Makaleler
Makaleler
Kitap
Matta’nın İsa Öyküsünde Egemenliği Iskalamak
İsa öğrencisi olmanın –başkalarını İsa’nın öğrencileri olarak yetiştirmenin de– hayati bir zorluğu vardır: Tanrı’nın egemenliğini yanlış algılamaya eğilimliyiz. Bu sorun Matta’nın anlattığı İsa öyküsünün temelinde yatar. Bu makale dizisinde Matta’nın işlediği bu ruhsal algı bozukluğumuz ve Tanrı’nın Egemenliği’ni ıskalama eğilimimize bakmak istiyorum. Bu konuyla alakalı olarak dört soruya bakacağım: (1) Matta’ya göre, Tanrı’nın egemenliğini doğru algılamakta neden güçlük çekeriz? (2) Matta, Onikiler’in tasviriyle hangi eğitici amaçları gütmektedir?
Li-derkenar
İsa Nasıl Konuştu?
İsa nasıl konuştu? Celile’deki bütün kent ve köyleri dolaştı, bütün hastaları iyileştirdi. Müjde’yi duyurdu, ders verdi. İsa’nın gittiği her yerde de yanında bir kalabalık oluşurdu. O kalabalık içinde olup konuşmasını dinleseydik, ne duyardık? Mükemmel insan mükemmel konuşur. İsa konuşurken, insanlar dinlemeye doyamıyordu. Nitekim bir sefer kalabalık, tenhâ bir yerde üç gün süreyle dağılmadan O’nu dinlemiş, yiyeceksiz kalmıştı. İsa’nın konuşması insanları cezbederdi.
Kitap
Ödüller: Görmezden Gelinen Bir Doktrin
Her insanın motivasyonları onu harekete geçirir. İnsanı etkileyen motivasyonlar iyi ya da kötü olabilir. Mesela bir insan başkasının gözünde sırf saygı kazanmak için ona yardım edebilir ya da o insanı sevdiği için ona yardım edebilir. Kutsal Kitap’a göre motivasyonlarımızın temelinin gerçek ve sağlam olması gerek. Şeytan’dan, dünyadan ve benlikten kalma motivasyonlardan vazgeçip Kutsal Kitap’ta açıklanan motivasyonları seçmeliyiz ve önemsemeliyiz; imanlının olgunlaşması için bu gerekli ve ciddi bir tövbe konusudur.
Tarih
Basileos ve Kapadokyalılar: “Tek amacımız ve hırsımız erdemdi”
“Bir beden can olmadan da nasıl yaşayamaz, sen olmadan ben de yaşayamam, Basileos, Mesih’in sevgili hizmetkârı,” Nyssa’lı Gregorios (İ.S. 329–389) arkadaşı Büyük Basileos (İ.S. 330–379) için yazdığı bir kitabede bu sözlerle yas tuttu. Normalde yetenekli bir belagat şairi olan Gregorios, anma ve ümitsizlik arasında gidip gelerek söyleyecek söz bulamıyordu. Yetişkinliklerinin ilk yıllarında, içinde ortak oldukları sevincin yanı sıra, saf dürüstlük, gücenme, şefkat, cesaretlendirme, ihanet, sadık sevgi ve yürek burkan kayıplar da yaşayarak kurdukları arkadaşlıkları macera dolu altmış yıldan fazla sürmüştü.
Tarih
Yeni Katılanlara İmanı Öğretmek
Kilisenize yeni katılmaya başlayanlara Hristiyanlık inancının temel öğretilerini öğretmek için bir müfredat bulunmakta mıdır? Dahası, bu tarz bir eğitim için yeni gelenlerle ilgilenirken sorulan sorulara cevap vermekte zorlandığınızı veya bildiğiniz halde dilinizin dönmediğini ve soruları yanıtlayamadığınızı düşündüğünüz zamanlar olmuş mudur? De Catechizandis Ridibus (Yeni Katılanlara İmanı Öğretmek) üstteki iki soru hakkında kilisede hizmet edenler için eşsiz bir eserdir. Bu makalede bu eserin içerikleri özetlenmektedir.
Tarih
Nüfus Sayımı ve İsa’nın Doğumu Meselesi Üzerine Bir İnceleme
İsa’nın doğduğu çağda Akdeniz dünyası büyük ve önemli bir değişim sürecindeydi. Büyük İskender’in ardılları tarihe karışmış, toprakları Romalılar ve Partlar arasında bölünmüştü. Roma, Avgustus liderliğinde cumhuriyetten imparatorluğa geçmişti. Akdeniz havzasında sadece Roma hakimdi. Bölgede bu iki büyük devlet arasında mücadele vardı. Akdeniz’e, Mısır’a hâkim olmak isteyen Partlar ağır bir yenilgi almıştı. Hirodes’in krallığı stratejik öneme sahipti. Bu bölge bir yandan Roma ve Partlar arasında tampon bölge iken bir yandan da Partlar’la ittifak halinde olan Nebatiler’in saldırısı altındaydı. Avgustus için önemli iki cephe vardı: Germenler’in olduğu Tuna cephesi ile Partlar’ın olduğu Fırat cephesi. Bu yüzden bu iki cephe arasında bir yol ağı kuruldu Bitinya’da; Nicomedia’dan geçip Ancyra (Ankara), Caesarea (Kayseri) ve Tarsus üzerinden Anadolu’yu baştanbaşa geçerek Suriye’ye ulaşıyordu. Roma orduları Doğu’da daha fazla etkin olmaya başladı. Bütün bu olayların yanı sıra, Beytlehem’de gerçekleşecek İsa’nın doğumu, insanlığın talihini değiştirecekti.
Düşünce
İyi Felsefe Yapmak
Felsefenin üzerinde uzlaşılaşılan bir tanımını bulmak güç ve bağlamına göre çeşitli felsefe tanımları görmek mümkündür. Felsefe, Antik Yunanca philosophia sözcüğünden gelir ve birebir anlamıyla, “hikmet sevgisi” demektir. Elbette bu haliyle oldukça geniş bir kümeyi kapsar; bu nedenle çeşitli ayrımlara yer vermek iyi bir başlangıç olabilir. Örneğin, Francis Schaeffer felsefe sözcüğünün iki kullanımına dikkat çeker. Ona göre felsefe “ilk anlamıyla, akademik bir konu, bir bilim dalıdır.” Felsefe dendiğinde insanların aklına gelen çoğunlukla, akademik bir uğraşı olan bu anlamıdır. Bununla birlikte felsefenin diğer anlamı daha geniş bir kitleyi kapsar. Bu ikinci anlamı dünya görüşüdür. Felsefe ilk anlamıyla oldukça sınırlı bir grubu imlerken bu ikinci anlamıyla herkesi içerisine alır ve düşünce sistemlerine göndermede bulunur. Ancak ikinci anlam konusunda bir ayrım daha yapmak yerinde olur. Şöyle ki kişi doğrudan, pasif bir şekilde bir dünya görüşüne sahip olmuş da olabilir, belirli bir eleştirel ve derin düşünme faaliyeti sonrasında da. Her iki anlamı da felsefenin insan için kaçınılmaz bir şey (bir uğraşı) olduğunu göstermektedir.
Li-derkenar
Kişisel Kaosa Karşı Bir Sabah Duası
Edith Schaeffer, “Hristiyanlar uğradıkları hayal kırıklıklarını paylaşarak birbirini teşvik etmeliler” demiştir. Bu sözü severim. Neden? Çünkü böyle samimiyet bizde gerçekçi kutsallık geliştirir. İnsan olmak, zorlanmak demektir. Hristiyanlar bu durumdan muaf değiller. Rab İsa, “Dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun, ben dünyayı yendim!” diyor bize (Yu. 16:33). Rab’de her zaman sevinmeliyiz, doğru. Ama kaygısızlık maskesi takarsak, bu ne kardeşleri geliştirir, ne Rab’bi yüceltir. Usta, herhalde, “Usta olmak kolay” demez. Olgun imanlı, “İsa’yı izlemek kolay” da dememeli.
Kitap
Ateşin Kutsal Kitap’taki Simgesel Kullanımı: Bir Kavram Araştırması
İnsanoğlu görünür ve görünmez dünyaların kesiştiği noktada yaşamak üzere yaratıldı. Bundan dolayı hem ruhani hem de dünyevi gerçekleri göz önünde bulundurmak gerekir. Kutsal Kitap sıkça ruhsal ve ruhani gerçekleri dünyasal mecazları kullanarak açıklar. Bunların arasında topluluklarımızda bu günlerde çok sık kullanılan “ateş” simgesi bulunur. Genel olarak “ateş” sözü ilahilerde olumlu bir şekilde kullanılır. Tanrı’nın varlığını veya Tanrı’nın verdiği gücü simgeler. Ama bu popüler kullanım gerçekten Kutsal Kitap’taki ateş kavramının simgesel kullanımına uygun mudur? Bu makalede Kutsal Kitap’ta ateş kavramının simgesel kullanımına derinden bakacağız.
Li-derkenar
Erdem Okulu
Hayattan ve Özdeyişler kitabından zenginlik ve fakirlik hakkında birtakım düşünceler.