Makaleler
Makaleler
Düşünce
Yirminci Yüzyıl Teolojisinde Üçlübirlik’le İlgili Önemli Bir Konu Gözden Kaçırıldı
Kilise tarihinde kilise babalarımız en önemli inanç bildirgelerinden (en önemli inanç bildirgesi ifadesi tartışılabilir) birini –İznik İnanç Bildirgesi’ni– savunduklarında Kutsal Kitap’a ve geleneksel imana dayanan Üçlübirlik doktrininin ve kilisenin tehlikede olduğuna inanıyorlardı.
Tarih
Kutsal Kitap’taki Kitapların Yazılış Tarihleri: İki Tablo
Kutsal Kitap tek bir yapıt olmasına rağmen 1500 senelik süreçte otuz beşten fazla kişi tarafından yazılmıştır. Hristiyanlar olarak bu insanların Kutsal Ruh’tan esin aldığını ve böylece Tanrı’nın kusursuz sözlerini kaydettiğini kabul ederiz (bkz. 2Ti. 3:16; İbr. 1:1; 2Pe. 1:20-21). Tanrı Kutsal Kitap’taki sözleri belirli kültürel ve tarihsel ortamları kullanarak esinledi. Bundan dolayı iyi bir yorumcu doğru bir yoruma varabilmek üzere kitabın ne zaman yazıldığını bilmelidir. Yazılış tarihlerini bulmayı kolaylaştırmak amacıyla bu makalede sunulan iki tablo hazırlandı.
Tarih
Tanrı’nın Sözü’nü Ezgiyle Okumak
Johann Sebastian Bach inanç beyanına göre Lüteryan’dı, kendi vardığı kanaatle de Lüteryan’dı, müzik icrasında da Lüteryan’dı. Leipzig’de kilise koro şefi olarak görevine başlamadan önce, Martin Luther’in teolojisinin en mühim noktalarının özetlendiği 1577 inanç bildirgesi Konkord Formülü’nü desteklediğini belirterek iki teolojik sınavdan geçmişti. Bach’ın ölümünden sonra oluşturulan kitap envanterinde Lüteryan teologların yazdığı büyük eserlerin yanı sıra, Luther’in çalışmalarından iki seri (biri Latince, biri Almanca) ve çeşitli yazılarından birkaç cilt de yer almaktaydı. Bach, sadece Luther’in teolojisinin özünü takip etmekle kalmayıp aynı zamanda Luther’in ilahi yazarı ve kilise müziğinin destekçisi olarak başardıklarını aktif olarak geliştirmek üzere Lüteryan geleneğe doğrudan sahip çıktı. Bach’ın biçtiği hasat, aslında bizzat Luther’in ektiği tohumdu.
Kaynak
Kutsal Kitap Teolojisi Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey
“Kutsal Kitap teolojisi” dendiğini duyan biri, Kutsal Kitap’a sadık bir teolojiden bahsettiğimi düşünebilir. Amaç kesinlikle Kutsal Kitap’ın gerçeğini yansıtmak olsa da, Kutsal Kitap teolojisi ilimi diğer teolojik yöntemlerden farklıdır. Örneğin, sistematik teolojinin hedefi Kutsal Kitap’ın belirli bir konu ya da sorun hakkında öğrettiği her şeyi derlemektir. Örneğin, Tanrı ya da kurtuluş hakkında Kutsal Kitap’taki her şey üzerinde çalışma yapmak, sistematik teoloji oluşturmasıdır. Tarihi teoloji çalışırken hedefimiz Hristiyanların yüzyıllar boyunca Kutsal Kitap ve teolojiden ne anlam çıkardıklarını anlamaktır. Bu amaçla Jean Kalvin’in Mesih doktrini üzerinde çalışabiliriz. Hem sistematik hem de tarihi teoloji çalışmanın önemli yollarından olsa da, Kutsal Kitap teolojisi farklı ve tamamlayıcı bir teoloji ilimidir.
Kitap
İnsanın Değeri
Ülkemizin ve dünyanın en büyük sorunlarından biri insanın değerinin yeterince anlaşılmaması ve yaşama tam olarak geçirilememesidir. Aslında birçok sorunun kaynağı insana hak ettiği değerin verilmemesidir. Bu sorun çözüldüğünde birçok diğer sorun da çözülecektir. Çünkü insanların değer gördüğü yerlerde insanlar kapasitelerini daha fazla kullanabilecekler ve birçok sorunun üstesinden gelebileceklerdir.
Kitap
Ağın Üzerinde Yaşamak: Kutsal Kitap Yorumunda Tümevarım Yönteminin Önemi
Kutsal Kitap’a dayalı teolojik sistem betonarme bir bina değil, boşluğun üzerine asılmış bir ağ gibidir. Ağı sağlam kılan şey, her bir ipin gerilime sahip olmasıdır. Kutsal Kitap’taki birçok konu da birbirine zıt görünen ifadeler olarak sunulur. Örneğin, Tanrı’nın mutlak yetkisi ile insanın özgür iradesi veya Tanrı’nın merhameti ile adaleti. Bunların arasındaki gerilim insanı gerçeğe bağlar. Ama biz insanlar daha çok ipin bir ucuna konup karşıdakilere saldırıda bulunmaktan hoşlanıyoruz ki bu da Mesih’in bedeninde ayrımcılığa ve uygunsuz bölünmelere yol açıyor. Oysa Tanrı bizi iman aracılığıyla bu ağın üzerinde yaşamaya çağırıyor. Çünkü Kutsal Kitap hakkında derinleşen anlayışımızla teolojimiz esnek yapıya sahip olabildiğinden dolayı, teolojik depremler geçirsek bile, ağın esnekliği ve konular arasındaki gerilim bizi düşmekten korur, teolojimizin yıkılmasını önler. Peki, teolojik sistemlerimiz yapılandırılırken tutumumuz nasıl olmalı? Bu makale bunu nasıl yapabileceğimize dair net fikirleri açıklar
Li-derkenar
Son Çünkü
Bağlaç. Yani cümlede iki düşünce arasında ilişki kuran yardımcı kelimeler: eğer, ile, çünkü, böylece, veya, ama gibi. Kubbealtı Lugatı’ndaki bağlaç maddesi şöyle diyor: “Yalnız başına anlamı olmayıp ... kelime öbeklerini veya cümleleri birbirine bağlamaya yarayan kelimeler.” Anlamsız ama işe yaramaz değil. Dahası var: Muharrem Ergin hoca bunların hepsinin Türkçeye yabancı olduğunu, dile sonradan göç ettiklerini söyler: “Türkçede aslında bağlama edatı yoktu. Bağlama edatları Türkçede sonradan ve yabancı dillerin tesiri ile ortaya çıkmıştır.” Süleyman’in Özdeyişleri kitabının yorumunda bağlacın çok önemli bir fonksiyonu vardır. Bunu daha yakın bir şekilde inceleyelim.
Kitap
Natan Değiliz Ama...
Bir krala günah işlediğini söylemek üzere Tanrı tarafından görevlendirilmek kulağa harika bir “hizmet fırsatı” olarak gelmez! Yetki mevkiinde bulunanlara gerçeği söylemek risk ve gelecekle ilgili belirsizlik getirir. Natan bunu yaşadı; hani, zina yapan Davut’u azarlamak ve tövbe fırsatı sunmak üzere görevlendirilen Natan (2Sa. 12:1-15). Kendisi görevini iyi yaptı ve Davut tövbe etti. Çoğumuz günah işleyen liderlerle yüzleşmeye çağrılmıyoruz. Yine de kilise liderlerinin günahları gazetede manşet haline geliyor bugünlerde.
Kitap
İtirazlar Ve Cevaplar Ekseninden İsa Mesih’in Tanrı Oğulluğu
İsa Mesih’in tanrılığı, Hristiyan teolojisinin en çok itiraz oluşturan konularından biridir. İsa Mesih’in kimliği aynı zamanda Hristiyan imanının özünü oluşturan öğretişlerden de biridir. Bu nedenle İsa Mesih’in hem Tanrı hem de insan olduğunu açıklamalıyız. Özellikle çevremizdeki Müslüman akrabalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız İsa Mesih’in kimliğini anlamakta zorlanabilirler ve çeşitli itirazlarda bulunabilirler. Hristiyanlar olarak insanları sevdiğimize göre ve Tanrı’nın gerçeğini herkesin anlamasını ve sadece anlamakla kalmayıp bu gerçeği benimseyerek İsa Mesih’e iman ederek sonsuzluk boyunca bol yaşama kavuşmalarını istediğimize göre İsa Mesih hakkında neye inandığımızı, nasıl inandığımızı anlatmaya devam etmeliyiz.
Tarih
Reform ve Tapınma
“Kiliseye Tanrı’ya tapınmak için gideriz, bu da bir şeyleri almakla değil, bir şeyler vermekle gerçekleşir.” Tanrı’nın halkının toplu tapınmasına dair böyle söylemler Hristiyan literatüründe ve Hristiyan sohbetlerinde bolca geçer. Bunlar kulağa ikna edici gelir. Ne de olsa Kutsal Yazılar “vermenin, almaktan daha çok mutluluk verdiği” konusunda bizlere güvence vermiştir. İngilizce “tapınma (worship)” kelimesi etimolojik olarak –Eski İngilizcedeki “değer (worth) atfetmek” anlamına gelen bir terimden geliyormuş anlaşılan– tapınmayı, Tanrı’ya bir şeyler verme eylemi olarak görmeye uygundur.