Ana içeriğe atla

Sitemiz işleyişi için sadece bu siteye ait çerez kullanmaktadır. Üçüncü parti çerez kesinlikle kullanılmamaktadır.
Daha bilgi edinin.

Makaleler

Makaleler

Toplam 315 makaleden 91–100 arası görüntüleniyor

Hizmet

Kavgacının Ayırt Edici Göstergeleri

Kavgalar öyle kendiliğinden olmaz. Kavgalara insanlar sebep olur. Elbette, dürüstçe fikir ayrılıklarını ve aynı fikirde olmamaya razı olma meselleri var, fakat Kutsal Kitap kavgacılığı bundan farklı ele alır. Kavgalar, en azından Özdeyişler’de gereksiz münakaşalar olarak görülür; onurlu insanların da (Özd. 17:14; 20:3), ihtiyarların da kaçındığı (1Ti. 3) bir şeydir; sevgiyle azarlamanın veya ilkeli bir kanaatin ürünü olarak değil, insanların kavgacı ve geçimsiz olmasından meydana gelir. Öyleyse kavgacı insan nasıl biridir? Ayırt edici göstergeleri nelerdir?

Konular: Dünya Görüşü, Ruhsal Yaşam

Kaynak

Kilisede Önder Seçimi Nasıl Yapılmalı? Michael J. Svigel’ın “Can an Ecclesiology be Biblical and Not Apostolic?” Makalesinin Değerlendirilmesi

Svigel, 1. ve 2. yüzyıl geleneğinin kilise önderliği yapısı ve devredilişi hakkında Kutsal Yazılarla uyumlu kısımlarının bu konudaki tartışmalara dahil edilmesi gerektiğini iddia eder.

Konular: Hristiyan İlahiyatı, Kilise Tarihi, Kilise’de Hizmet, Yeni Antlaşma

Kitap

Dünyanın ve Tarihin “Çözülememiş” Sorunu Irkçılık (Ayrımcılık)

İnsanlar Tanrı’nın iyi ve bilge planının ürünüdür. Tanrı’nın yarattığı insan, bütün yaratılış gibi, “çok iyiydi” (Yar. 1:31). Buradaki “iyi” kelimesi hem nicel hem de nitel bakımdan insanın eksiksiz, Tanrı’nın yaratma amacına uygun olduğunu gösterir. Irkçılık günahtır, çünkü Tanrı’nın bilgece yaratma amaçları yok sayar. Bizler “insan” olarak özde aynıyız Tanrı’nın gözünde.

Konular: Dünya Görüşü, Hristiyan İlahiyatı, Ruhsal Yaşam

Hizmet

Derin Derin Düşünmek

Derin derin düşünmek esasen canımızın değişimi için Tanrı’yla işbirliği yapmaktır. Canımızın aklımız, irademiz ve duygularımız olmak üzere üç ana kısmı olduğuna daha önce değinmiştik. Derin derin düşünmek, bu alanlarda bir değişimin gerçekleşmesi için Kutsal Ruh’la birlikte çalışmaktır.

Konular: Dünya Görüşü, Ruhsal Yaşam

Tarih

Birinci Yüzyılda Hristiyanların Gördüğü Zulüm

Schnabel’in makalesinde, Mesih’i ilk izleyenlerin gördüğü zulüm olayları araştırır. “İsa’nın ilk izleyicilerinin gördüğü tüm zulümle ilgili araştırma, Hristiyanlara yönelik sözlü ve fiziksel saldırıların her tarafa yayılmış olduğunu gösterir. Roma İmparatorluğu’nda herhangi bir zulüm görülmediği belirtilen iller yalnızca Kıbrıs, Kilikya ve Pamfilya’dır (ayrıca birinci yüzyılda açıkça herhangi bir misyonerlik faaliyetinin kayıtlara geçmediği iller olan İspanya ve Mısır).” Schnabel Elçilerin İşleri’nde görülen zulüm olaylarını şöyle derlemiştir.

Konular: Kilise Tarihi, Yeni Antlaşma

Kaynak

Teolojiyi Küreselleştirmek: Dünya Çapında Hristiyanlık Çağında İnanç ve Uygulama

Birçok kültürde yer bulan bir inanç olarak Hristiyanlık hem “çekirdek, öz” hem de “yerel” bir inanca sahiptir. Başka deyişle, dünyanın her yerinde bulunan Hristiyanların bağlı kaldığı bir sistematik teoloji çekirdeği vardır. Fakat belirli bağlamsal ihtiyaçlara karşılık olarak Hristiyanlığın ifadesi olan yerel Hristiyan inançlar da mevcuttur.

Konular: Dünya Görüşü, Hristiyan İlahiyatı, Ruhsal Yaşam

Li-derkenar

Yanıldım Sandım, Ama Yanıldım!

Kutsal Kitap yaratılışın “amaçsızlığa teslim” edildiğini söyler (Rom. 8:20). Biz de Mesih’in yeniden gelip “zavallı bedenlerimizi” değiştirmesini dört gözle bekliyoruz (Flp. 3:21). Hasarlı dünyada yaşayan hasarlı insanlarız. Gün be gün birlikte yaşadığımız yürek, “Her şeyden daha aldatıcıdır” (Yer. 17:9). Sonuç olarak, yanılmak işten bile değil. Nitekim Yakup, imanlılara hitaben, “hepimiz çok hata yaparız” demiştir (Yak. 3:2). Ama kendimizi öyle görmeye meyilli değiliz. Tanrı’nın hikmeti, “İnsan izlediği her yolun doğru olduğunu sanır” der. Acayiptir, kardeşin gözündeki çöpü idrak ederiz ama kendi gözümüzdeki mertekten habersiziz.

Konular: Dünya Görüşü, Ruhsal Yaşam

Kitap

Kutsal Yazıları Kaleme Alan Peygamberlerin Vahyin Gelişimine Katkıları

anrı’nın kendisini açıklaması değişik dinlerde farklı şekillerde yorumlanır. Hristiyan inancında vahiy genel olarak ikiye bölünür: genel vahiy ve özel vahiy. Özel vahye gelince, İbraniler 1:1-2 ve 2. Petrus 1:20-21 ayetleri de bize Tanrı’nın insanlarla işbirliği yaparak kendini açıkladığını gösterir. İnsanlar yazdıklarını kendi istekleriyle değil, Tanrı’nın Ruhu’nun yönlendirmesiyle yazdılar. Rab onların kişisel deneyimlerini, kelime haznelerini ve anlatım tarzlarını kullanarak kendini açıkladı. Bundan dolayı Kutsal Kitap’ın 66 kitapçığında değişik yazı ve ifade tarzları, farklı odak noktaları görüyoruz. Bazı yerlerde Yahve sözlerini dikte etmişse de, genel olarak yazılan sözler insani bir süzgeç olan peygamberin aklı, ağızı ve ellerinden geçirip yazılmıştır. Buna ek olarak Kutsal Kitap’ın bazı yerlerinde bir redaktörün izlerini de görürüz. Bunların da Tanrı’nın Ruhu tarafından yönlendirildiğini varsayabiliriz. Bu makalede Tanrı’nin bu vahyi zaman içerisinde nasıl verdiğini takip edeceğiz.

Konular: Eski Antlaşma, Hristiyan İlahiyatı

Kitap

Musa’nın Yasasının İkamesi: Eski Antlaşma’da Nasıl Bildirildi?

Kilisenin başladığı dönemden günümüze kadar Eski ile Yeni Antlaşma arasındaki ilişki Hristiyan öğretilerinde gergin bir iklimde ele alınagelmiştir. Bu iklimin geniş bir yorum yelpazesi vardır. Belirli kesimler, Eski Antlaşma’daki yasaların tüm Hristiyanlar için bir şekilde geçerli olduğunu iddia eder. Öbür uçta ise bazı günümüz vaizlerinin, “Hristiyanların imanlarını Eski Antlaşma’dan çözmeleri gerekiyor” savı yer alır. Yeni Antlaşma’nın kendisine bakarsak, özellikle Pavlus’un yazılarında Yasa’nın günümüzdeki geçersizliği vurgulanmaktadır (bkz. özellikle Galatyalılar’a Mektup). Pavlus, İsa Mesih’in, “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim” (Mat. 5:17) sözlerine değinerek, Yasa’nın ancak “vaadi alan ve İbrahim’in soyundan gelen Kişi gelene dek” “antlaşmaya eklendi”ğini (Gal. 3:19) yazar. Yasa bizim için bir “eğitmen”di (Gal. 3:23). Mesih’teki yetkinlik gelince, bu eğitmene artık gerek kalmadı; biz artık O’nun gücüyle Yasa olmadan yaşayabiliriz (Gal. 3:25-29). Bu bakış açısından Yeni Antlaşma’nın Musa’nın yasasının ikamesi olduğu açıktır. Ancak, bu sadece ve sadece Mesih’ten sonra netlik kazanmış bir durum mudur, yoksa Musa’nın bildirdiği Yasa’nın sınırlı olduğu Eski Antlaşma’da bile görülür mü? Bu kısa makalede bu sorunun cevabını beraber irdeleyeceğiz.

Konular: Dünya Görüşü, Eski Antlaşma, İnanç Savunması

Li-derkenar

Özlediğimiz İlgi

"Arayan soran oldu mu?” Eskiden eve gelince kapıdan girer girmez sorduğumuz ilk sorulardan biri bu olurdu. İnsan olmak, ilişkisel olmak demektir. Yürek ilişki arzular. İlişkilerde süreklilik de arar. Şimdilikse aidiyet, ilişki ve ilgiye susamışızdır. Ama bir ilahide söylendiği gibi, “Susuz kalbimi tatmin eden var, sen ya Rab İsa! Sen ya Rab İsa!” Rabbimiz bizi sever, sürekli bize ilgi duyar.

Konular: Ruhsal Yaşam