Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Kitap

Yaratılış Kitabına Göre Bereket Kavramının Kutsal Kitap Teolojisi Açısından İncelenmesi

1. Bölüm

Yayın Tarihi: 29.09.2020

1. Giriş

Kutsal Kitap’ın ilk bölümünden son bölümüne dek Tanrı’nın insanlığı bereketlediğini görürüz (Yar. 1:28; Va. 22:14-15). Kutsal Kitap’taki birkaç benzer konuda da gördüğümüz gibi, Tanrı’nın bereketi1 Tanrı’nın insana gösterdiği iyiliği kapsayan bir konudur. Durum her ne kadar böyle olsa da bereket teması, Hristiyanlıktaki kullanılış biçimi bakımından pek de iyi anlaşılmamıştır.2 İmanlılar sıklıkla Tanrı’dan kendilerini veya işlerini bereketlemesini isterler. Ancak bu sırada Tanrı’nın bereketini alabilecek konumda olup olmadıklarını veya Tanrı’nın bereketlerini alma noktasına erişmeyi isteyip istemediklerini düşünmezler. Nuh, Tanrı’ya sadık kalarak gösterdiği itaatiyle dünyayı mahkûm ettiğinde Tanrı tarafından bereketlendi. İbrahim, Tanrı her şeyi geride bırakmasını söylediğinde bereketlendi ve her ne kadar imanla itaat ettiyse de vaatlerin tamamını hemen almadı. Yusuf, Tanrı’nın bereketlerini devlette yüksek bir mevkiye gelmeden çok uzun yıllar önce köle ve tutuklu olduğu sırada aldı. Bu nedenle imanlının Tanrı’nın bereketlerine kavuşma arzusu, tanrısal bereketin doğasını Kutsal Kitap’a dayanan bir anlayışla görerek değer kazanmalıdır. Yaratılış kitabı böyle bir anlayışı kazanmak için çok iyi bir başlangıç noktası olabilir, çünkü bazı tahminlere göre Yaratılış kitabı, Kutsal Kitap’taki bereket anlatısının altıda birini barındırmaktadır.3

İmanlının Tanrı’nın bereketlerine kavuşma arzusu, tanrısal bereketin doğasını Kutsal Kitap’a dayanan bir anlayışla görerek değer kazanmalıdır. 

2. Yaratılış Kitabı’nın Genel Yapısındaki Bereket ve Lanet Teması

Bereket motifi Yaratılış Kitabı’nın anlatı tarzındaki yapısına büyük bir ustalıkla işlenmiştir. Yapısal açıdan baktığımızda Yaratılış Kitabı “soylar” (תוֹלְדוֹת) diyebileceğimiz bölümlere ayrılabilir; bu da bereket ve lanet bakımından çarpıcı bir desen oluşturmaktadır. Giriş kısmından sonra on kuşaklık bir soyağacı vardır ve ana soyağaçları (uzun bir anlatı ile birlikte sunulmuştur) ile alt soyağaçları (beraberinde çok az bir anlatı vardır veya hiçbir anlatı öğesi yoktur) olmak üzere ayrılabilir. Yaratılış kitabının giriş kısmında (1:1–2:3) Tanrı’nın bereketlemesi üç kez dile getirilir (1:22,28; 2:3) ve hiçbir lanetten söz edilmemesiyle bereketin yeryüzündeki başlangıcına özel bir vurgu yapılır. İkinci kısım olan “göğün ve yerin soyu” kısmında Tanrı’nın lanetlemesinden üç kez söz edilir (3:14,17; 4:11) ve Tanrı’nın bereketiyle doğrudan bir ilişki kurmaz, böylece lanetin yeryüzündeki başlangıcı vurgulanmış olur. Bu andan itibaren her bir ana soy sadece bir lanetle4 ve en az bir de bereketle anılır. Tablo 1’de de görüldüğü gibi bu süreklilik gösteren bereket ve lanet yapılandırması, Yaratılış kitabının yapısının “soylar” temeli üzerine inşa edildiği fikrine sahip olmamızı destekler.

Tablo 1: Yaratılış Kitabı’nda Yer Alan Soyağacındaki Bereket ve Lanet Motifi

Yaratılış Kitabındaki KısımBereketin İlanıLanet Bildirimi
Giriş (1:1–2:3)1:22,28; 2:3-
Göğün ve Yerin Öyküsü (2:4–4:26)-3:14,17; 4:11
Adem’in Soyu (5:1–6:8)5:25:29
Nuh’un Soyu (6:9–9:29)9:1,269:255
Nuh’un Oğullarının Soyu (10:1–11:9)--
Sam’ın Soyu (11:10–26)--
Terah’ın Soyu (11:27–25:11)12:2 (2 kez), 3 (3 kez); 14:19 (2 kez), 20; 17:16 (2 kez), 20; 18:18; 22:17,18; 24:1,27,31,35,48,60; 25:1112:3
İsmail’in Soyu (25:12–18)--
İshak’ın Soyu (25:19–35:29)26:3,4,12,24,29; 27 (bu bölümde 23 kez); 28:1,3,4,6-7 (2 kez), 14; 30:27,30; 31:55; 32:26,29; 33:11; 35:927:29 (2 kez)
Esav’ın Soyu (36:1–8; 36:9–37:1)--
Yakup’un Soyu (37:2–50:26)39:5 (2x); 47:7,10; 48–49 (bu bölümlerde 15 kez)49:76

Hamilton’a göre Yaratılış kitabındaki soylar dizisi, “bir hareketi, bir planı, ilerleme ve hareket halinde olan bir şeyi vurgulamaktadır. Hareket halinde olan şey ilahi bir planın ilk adımlarından başka bir şey değildir.”7 Yaratılış kitabı boyunca anlatı, Tanrı’nın bereket ve lanet çizgisinden hiç sapmadan tanrısal bereketi ve laneti tasvir eder, bu tasvir tüm Kutsal Kitap boyunca artık tarihin yok olacağı ve en sonunda da hiçbir lanetin kalmayacağı (Va. 22:3) ana dek devam eder. Aden bahçesindeki yıkıcı yargıda, RAB halkını ne lanetin ne de lanetin sonuçlarının söz konusu olduğu durumlarda bile asla terk etmeyeceğini son derece açık belirtmişti. Yaratılış 3’ten itibaren bereket ile lanet anlaşılması güç bir şekilde insan varoluş kumaşına iç içe örülmeye başladı. İşte bu bereketlerin ve lanetlerin iç içe örülmesi Adem’in soyunda şu güçlü resimle tasvir edildi: İnsan çoğalıyordu belki ama sonra ölüyordu.8 Nuh’un soyunda ise Tanrı’nın insanlığı tufan gibi feci bir hükümle yargılamasından sonra yaratılışın bereketleri genişleyip artarken, umut göz kırpıyordu. Tanrı’nın seçtiği soy sürerken, iki küçük soy Tufan ertesi gidişatı kötüleştirdi. (10:1–11:9; 11:10-26). Okur Terah’ın soyuna vardığı sırada umut yok denecek kadar azdır. Ayrıca yaratılışın tamamlanmasının ardından (2:4) bu zamana dek bereketten sadece üç kez söz edilmiştir. Bu sırada lanet daha da artmıştır ve lanet, ölümcül bir darbe almış bereketi kelimenin tam anlamıyla boğmaya hazır gibi durmaktadır. Sonra Tanrı Avram’a sadece sonraki iki ayette beş kez bereketten söz eder: “Seni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, bereket kaynağı olacaksın. Seni kutsayanları kutsayacak, seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar senin aracılığınla kutsanacak” (12:2-3; vurgular eklenmiştir). Her yerden bereket fışkırmaktadır! Son üç ana soyda bereketten seksen bir kez söz edilirken lanetten sadece üç kez söz edilecektir.9 James McKeown’un işaret ettiği gibi, “İbrahim’in bereketlenmesi, tarih öncesi çağlara özgü anlatı ile atalar anlatısının arasında son derece stratejik bir noktada konumlandırılmıştır, bu şekilde İbrahim’in bereketlenmesi Yaratılış kitabında bir dönüm noktasına işaret etmektedir; asıl baskın yanı lanet olan bir konudan, baskın yanı bereket olana dönülen bir dönüm noktası.”10 Öte yandan lanet İbrahim’in bereketinde de unutulmamıştır; bu sefer lanet, bereketlenmiş olana saygı göstermeyenlerin üzerinde kalacaktır.

İbrahim’in bereketlenmesi Yaratılış kitabında bir dönüm noktasına işaret etmektedir; asıl baskın yanı lanet olan bir konudan, baskın yanı bereket olana dönülen bir dönüm noktası.

Tablo 1’den vurgulamamız gereken son bir yapısal nokta daha var. Dört nesilden öncekilerden daha kısa söz edilir ve aslında sadece soyağaçlarından ibarettir, bu kısımlarda anlatı ya hiç yoktur ya da yok denecek kadar azdır; ayrıca bereketten ve lanetten doğrudan bahsedilmez. Böylece soyağacına dahil edilen ve edilmeyen listelerle birlikte, bu soyağaçlarının evi bir anlamda temiz ve düzenli gösterme rolü vardır. Ross bu durumu, “soyağacına alınmayanlar listesini toparlama süreci” olarak adlandırır.11 Böylece Nuh’un, Sam’ın, İsmail’in ve Esav’ın oğullarının soylarında seçilen ve seçilmeyen kısımlar vardır, yazarın yoğunlaştığı nesillerin bereketlenmesine ya da lanetlenmesine doğrudan odaklanılmaz. Soyağaçları Tanrı’nın bereketinin sunulduğu yeri ve sunulmadığı yeri açıklığa kavuşturur. Bunun ötesinde kısaltılmış listelerin ek bir kritik işlevi daha vardır. Buna daha sonra kapsamlı değineceğimiz için şimdilik kısa bir tarifini yapmakla yetinelim: Alt nesiller insan soyunun çoğalmasına, Tanrı’nın bereketlerinin İsmail’e ve Esav’a dek taşıp akmasına ve İbrahim ve Sara’nın torunu olan birkaç krala vurgu yaparak Tanrı’nın bereketinin gerçekleşmesini göstermiş olurlar. Yaratılış kitabının yapısına ve bu yapının bereket ve lanetle ilişkisine bu şekilde kısaca değinerek, bereketin Yaratılış kitabındaki doğasını irdelemeye temel atmış olduk.

3. Tanrı’nın Bereketinin ve Lanetinin Doğası

Yaratılış kitabındaki bereket ve lanet olaylarının nasıl iç içe geçtiğini daha yakından incelemeden önce bereketin doğası üzerinde durmamız gerekiyor. Neden bereket çoğunlukla buyruk şeklinde dile getirilmiştir? Tanrısal bereket almak ne anlama gelir? Bereketlenmiş olmak ne demektir? Nasıl oluyor da suda yaşayan canlılar, kuşlar, insan ve yedinci gün Tanrı’nın gözünde benzer bir lütuf bulabiliyor? Olay örgüleri farklı olsa da bereketin doğasının temel tanımını yapmak, en azından Yaratılış kitabı çerçevesinde, mümkündür.

Bereket, Tanrı’nın veya O’nun bereketlediği bir kişinin bir ayrıcalığı, hakkı, sorumluluğu veya bir lütfu yaratılışın bir kısmına bahşetmektir.12 Bereketin insanlıkla ilişkisi açısından bakıldığında, bereketlenmek tüm ayrıcalıklarıyla birlikte Tanrı’nın kendi halkından biri olmaktır: diğer deyişle, Tanrı’nın bereketi kişinin hayatındaki varlığıdır.13

Bu tanımın biraz açıklama gerektirdiği açık, çünkü pek çok teolog Tanrı’nın bereketini yaşam gücü, içsel kuvvet veya doğurganlık ile eş tutmaktadır.14 Elbette Tanrı’nın bereketinde yaşam, güç ve doğurganlık vardır ama bunlar daha çok ortaya çıkan belirtilerdir, bereketin özü değillerdir.15 Kayin bunu anlamıştı. Bu nedenle Tanrı onu lanetledikten sonra Kayin laneti hem kazanımlarını kaybetmek (topraklardan kovuldu) hem de Tanrı’ya erişimini kaybetmek olarak özetledi: “Artık huzurundan uzak kalacağım” (4:14; krş. 1Yu. 3:12-15). Tanrı’nın laneti insanı Tanrı’nın varlığına yabancılaştırır, oysa tanrısal bereketin özü, “Ben seninle olacağım” (26:3) sözüdür.16

Tanrısal bereketin özü, “Ben seninle olacağım” sözüdür.

Dikkat edilmesi gereken nokta başlangıcında dünya “Tanrı’nın bereketleriyle kaplanmış”17 ve Tanrı halkıyla yürümek için gelmiştir (3:8) ve bundan sonra tanrısal olan kişiler “Tanrı ile yürüdü” (5:22,24; 6:9) sözüyle tanımlanmışlardır. Bundan daha sonra ise Tanrı İbrahim’le konuşmuş ve kendi kişisel yönlendirişini vaat etmiştir: “Sana göstereceğim ülkeye git” (12:1). Tanrı bu sözünden sonra İbrahim’le ilişkisinin devam ettiğini göstermeye, ona kendisiyle (Tanrı’nın huzurunda) yürümeyi buyurarak ve onunla “Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım” (17:1,7-8; krş. 22:2; 24:40; 48:15-17) sözüyle bir daha antlaşma yaparak, devam edecektir.18 Bu antlaşma bereketi İbrahim’in çocuklarının yaşamında da devam eder. Tanrı İshak’a iki kez, “Ben seninle olacak, seni kutsayacağım” dedi (26:3,24; vurgular eklenmiştir). Bunu ikinci kez söylemesinin hemen ardından Gerar Kralı Avimelek, Tanrı’nın varlığının İshak’la birlikte olduğunu ve İshak’ın “RAB tarafından kutsandığını” (26:28-29) açık bir şekilde çözmüştü. RAB İbrahim’e verdiği bereketi Yakup’a şu şekilde ifade etmişti: “Seninle birlikteyim. Gideceğin her yerde seni koruyacak ve bu topraklara geri getireceğim. Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım” (28:15; krş. 31:3; 46:3-4). RAB bereketin, kendisiyle en üst seviyede doğru bir ilişki kurmakla ilgili olduğunu Yaratılış kitabının okuyucularına tekrar tekrar bildirmiştir. Bu ilişki sadece bereketin bir kısmı olmakla kalmaz, bereketin tam özüdür.

Bereketin elbette “Tanrı ile ilişki”den daha geniş bir anlamı bulunmaktadır (eğer bulunmasa bile yine de lütfun harikulade bir göstergesi olmaya devam edecektir!) ama bereket Tanrı ile ilişki olmaksızın bir anlama sahip değildir. Bereket bağlam içinde ne anlam ifade ederse etsin (doğurganlık, yaşam, zenginlik vb.) Tanrı ile ilişki daima bereketin esas dayanak noktasıdır. Yine de her ilişki diğerlerinden belirgin farklılık gösterebilir. Tanrı, bir yandan yedinci günü bereketleyip yedinci gün ile sıra dışı bir bağ kurmuştur (2:3). Öte yandan, Yaratılış 1’de beşinci günde balıklar ile kuşları, altıncı günde de erkek ile kadını benzer şekilde bereketlemiştir.19 James McKeown bu iki bereket arasında farka çok güzel ışık tutar:

Bu bereketler iki farklı ilişki seviyesini işaret edecek şekilde dile getirilmiştir. İnsanlara sunulan bereket “kendilerine” söylenmiştir ama balıklar ile kuşlara sunulan bereketler sadece dile getirilmiştir ve “onlara” ifadesi bulunmamaktadır. Tanrı diğer canlıları da bereketlemiş olmasına karşın daha yakın ilişkiyi yansıtan aslında insana sunulan berekettir.20

Bereketin tersine Tanrı’nın laneti de ilahi ilişkinin paramparça oluşunu belirtir. Kayin örneğine değinmiştik; Yaratılış kitabındaki öteki lanetler de bu noktayı daha da açmaktadır. Sözü edilen ilk lanetteki ebedi düşmanlık, yılan ile insan arasındaki önceki iyi ilişkiyi yok etmiştir (3:14).21 Sonraki lanette, Tanrı insan ile toprak arasında kurmuş olduğu ilişkiyi bozmuştur: İnsan artık toprağın bolluğundan canının istediği gibi yararlanamayacaktır; bundan sonra zahmetle emek vermesi ve ekmeğini hep zorlukla çıkarması gerekecektir (3:17; 5:29; krş. 1:29-30; 2:5,16). Sonrasında, Kenan Tanrı’nın bereketlerinden uzaklaştığında Kenan’ın doğal evlatlık ilişkileri de bozulmuştur (9:25-27). Daha da sonrasında, Avram’a veya Yakup’a lanet eden herkesin Tanrı’nın bereketinden uzak kalacağı bildirilmiştir (12:3; 27:29); son olarak da, lanetli eylemlerinden dolayı Şimon ile Levi büyük oğul olma gibi bazı ailevi ayrıcalıklarını küçük kardeşlerine kaptırmış olacaktır (49:7-12). 

Yaratılış kitabında Tanrı’nın laneti de bereketi de hiçbir zaman aynı kişiye verilmez, buna en uygun durumlarda bile böyle bir şey gerçekleşmez.

Günaha düşüşün ardından Tanrı’nın “insanı” lanetlememesi can alıcı öneme sahiptir (3:17-19). Hatta aksine, olayların tuhaf bir şekilde tersine döndüğü bir şey olmuş, Tanrı toprağı lanetlemiştir. Yaratılış kitabında Tanrı’nın laneti de bereketi de hiçbir zaman aynı kişiye verilmez, buna en uygun durumlarda bile böyle bir şey gerçekleşmez.22 Tanrı Adem ile Havva’yı bereketlemişti ve bundan dolayı lanetlenmeleri mümkün değildi. Benzer şekilde Ham değil de Kenan lanetlenmişti, çünkü Ham Tufan’dan sonra gemiden dışarı çıktığında bereketlenmişti; bu nedenle Ham lanetlenemezdi.23 Son olarak, (Yakup’tan ötürü gelen) Tanrı’nın laneti, bereketlenmiş kardeşler üzerine değil, Şimon ve Levi’nin üzerine dökülen öfke ile ilan edilmiş oldu (49:6-7,28). Tanrı antlaşması aracılığıyla sağlanan ilişkiyle bereketlemeyi seçtiği insanı asla terk etmez.

Bu gözlemler tanrısal seçim ile tanrısal bereketin iç içe geçmiş olduğunu gösteren ilk belirtilerdir. Friedrich Horst’un yazdığı gibi, “Böylesi bir bereketi kim alabilir? Tanrı insan soyunu sadece insan oldukları için bereketlemiş, onlar sayesinde de diğer canlıları bereketlemiştir. Seçim ile bereket birbirleriyle yakından ilişkilidir.”24 Bu tür ifadeler birçok çeşit teolojik duyguyu gözünde canlandırmak gibidir ama buradaki temel nokta basittir: Tanrı, bereket ilişkisini kurmak üzere seçtiği kişi O’na ait olduğunda onunla birlikte yürür.25 Bereketin ve lanetin tek kaynağı Tanrı’dır ve O’nun eylemleri mutlak bir kararlılık içerir.

  • 1İbranicedeki barak kelimesi ve eşasıllı kelimeler, bu makalede “bereket” olarak tercüme edilmiştir. Bu sözcük Türkçe Kutsal Kitap tercümelerinde birkaç farklı kelime şeklinde çevrilmiştir: Kutsama, ne mutlu, bereketli kılma, mübarek kılma, armağan (Yar. 33:11 – KK). Bununla birlikte bir insanın “Rab’bi bereketlemesi” şükran veya övgü ifadesidir. Bu özel anlamın belli olması için ‘Rab’be övgüler olsun’ şeklinde tercüme edilmiştir. Sonra bu konuyu daha detaylı inceleyeceğiz.
  • 2Her ne kadar muhafazakâr din uzmanlarının çoğu Yaratılış kitabındaki bu anahtar öğeyi gözden kaçırmış olsa da, bereketi çoğunlukla antlaşma çalışmalarının beraberinde, onların küçük bir parçası olarak ele almıştır. Aynı zamanda, Yaratılış kitabında “İsrail’in sihir ile ilgili eski inanışları,” “batıl inançlar,” “bir kişinin ‘bereketleme sözünün’ gücü” gibi Şamanizm göndermeleri olmaksızın, Tanrı’nın berekete yaklaşımını bütün halde bulmak zordur.
  • 3Gordon J. Wenham, Genesis 1–15, Word Bible Commentary dizisi (Waco, Teksas: Word, 1987), s. 275. Bereket Kutsal Kitap’ta ortalama şu oranlarda yer alır: Yaratılış kitabındaki ayetlerin %5,68’i (87 kez), Yasa’nın Tekrarı kitabının %4,69’u (45 kez), Mezmurlar’ın %4,51’i (111 kez) ve Luka kitabının %2,61’i (30 kez). Bundan farklı olarak Murtonen, Yaratılış kitabında berekete ilişkin 45 “metin”, Yasa’nın Tekrarı’nda 37 ve Mezmurlar’da 58 metin gösterir. A. Murtonen, “The Use and Meaning of the Words Lebårek and Beråkåh in the Old Testament,” Vetus Testamentum, Cilt 9, Sayı 1 (1959), s.159.
  • 4Yaratılış 27:29’da bir lanetleme olayından bahsedilirken “lanet” sözcüğü iki kez kullanılır.
  • 5Yaratılış 8:21; 12:3 (Türkçe tercümede kullanılan “lanet” sözcüklerinden ilki); 27:12-13 ayetlerinde yine “lanetlemek” olarak tercüme edilen başka bir İbranice sözcük kullanılır. Bu ayetler soylarla ilgili kısımlarda kullanılmaz (krş. 12:3).
  • 6“Lanet” kelimesi (‘arar) Türkçede anlam akışını taşıması açısından iki kez kullanılmıştır ama İbranicede sadece bir kez kullanılmaktadır.
  • 7Victor Hamilton, Handbook on the Pentateuch (Grand Rapids, Michigan: Baker, 1982), s. 18.
  • 8Claus Westermann bu konuda şunları söyler: “İnsanın itaatsizliğine ve ceza almış olmasına rağmen, Yaratılış’ta insana verilmiş bereketlere dokunulmamıştır… Şu anda Tanrı’dan ayrı düşmüş insan Tanrı tarafından her zaman bereketlenmiştir.” Creation, çev. John J. Scullion (Philadelphia: Fortress, 1974), 104.
  • 9Üç temel nesil boyunca (gök ile yer, Adem ve Nuh) bereketten sadece üç kez, lanetten ise beş kez söz edilmiştir.
  • 10James McKeown, Genesis, Two Horizons Old Testament Commentary (Grand Rapids, Michigan: Eerdmans, 2008), s. 222.
  • 11Allen P. Ross, Creation and Blessing (Grand Rapids, Michigan: Baker, 1998), s. 73.
  • 12Yazar genellikle “bereketli insanın” “mutlu insan” olduğunun söylendiğini işitmiştir, bu da onda “bereketlemenin” neredeyse “mutlu kılmak” ile aynı olduğu izlenimi uyandırmıştır. Samuel Horn bereket ile mutluluk arasındaki bu ilişkinin yeterli olmadığına işaret etmiş ve “bereketlenmiş” ile “onaylanmış” sözcüğü arasındaki ilişki üzerinde durmuştur. (“Partakers of the Divine Nature,” Uluslararası Northland Üniversitesindeki vaaz sunumu, 5 Mayıs 2009). Bu açıklama çok başarılı olmasa da bereketin, en azından Yaratılış kitabı bağlamında, ilişkiye yönelik doğasına işaret eder.
  • 13İnsanların Tanrı’yı bereketlemesine daha sonra değineceğiz, ancak açıkçası bu konunun bu tanımlamayla sınırlandırılması da pek mümkün değildir.
  • 14Johannes Pedersen, Israel: Its Life and Culture, Gözden Geçirilmiş Basım, 2 Cilt (Atlanta, Georgia: Scholars, 1991), Cilt 1, s. 182, 190; John N. Oswalt, “(barak) to kneel, bless, praise, salute, curse”, Theological Wordbook of the Old Testament, 2 Cilt (Chicago: Moody Press, 1980), Cilt 1, s. 132.
  • 15James McKeown bunu “Bereketler ve Lanetler” başlığı altında açıklığa kavuşturur, “Blessings and Curses,” Dictionary of the Old Testament: Pentateuch, dü. T. Desmond Alexander ve David W. Baker (Downers Grove, Illinois: InterVarsity Press, 2003), s. 84-85.
  • 16Walter C. Kaiser, Jr. şunu yazmıştır: “Ataların hayatlarını anlatan metinler boyunca vaadin bereketinin bir başka yönü olarak tekrarlanan bir tema daha vardır. En yalın haliyle ifade edersek, bu Tanrı’nın varlığının işaretidir: ‘Seninle olacağım.’” Toward an Old Testament Theology (Grand Rapids, Michigan: Zondervan, 1978), 94; krş. Rolf Rendtorff, The Problem of the Process of Transmission in the Pentateuch, çev. John J. Scullion, Journal for the Study of the Old Testament Ek 89 (Sheffield, İngiltere: JSOT Press, 1977), s. 66-67.
  • 17Ross, Creation and Blessing, s. 74.
  • 18“Tanrı’nın önünde yürümek, kişinin tüm yaşamını Tanrı’nın varlığına, vaatlerine ve taleplerine doğru yönlendirmesi demektir.” Bruce K. Waltke ve Cathi J. Fredricks, Genesis (Grand Rapids, Michigan: Zondervan, 2001), s. 259.
  • 19Bu buyruk niteliğindeki bereketler, canlılara Tanrı ile özel ilişkilerinden dolayı verilmiştir (1:22,28; 9:1,7). Daha sonraki örneklerde, Tanrı Yakup’un adını İsrail olarak değiştirerek onu bereketledi ve kendisini “El Şaday” olarak tanıtıp Yakup’a “verimli ol, çoğal” buyruğunu verdi (35:9-12). Bu şekilde, buyruk niteliğindeki bereketler, belirgin bir biçimde bereketin ilişki doğasına ışık tutar. (Yakup’un yaşadığı bu olaylardan hemen sonraki paragrafta, bu buyruğa bağlılığın ve buyruğun kısa dönemde gerçekleşen bir icrası olarak Benyamin dünyaya gelmiştir.
  • 20James McKeown, Genesis, s. 222.
  • 21Henry Brichto bu yorumu oldukça kuvvetle destekler ve bazı yerlerde lanetin “uzaklaştırma” gücüne sahip olduğunu vurgular. “The Problem of Curse in the Hebrew Bible,” Society of Biblical Literature Monograph Series 1 (Philadelphia, Pennsylvania: Society of Biblical Literature and Exegesis, 1963), s. 83-85.
  • 22Bu fikri burada devam ettiremeyiz ama Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta hem bereketlediği hem de lanetlediği tek kişi İsa’dır (krş. Rom. 9:5; Gal. 3:13-14). Bu durum burada karşımıza çıkan kurtarış konusunun ne kadar derin olduğunun önemini vurgular. (Garip olan şu ki, karada yaşayan canlılar Yaratılış 1’de açıkça bereketlenmemiştir; bu nedenle Yaratılış 3’te lanetlenecek yılan bile hem bereketlenen hem de lanetlenen olarak görülmez.)
  • 23Bazı uzmanlar Ham’ın bereketlenmiş olmasını veya doğruluğunun en azından lanetlenmemiş olmamasından kaynaklandığını düşünür. Bu fikrin temeli Şehit Justin’in dönemine dek uzanır (Trypho ile Diyalog 139; krş. Gordon Wenham, Family in the Bible adlı eserinde “Family in the Pentateuch.”, dü. Richard S. Hess ve M. Daniel Carroll R. (Grand Rapids. Michigan: Baker Academic, 2003), s. 201). Dahası, Kenan’ın Ham’ın yerine lanetlenmesi, Tanrı’nın emriyle yürürlüğe girmiş bir karar olarak görülmelidir; George Bush’un deyimiyle “esinlenmiş öngörü” ve “küçük düşürücü peygamberlik” sözleriyle ifade edilir. Notes, Critical and Practical, on the Book of Genesis, 2 Cilt (New York: E. French, 1839), Cilt 1, s. 162.
  • 24Friederich Horst, “Segen und Segenshandlungen in der Bibel,” Evangelische Theologie Sayı 7 (1947/48), s. 23-27, alıntılanan eser Claus Westermann, Blessing in the Bible and the Life of the Church, çev. Keith Crim (Philadelphia, Pennsylvania: Fortress, 1978), s. 27.
  • 25Birkaç örnekte bereket, sanki onu doğrudan almış birinden diğerine aktırıldığı halde ikinci kişiyi ilişkisel bakımdan derin bir bereketle bütünüyle bereketlemiyor gibi görünür. Örneğin, İsmail ile Esav babalarının tanrısal bereketinden dolayı bereketlenmişler gibi görünmektedir (17:18,20; 27:38-41; 33:11; krş. İbr. 12:16-17); apaçık belirgin olan örnek, Lavan ile Potifar’ın kendileri için çalışan kişiden dolayı bereketlenmeleridir (30:27-30; 39:5-6). Kaiser, Yakup ile Yusuf’u şöyle tarif eder: “Öylesine bereketlenmiştir ki bu iki kişi, zenginlikleri çevrelerindekilere bile taşar” (Toward an Old Testament Theology, s. 98). Bunlardan başka iki olayda ataların kralları bereketlediği görülür: Yakup çok açık biçimde Firavun’u bereketler (47:7,10), İbrahim’in vefatından ve Tanrı’nın İshak’ı da bereketlediğini bildirmesinden sonra Gerarlı Avimelek bereketlenmiş İshak ile dostluk kurmaya çalışır (26:3-4,12,24,29).  Taşan bereketleri alabilmek için bereketlenen kişinin bereketleyen insanın Tanrı ile ilişkisinin samimiyetine sahip olması gerekmiyor.  Kenneth A. Mathews’un işaret ettiği gibi, verimli olan ve çoğalan tüm uluslar bir dereceye kadar bereketten faydalananlardır (Genesis 1–11:26, The New American Commentary Cilt 1 [Nashville, Tennessee: B&H, 1996], s. 298, 429). Diğer deyişle, öteki ulusların RAB ile aralarında seçime dayalı bir ilişkileri bulunması söz konusu olmadan sırf bereketlenmiş Tanrı halkından dolayı bereketin ayrıcalıklarına erişmeleri mümkündür.

Kaynak: “A Biblical Theology of Blessing in Genesis”, Themelios Cilt 42, Sayı 1 (2017), s. 63-69. İzin ile kullanıldı.

İlk yayınlama: e-manet Sayı 60 (Ekim - Aralık 2020), s. 8–13.