Makaleler
Makaleler
Tarih
William Goodell: Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanrı’nın Bir Hizmetkârı
William Goodell, İstanbul’a yerleşen ve orada hizmet eden ilk Protestan müjdeciydi. Goodell, “Büyük ölçüde Sör Stratford Canning ile birlikte Sultan tarafından Protestanların tanınmasından ve Sultan’ın Hristiyanların Müslümanlarla eşit olduğunu onaylayan fermanı ilan etmesinden sorumluydu.”
Düşünce
Gerçeğin Bütünselliği
Bir Hristiyan’ın dünyada yaşayıp, dünyadan olmaması beklenir. Farklı olmalıdır. Halbuki çoğu zaman bu farklılıklar pek görülmez, çünkü imanımızı gündelik hayatımızda nasıl yaşamamız gerektiğine dair pek fikrimiz olmaz. Nancy Pearcey bu çelişkiyi kendi hayatında yaşamıştır ve bununla nasıl baş edileceğini Total Truth başlıklı kitabında işlemiştir.
Kitap
Davamızı Dürüstçe Görelim: Hatalı Argümanlardan Kaçmanın Yolları
Teoloji ve ahlakla ilgili çeşitli görüşler ve duruşlar sergilendiğinde, bunlar üzerinde etraflıca düşünen bir Hristiyan hangisinin meşru olduğuna nasıl karar verir? Farklı görüşleri nasıl değerlendiririz? Kendi duruşumuzu nasıl değerlendirmeliyiz?
Tarih
1850 İmparatorluk Protestan İmtiyazı
Daha önce, 1847’de, Protestanlarla ilgili çıkan bir ferman Protestan topluluğuna ayrı bir millet olma hakkını vermişti. Ancak ferman Sultan tarafından değil, başvezir tarafından yayımlandı; bu nedenle yürürlükten kaldırılabilirdi. Aşağıda 1850’de Sultan Abdülmecit tarafından verilen ferman bulunmaktadır. Fermanla, Protestanlara sivil toplum olarak örgütlenme hakkı verilmiştir.
Hizmet
Genç Hizmetkârlara Tavsiye
Karaktere önem vermemek, hizmetin asli dayanağını terk etmektir. Tanrı’nın hizmetkârlarını uzun süreyle hazırlamasının nedeni budur. Warren Wiersbe Amerikalı bir Kutsal Kitap öğretmeniydi ve 150’den çok kitabın yazarıydı. Oğlu pastör olduğunda Wiersbe kendi hizmetine rehberlik eden ilkeleri ona aktarmak istedi. Bu makalede oğluyla paylaştıklarından vurgulamaları alıntıladık.
Hizmet
Zayıflar ve İsa Mesih
Sakramentler Hristiyan iman yaşamını anlamlı kılan tapınma ritüelleridir. Her ne kadar mezhepten mezhebe sayıları değişse de, kendisinin Hristiyan olduğunu söyleyen her kişinin iman yaşamında önemli bir yer alır. İnsanın bu dünyadayken hem ölümlü beden içinde hem de Kutsal Ruh’un tapınağı olması resmi bir sır (sakrament) olarak kabul edilmese de gizemli bir durumdur. Bu durumu gizemli kılan unsur, Kutsal Ruh’un “zayıflıklar” taşıyan bir bedenin içinde yer almasıdır. Bir başka değişle, insan bedeni zayıf günahlı haliyle Kutsal Ruh’un ikametgâhı nasıl olabilir?
Kaynak
Kutsal Kitap’a Dayalı Vaaz Vermenin Yedi Ana Unsuru
Kendimize şu soruyu sorduk: “Genç vaizlerimizin vaaz vermek üzerine yararlı bir sürü kitap okumasını sağlayabilseydik, hangi kitapları verirdik?” Sonrasında her kitabın bu alandaki önemli katkısını bir sayfa veya daha az olacak şekilde ayrıştırmaya giriştik. Sonuçta bu paket ortaya çıktı. Daha iyi, daha etkili, daha Müjde odaklı vaazlar vermenize yardımcı olacak yedi esas kavramı özetlemiş olduk. Bu belgeyi nasıl kullanabilirsiniz? Aslında size bağlı. Bizler bunu hazırlarken “araştırma özeti/yaratıcı taslak” birleşimi gibi bir işlev görebileceğini düşündük. Bu fikirleri sık sık gözden geçirin. Vaaz hazırlıklarınıza dahil etmeye çalışın. Vaaz hazırlamaya başladığınızda bu kavramların her birini uygulamaya çalışın.
Li-derkenar
İlişkinizi Kesin: Kilise Disiplini Ruhsallaştırılmış Küskünlük mü?
Bir zamanlar disiplin altına alınarak kiliseden uzaklaştırılan bir kişinin Hristiyan olmayan akrabası bu durumu anlatmak üzere (mealen) şöyle demişti: “Beğenilmeyen şeyler yaptığı için kilisedeki insanlar ona küs oldular.” Bizim inancımızda küsmek var mı?
Kitap
Kutsal Ruh’la Dolu Bireyin Sıfatları
utsal Ruh ile dolu olmak her Mesih imanlısının vazifesidir (Ef. 5:18). Tüm mezhepler bunda hemfikirdir. Ancak, bu doluluğun nasıl görünür olduğuna dair birçok fikir farklılığı vardır. Bazıları Ruh’la dolabilmek için Yuhanna 20:22-23’e dayanarak ikinci deneyimin gerekliliğini söyler. Bazıları 1. Korintliler 12:13’e dayalı olarak ilk iman ettiğimizde Ruh’u almış olmamızın yeterli olduğunu düşünür. İki görüş de Ruh’la dolu olmanın ayrıca her gün tekrarlanması gerektiğine dair hemfikirdir. Peki, bu doluluk Hristiyan bireyin hayatında ne gibi izler bırakır? Bu kısa makalede Kutsal Kitap’tan birkaç önemli metne bakarak bunlarda dile getirilen net ve tartışılmasız sıfatları irdeleyeceğiz.
Li-derkenar
Azınlıkta olma arzusu...
“Doğru bildiğin yolda yalnız yürüyeceksin.” Bu söz çok mu idealist? Prensiplerimize kahramanca bir inatla bağlı kalmalıyız ve kimsenin bizi reddetmesinden korkmamalıyız der sanki. Acaba, bu sözün geçerli olması mümkün mü?