Makaleler
Makaleler
Li-derkenar
İmanlının Takısı
Süs deyip geçmeyin. Takı tanıtır. Takı, takan kişinin zevkini, yapan kişinin de marifetini sergiler. Takının sade ama değerlisi olduğu gibi, gösterişli ama değersizi de var. Mücevherin sahicisi olduğu gibi taklidi de var. Bir haberde, “Öyle güzel taklit mücevher yapan ustalar var ki moda dünyasında, yalancısını sahicisinden ayırmak mümkün değil” dendiği halde, hangisinin hakiki, hangisinin de sahte olduğunu anlayan anlar, ayırt etmeyi bilir. Takı ama aynı zaman da Süleyman’ın Özdeyişlerine göre sözler için kullanılan bir benzetmedir. Hristiyanın takısı nasıl görünmeli?
Düşünce
Yirminci Yüzyıl Teolojisinde Üçlübirlik’le İlgili Önemli Bir Konu Gözden Kaçırıldı
Kilise tarihinde kilise babalarımız en önemli inanç bildirgelerinden (en önemli inanç bildirgesi ifadesi tartışılabilir) birini –İznik İnanç Bildirgesi’ni– savunduklarında Kutsal Kitap’a ve geleneksel imana dayanan Üçlübirlik doktrininin ve kilisenin tehlikede olduğuna inanıyorlardı.
Kaynak
Kutsal Kitap Teolojisi Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey
“Kutsal Kitap teolojisi” dendiğini duyan biri, Kutsal Kitap’a sadık bir teolojiden bahsettiğimi düşünebilir. Amaç kesinlikle Kutsal Kitap’ın gerçeğini yansıtmak olsa da, Kutsal Kitap teolojisi ilimi diğer teolojik yöntemlerden farklıdır. Örneğin, sistematik teolojinin hedefi Kutsal Kitap’ın belirli bir konu ya da sorun hakkında öğrettiği her şeyi derlemektir. Örneğin, Tanrı ya da kurtuluş hakkında Kutsal Kitap’taki her şey üzerinde çalışma yapmak, sistematik teoloji oluşturmasıdır. Tarihi teoloji çalışırken hedefimiz Hristiyanların yüzyıllar boyunca Kutsal Kitap ve teolojiden ne anlam çıkardıklarını anlamaktır. Bu amaçla Jean Kalvin’in Mesih doktrini üzerinde çalışabiliriz. Hem sistematik hem de tarihi teoloji çalışmanın önemli yollarından olsa da, Kutsal Kitap teolojisi farklı ve tamamlayıcı bir teoloji ilimidir.
Li-derkenar
Son Çünkü
Bağlaç. Yani cümlede iki düşünce arasında ilişki kuran yardımcı kelimeler: eğer, ile, çünkü, böylece, veya, ama gibi. Kubbealtı Lugatı’ndaki bağlaç maddesi şöyle diyor: “Yalnız başına anlamı olmayıp ... kelime öbeklerini veya cümleleri birbirine bağlamaya yarayan kelimeler.” Anlamsız ama işe yaramaz değil. Dahası var: Muharrem Ergin hoca bunların hepsinin Türkçeye yabancı olduğunu, dile sonradan göç ettiklerini söyler: “Türkçede aslında bağlama edatı yoktu. Bağlama edatları Türkçede sonradan ve yabancı dillerin tesiri ile ortaya çıkmıştır.” Süleyman’in Özdeyişleri kitabının yorumunda bağlacın çok önemli bir fonksiyonu vardır. Bunu daha yakın bir şekilde inceleyelim.
Kitap
Ağın Üzerinde Yaşamak: Kutsal Kitap Yorumunda Tümevarım Yönteminin Önemi
Kutsal Kitap’a dayalı teolojik sistem betonarme bir bina değil, boşluğun üzerine asılmış bir ağ gibidir. Ağı sağlam kılan şey, her bir ipin gerilime sahip olmasıdır. Kutsal Kitap’taki birçok konu da birbirine zıt görünen ifadeler olarak sunulur. Örneğin, Tanrı’nın mutlak yetkisi ile insanın özgür iradesi veya Tanrı’nın merhameti ile adaleti. Bunların arasındaki gerilim insanı gerçeğe bağlar. Ama biz insanlar daha çok ipin bir ucuna konup karşıdakilere saldırıda bulunmaktan hoşlanıyoruz ki bu da Mesih’in bedeninde ayrımcılığa ve uygunsuz bölünmelere yol açıyor. Oysa Tanrı bizi iman aracılığıyla bu ağın üzerinde yaşamaya çağırıyor. Çünkü Kutsal Kitap hakkında derinleşen anlayışımızla teolojimiz esnek yapıya sahip olabildiğinden dolayı, teolojik depremler geçirsek bile, ağın esnekliği ve konular arasındaki gerilim bizi düşmekten korur, teolojimizin yıkılmasını önler. Peki, teolojik sistemlerimiz yapılandırılırken tutumumuz nasıl olmalı? Bu makale bunu nasıl yapabileceğimize dair net fikirleri açıklar
Kitap
İnsanın Değeri
Ülkemizin ve dünyanın en büyük sorunlarından biri insanın değerinin yeterince anlaşılmaması ve yaşama tam olarak geçirilememesidir. Aslında birçok sorunun kaynağı insana hak ettiği değerin verilmemesidir. Bu sorun çözüldüğünde birçok diğer sorun da çözülecektir. Çünkü insanların değer gördüğü yerlerde insanlar kapasitelerini daha fazla kullanabilecekler ve birçok sorunun üstesinden gelebileceklerdir.
Hizmet
Müjdelemede Soru Sormak
Müjde’yi paylaşma fırsatı karşımıza çıktığında, Kutsal Yazıların gerçeklerini açıkça ilan etmeyi hedefleriz. Çoğunlukla bizi dinleyenlerin direnciyle karşılaşırız. Mesajımızın altını oyan iddialara yüzleşiriz. İnancımıza yönelik her dirence bir karşılık bulmak zordur. Söz konusu meseleye değinirken sonunda eli boş kalabiliriz. Öyleyse kendimizi, insanların Hristiyanlığa dair gerçekleri ciddiye alacağı şekilde savunmaya nasıl hazırlayabiliriz?
Tarih
Reform ve Tapınma
“Kiliseye Tanrı’ya tapınmak için gideriz, bu da bir şeyleri almakla değil, bir şeyler vermekle gerçekleşir.” Tanrı’nın halkının toplu tapınmasına dair böyle söylemler Hristiyan literatüründe ve Hristiyan sohbetlerinde bolca geçer. Bunlar kulağa ikna edici gelir. Ne de olsa Kutsal Yazılar “vermenin, almaktan daha çok mutluluk verdiği” konusunda bizlere güvence vermiştir. İngilizce “tapınma (worship)” kelimesi etimolojik olarak –Eski İngilizcedeki “değer (worth) atfetmek” anlamına gelen bir terimden geliyormuş anlaşılan– tapınmayı, Tanrı’ya bir şeyler verme eylemi olarak görmeye uygundur.
Kitap
Natan Değiliz Ama...
Bir krala günah işlediğini söylemek üzere Tanrı tarafından görevlendirilmek kulağa harika bir “hizmet fırsatı” olarak gelmez! Yetki mevkiinde bulunanlara gerçeği söylemek risk ve gelecekle ilgili belirsizlik getirir. Natan bunu yaşadı; hani, zina yapan Davut’u azarlamak ve tövbe fırsatı sunmak üzere görevlendirilen Natan (2Sa. 12:1-15). Kendisi görevini iyi yaptı ve Davut tövbe etti. Çoğumuz günah işleyen liderlerle yüzleşmeye çağrılmıyoruz. Yine de kilise liderlerinin günahları gazetede manşet haline geliyor bugünlerde.
Kaynak
Neyi Seviyorsan Osun: Alıntılar
James K. A. Smith ABD’de Calvin Üniversitesi’nde felsefe profesörü olarak görev almaktadır. Smith kültürel litürjilerin iyi olsun, kötü olsun, bizlere nasıl ve neyi sevmemiz öğrettiğinin kanısındadır. Aile buluşmaları, ulusal marş söylemek, hatta belirli bir futbol takımının taraftarı olmak gibi tekrarlanan uygulamalar yüreklerimizi belirli bir yöne yöneltir ve böylece bizlere kim olduğumuzu ve nereye ait olduğumuzu söyler. You Are What You Love (Ne Seviyorsan Osun) adlı bu kitapta, Smith Hristiyanlık içindeki uygulamaların (litürjilerin) İsa’nın bir öğrencisinin yüreğini şekillendirmenin gerekli bir unsuru olduğunu yazar. Okuyuculara sorduğu sorular, “Yüreklerimizi şekillendirmekte olan hangi “litürjilere” hâlihazırda katılıyoruz?” ve “Bu litürjilerin bizde yaratmakta olduğu değişimden memnun muyuz?” dur. Burada kitabın mesajını özetleyen alıntılar derlenmiştir.