir bilgisiz olma hatasına düşme”
— Erasmus (1466-1536)
“Tanrı’nın Sözü’nden sonra, övgüyü en çok hak eden şey müziktir.”
— Martin Luther (1483-1546)
“Birtakım yüzeysel izlenimler aracılığıyla edinilen dini inanç, zorluklarla sınanınca çabukça yok olur.”
— Jonathan Edwards (1703-1758)
“Hristiyanlık’a doğan güneşe inandığım gibi inanıyorum: onu gördüğüm için değil, onun aracılığıyla herşeyi görebildiğim için ona inanıyorum.”
— C.S. Lewis (1898-1963)
“Mesih dirildiyse, başka neyin önemi var? Oysa Mesih dirilmediyse, başka neyin önemi kalır?”
— Jaroslav Pelikan (1923-2006)