Makaleler
Makaleler
Kaynak
Pes Etme!: Sebat Etme Sanatı
Lee J. Colan “Sticking to It: The Art of Adherence” kitabında gayet ikna edici bir şekilde (izlediğimiz stratejilere bakarak) sebatın, değerli başarıların anahtarı olduğunu açıklar. Colan, daha iyi stratejiler yerine, var olan stratejilerimizi uygulamaya koymanın daha iyi olduğunu öne sürer. Bu makalede bu kitabın en önemli öğretilerinin bir özetini bulabilirsiniz.
Tarih
Üçlük Öğretisi
Üçlük öğretisi, Hıristiyanlık inancının temellerinden biridir. Aynı zamanda anlaşılması ve başkalarına açıklanması da zor olan bir konudur. Üçlük öğretisini doğru biçimde formüle etme sorununda şu üç öğe vardır: 1. Tanrı'nın birliği, 2. Mesih'in Tanrılığı, 3. Kutsal Ruh'un kişiliği. Bu üç öğeden birini tanımamak, bizi, Kilise’nin başlangıç yıllarında ortaya çıkan sapkın öğretişlerden birine götürebilir. Üçlük öğretisine ilişkin çağdaş görüşlerin ve tartışmaların büyük oranda yararsız kaldığına dikkat çeken Macleod, Üçlük öğretisinin tarihçesinde önemli bir rol oynamış olan belli başlı tanrıbilimsel kavramalara bakarak Üçlük’ü yeniden incelemektedir.
Kitap
Müşterek Lütuf: Nedir ve Neden Önemlidir?
Her gerçek imanlı lütuftan haberdardır. Çünkü bir kişi ancak lütufla –iman yoluyla– kurtulabilir; ya da daha açık bir deyimle, aklanabilir (Ef. 2:8). Üstelik kurtuluşumuzun şimdiki ve gelecekteki durumu da –sırasıyla kutsallaştırılmamız ve yüceltilmemiz– ancak ve ancak Tanrı lütfunun işleyişiyle gerçekleşebilir. Böylece lütuf, kurtuluşun her yönünü oluşturur ve sürdürür. Ne var ki, bazı imanlılar, özel (kurtaran) lütuf ile müşterek (genel) lütuf arasındaki farkı ya bilmiyor ya da tam anlamıyor. Bu kısa yazının amacı, dünya görüşümüzü belirleyen ve müjdelemeyi etkileyen müşterek (genel) lütuf öğretisini ve önemini incelemektir.
Li-derkenar
Çoban Okur
Bir zamanlar Kültür Bakanlığı, halka kitap okuma alışkanlığını özendirmek için “İnsan okur” kampanyasını başlattı. Bu güzel ve çarpıcı slogan çok yerinde bir tespittir. Dil olayı insan türünün ayırıcı özelliklerinden biridir. Yani, Tanrı’nın yarattıkları arasında tek okur yazar biziz. Ama insan okur yazar olsa bile, okumayabilir. Ama Kilise’nin çobanlarının okuma gereksinimin niye hayati derecede olduğunu beraber bir düşünelim.
Hizmet
Kimiz ve Nereye Gidiyoruz?
Belirli bir gruba katılan herkes, belli bazı nedenlerle katılır. Nedenlerden biri, grubun izlediği yolu benimsemek ya da amacını paylaşmaktır. Eğer bir kilise topluluğu varoluş nedenini, alınan kararların neden alındığını ve nereye gittiğini bilmezse, topluluğa katılacaklar da kim olduklarını, nereye gittiklerini bilmeyen kişiler olacaktır! Kilisenin görev alanını tanımlamak, vizyonunu ve değerlerini yazıya dökmek, zaman ve bilgelik alanında yapılan değerli bir yatırımdır.
Kaynak
Diyaloğa Dayalı Savunmaları Anlamak
Hristiyanlık hakkındaki her değerlendirme, önceden tasarlanmış bir gündemle ve somut kişilerce yapılır. Bu nedenle muhakememiz (akıl yürütme, yargılama) sağlam bir temele dayanmalı; ama aynı zamanda Tanrı Sözü’nü paylaştığımız bütün insanların, söylediklerimizi farklı yorumlayacağını da kabul etmeliyiz. Bu gerçeği nasıl kullanabilir nasıl üstesinden gelebiliriz?
Kitap
Elçilerin İşleri’nin Buyrukçu İçeriği Var Mıdır?
Bu soru yüzyıllarca tartışılan bir sorudur. Tartışmaya girenlerin hepsi tamamen objektif veya tarafsız değildir. Dolayısıyla tarihsel anlatım (İng. historical narrative) olan Elçilerin İşleri’nden alınan örnekler ile, kiliselerde uçlara kaçan çok düşünce ve uygulama vardır. Kilise liderliği, ruhsal armağanlar, müjdeleme yöntemleri, vaftiz, kilise disiplini ve bunun gibi birçok konuda kiliselerimizde değişik değişik anlayışlar vardır. Bunların bazıları kesinlikle dalalete düşmüştür. Biz de dalalete düşmemek için bu konuda aşırı dikkatli ve hikmetli olmamız gerekir. Çünkü dünyanın dört bucağındaki kiliselerin Rab Tanrı’nın isteğine göre gelişmelerini amaçlamaktayız. Bu bağlamda, bu yazıda yürüteceğim sav şöyle: Elçilerin İsleri’nin buyrukçu teolojik içeriği vardır, ancak bunu elde edebilmek için belirli ilkelere başvurmamız gerekmektedir.
Li-derkenar
Li-derkenar: Farklı Olmanın Tadı
Haber programlarında önemli olaylar güvenilir bir biçimde aktarılarak yorumlanmalıdır. Ama seyirci eğlendirilmek isteyince haberler magazinleştirilir. Gerçek olaylar yeteri kadar heyecan verici olmayınca da “mankenlik” haberlere başvurulur. Seyirciler masalları gerçeğe tercih ederse haber programlarının yapımcıları ne yapsınlar? Seyirci velinimet değil midir? Fakat bu işin ilginç bir yanı var: Haberler magazinleştikçe reyting artar ama saygınlık düşer. Popüler olmak her zaman inanılır olmak anlamına gelmez. Medyadaki bu gelişmeler bizi hangi açıdan ilgilendirebilir? Öğrenmek için okumaya devam edin.
Hizmet
Zaman: Efendimiz mi, Kölemiz mi?
Galatyalılar 5:13-26 ayetleri, Kutsal Ruh’un meyvelerinin hayatımızda nasıl oluştuğunu anlatır. Ruh’un Kutsal Yazılar aracılığıyla gelen dürtüsüyle oluyor. Ruh’un meyveleri en açık şekilde, başkalarıyla olan ilişkilerimizde görülür. Bu meyvelerden biri, özdenetim, başkalarıyla ilişkilerimizde dilimizi, duygularımızı, zamanımızı, kararlarımızı v.s. nasıl kullandığımızda görülüyor. Özdenetim, ruhsal önderin ayırt edici özelliklerinden biridir. Özdenetim için Ruh’un gücüne muhtaç olduğumuz alanlardan biri, zamanı kullanma biçimidir. Zamanı nasıl kullanacağımız konusunda gücünü Ruh’tan alan bir disipline sahip değilsek, yüklendiğimiz hizmetle ilgili koşuşturmalar bizi yönetimine alıp esir edecektir! Aşağıda, daha etkili birer önder olmanız için zamanı nasıl yöneteceğinize dair birkaç örnek bulacaksınız.
Kaynak
Da Vinci Şifresi’ni Çözmek
2004 yılın başlarında Türkiye’de en çok satan kitap, Dan Brown’in DaVinci Şifresi adlı romanıdır. Aynı kitap, ilk yayımlandığı Amerika’da kesintisiz olarak 54 haftadır en çok satan üç kitap arasında bulunmaktadır. Tabii, cinayet, cinsellik ve feminizm gibi konuları Hristiyanlık’ın yüzyıllarca süren vicdansız bir komplo olduğu mesajı içinde işleyen sürükleyici gerilim türündeki bir romanın sansasyon yaratması şaşırtıcı değildir. Eserin Amerika’daki asıl yayımcısı olan Doubleday’in böyle bir sansasyonu hem beklediği, hem de teşvik ettiği açıktır. Çünkü romanı piyasaya sürmeden önce Doubleday, tanıtım amacıyla kitabın 10.000 tanesini medyaya bedava olarak dağıttı. Bu, Dan Brown’in daha önce yazdığı herhangi bir romanın bütün satışlarını aşan bir rakamdır. Bir Hristiyan olarak ne diyebilirim? Sapık inanç yok satar!