Makaleler
Makaleler
Tarih
Hristiyanlığın Kayıp Tarihi: Doğu Kiliselerinin Yükselişi, Bin Yıllık Altın Çağı ve Çöküşü
Kilise tarihini okuyanlar genellikle Hristiyanlığın Batı dünyası, yani Avrupa ile bir görür. Ancak, dünya tarihi sadece Avrupa, Büyük Britanya ve Kuzey Amerika’da yaşanan olaylardan ibaret değildir. Kilise aslında on üçüncü yüzyıla kadar Asya ve Afrika’da daha güçlü idi, daha çok alime sahip idi ve günümüzün müjdecilerini kıskançlıktan delirtebilecek kültürlerarası bir hizmete sahip idi. Philip Jenkins bize bunu 2008 tarihli The Lost History of Christianity: The Thousand-Year Golden Age of the Church in the Middle East, Africa, and Asia—and How It Died başlıklı kitabında hatırlatıyor. Ama bundan ötesi, Jenkins bize bu kilisenin yıkımının analizini yapar. Günümüzün Hristiyanlığının karşılaştığı olumsuz mukavemet ve zulme nasıl cevap verebileceği hakkında önerilerde bulunur.
Kitap
İşiniz Henüz Bitmedi! Vaazda ve Öğretide Kutsal Kitap’ı Uygulamaya Geçirmenin Yeri ve Önemi
Çalışmanızdan sonra, şimdi metnin anlamını bir ya da iki cümlede ifade edebilirsiniz. Vaazınızın ya da dersinizin amacı bu olmalıdır. Tanrı’nın bize ve diğerlerine söylemek istediği budur. Peki Tanrı’nın bize söylediğiyle ne yapmalıyız? İşte püf noktası budur, ne zaman Kutsal Kitap’ı okuyup çalışsak sormamız VE yanıtlamamız gereken soru budur. Uygulama olmaksızın, Kutsal Kitap çalışmamız tamamlanmamıştır. Kutsal Yazılar’ın söylediğini bilmek çok kıymetlidir, çünkü Tanrı ve planıyla ilgili bilgiye sahip oluruz. Ama Tanrı planına dahil olmamızı istemektedir. O’nu ve Oğlu’nu taklit etmemizi ister ve bu da bizim adımıza eylem gerektirir.
Li-derkenar
Bireysellik Eğilimlerimiz
Aklınızda şu senaryoyu canlandırın: Bir imanlı tek başına oturmuş, Kutsal Kitap okuyor. Rab’bi seven bu imanlı, farz edelim ki, şu ayeti okuyor: “Ayık ve uyanık olun. Düşmanınız İblis kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor” (1Pe. 5:8). Bu kardeş, “düşmanınız” kelimesini tekrarlıyor zihninde. “Evet, bizim düşmanımız… bütün imanlıların düşmanı… yani, benim düşmanım…” diye düşünüyor. Ondan sonra, “Rab, düşmanım İblis beni yutmasın diye ayık ve uyanık olmama yardım et” diye dua ediyor. Bu, elbette ki, son derece güzel bir senaryo. Bir imanlı Kutsal Kitap’tan Rab’bi nasıl izleyeceğini anlamaya çalışıyor. Ama bu senaryoyla ilgili bir nükteye değinmek istiyorum: Bu imanlı, topluluğuna söylenen bir hükmü tek kişilik olay haline getirdi. Bu durumu daha anlamlı bir şekilde düşünmek için toplumların sözlerle ve metinlerle ilişkilerine değinelim.
Kaynak
Tanrı’nın İsteğini Anlamaya Çalışmak: Bir Pagan Anlayışı mı?
Gençlerden bana birçok kere, “Rab bana bu kişiyle evlenmemi söylüyor gibi hissediyorum” diyenler oldu. Tanrı bizi duygularımız aracılığıyla yönlendirir mi? Kimi erkek ve kız kardeşler, nasıl adım atacaklarını öğrenmeye çabalarken rastgele Kutsal Kitap’ı açtıklarını ve gözlerine ilk takılan ayetten yönlendiriş aldıklarını iddia ederler. Finding the Will of the God kitabında Dr. Waltke, Tanrı’nın bizden ne yapmamızı istediğini öğrenmek için anlaşılır ve kapsamlı adımlar sunar.
Kitap
Kutsal Ruh Kişisi ve Eylemi
Kutsal Ruh, “Üçlübirlik’in utangaç üyesi” olarak adlandırılmıştır. İsa Ruh’u tanımlarken, “Kendiliğinden konuşmayacak, yalnız duyduklarını söyleyecek” (Yuhanna 16:13) demiştir. Ancak Ruh’un dünyadaki eylemi ve imanlının yaşamında Ruh’un hizmeti göz ardı edilmemelidir. O’nun eylemi, dünyanın Tanrı’nın isteğini gerçekleştirmede ve yaşamlarımızı değiştirmede önemlidir.
Düşünce
Baraka Yazarı William Paul Young’ın Tanrısı
Paul Young’un Baraka (İstanbul: Profil Yayıncılık, 2009) kitabı 20 milyon sattı, büyük bir filme ilham kaynağı oldu ve birçok ruhsal derin düşünceye ve sohbete yol açtı. Kimileri iman ve acı çekme tanımlamalarından memnun kaldı. Kimileri de teolojik tuhaflıklarından rahatsızlık duydu. Çoğu da bu kitabı tanımlamak için ‘S’li kelimeyi kullandı (sapkınlık). Ama Baraka’nın (ve Young’un diğer kitaplarının) roman olduğu gerçeği, onu tam olarak nasıl sınıflandıracağımızı bilmeyi zorlaştırdı. Şimdi, Lies We Believe About God (New York: Atria Publishing, 2017) başlıklı ilk kurgusal olmayan çalışmasının basılmasıyla, Young inancına dair daha önerme içeren, somut ifadeler sunar… Ne yazık ki bu kitapta benimsenen teoloji, geleneksel Hristiyan görüşlerden geniş ölçüde net ve açık bir uzaklaşma ve ayrışma sunar.
Li-derkenar
Benimle Tanışmak İster misin?
“Yavrularım, kendinizi putlardan koruyun” diyor, 1. Yuhanna’nın son ayeti. Yuhanna, doğruluk, doğru öğreti ve sevginin önemini vurguladıktan sonra, son söz olarak “heykellerin önünde eğilmeyin” demek mi istemiştir? Sanmıyorum. “Kendinizi putlardan koruyun” demeden hemen önce, Yuhanna, “biliyoruz ki, Tanrı’nın Oğlu gelmiş ve gerçek Olan’ı tanımamız için bize anlama gücü vermiştir. Biz gerçek Olan’dayız, O’nun Oğlu İsa Mesih’teyiz. O gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır” demişti. F. F. Bruce, buradaki put uyarısı hakkında, “maddi objelere karşı değil, Tanrı hakkındaki yanlış anlaşılmalara karşıdır” diyor. Mesih’te, Tanrı’yı gerçekten olduğu gibi tanımak için bize “anlama gücü” verilmiştir. Gerçek Tanrı bilgisine sahip olduğumuz halde, Tanrı’yı olduğu gibi değil, farklı tanımayı istediğimizde putperestlik etmiş oluruz.
Hizmet
Payımıza Sahip Çıkalım!
Tanrı insanları kendi benzeyişinde ve büyük bir sevgi ile yarattı. Kendi özelliklerinin kimilerini erkeklere kimilerini ise kadınlara verdi. Bizler kadınlar ve erkekler olarak birlikte Göksel Babamızı yansıtıyoruz. Yani kadınlar da çok değerliler. Yani bizler kadın oluşumuzu kutlayabiliriz.
Li-derkenar
Suç Patateste Değil
Yeni Antlaşma’nın Önderlik Mektupları’nda (1. ve 2. Timoteos ile Titus) “sağlam öğreti” kavramı vurgulanır (bkz. 1Ti. 1:9; 6:3; 2Ti. 1:13,43; Tit. 1:9, 13; 2:1). Sağlam öğreti, özetle, elçilerin ilettiği Müjde’dir. Bu mektuplarda sağlam öğreti vurgulanır, çünkü Müjde’den “farklı” öğretiler yayan sahte öğretmenler ortaya çıkmıştır. Pavlus, “sağlam” diye çevrilen Grekçe kelimeyi kullanarak tıptan alınan bir benzetmeyle elçilerin Müjde doğrultusundaki öğretinin herhangi açıdan zayıf değil, “sağlıklı” olduğunu belirtmektedir. Buna karşın, sahte öğretmenlerin öğretileri sağlıksız ve zararlıdır.
Kaynak
Övüngenlik: Unutulmuş Kötü Alışkanlık
DeYoung, günümüz Hristiyan topluluklarında oldukça az söz edilen bir konuyu ele alır. Geçmişte övüngenlik çok fazla dikkat çeken bir konuydu. Çöl Babaları (ilk Hristiyan münzeviler ve keşişler) övüngenliği anlamak ve ondan kaçınmak için büyük çaba sarf ettiler. DeYoung, bu kötü alışkanlığın modern toplumdaki örneklerini göstererek bu konu başlığını günümüze taşımaktadır. Bu zamana dek çok az önemsediğimiz bir günah hakkında bize, okuyucularına meydan okur.